Ana Sayfaya dönmek için yukaridaki menunun ikinci maddesini seçebilirsiniz

 

Ekonomik Konjonktür

1. Ekonomik Konjonktürün Tanimi ve Özellikleri

Ekonomik konjonktürün tanimi üzerinde iktisatçilar arasinda tam bir görüs birligi olmasa da çesitli iktisatçilar çesitli tanimlar yapmislardir. Bunlara göz atarsak; G Haberler' e göre Konjonktür " refah ve bunalim dönemlerinin birbirini izlemesidir". A. G. Pigoua göre konjonktür istihdam düzeyindeki dalgalanmalardir". Mitchell ve Burns'a göre konjonktür "serbest tesebbüs nizamina göre örgütlenen uluslarin toplam ekonomik faaliyetlerindeki dalgalanmadir. A . Hansen'e göre ise konjonktür " bir ekonomideki istihdam ve milli gelir düzeyindeki dalgalanmalardir .
Ekonomik konjonktüre geçmeden önce ekonomik dalgalanmalari siniflandirip sonra konjonktür ve konjonktür dalgalanmalari kavramina geçmek daha dogru olur.

1.1 Ekonomik Dalgalanmalar

Ekonomik dalgalanmalar çesitli zaman periyotlarina göre farklilik gösterir. Su asamada bu ekonomik dalgalanmalari meydana geldikleri zaman periyotlarina göre siniflandirmak atilacak ilk adimdir. Bu siniflandirma

Ø Konjonktürel Dalgalanmalar ( Devirsel Dalgalanmalar)
Ø Arizi (Tesadüfi - geçici) Dalgalanmalar
Ø Mevsimsel Dalgalanmalar
Ø Trend
olarak yapabiliriz. Bunlara kisaca deginirsek

1.1.1 Konjonktürel Dalgalanmalar

Konjonktürel dalgalanmalar toplam ekonomik faaliyetlerde meydana gelen ve yenilenen fakat periyodik olmayan yani düzensiz genisleme ve daralma hareketleridir. Bu hareketler istihdam, fiyatlar, GSMH gibi tüm makro ekonomik degiskenlerde meydana gelirler. Ve hemen hemen ayni yönde ve ayni zamanda fakat farkli oranlarda hareket ederler. Konjonktürel dalgalanmalar genelde is çevrimi ( Business Cycle) olarak adlandirilir.

1.1.2 Trend

Trend bir çok yila ait ve belli periyottaki hemen hemen bütün ekonomik verileri niteliklerine göre analiz eden uzun seyirli yükselis ve inislerdir. Bu nedenle konjonktür dalgalanmalarina oranla daha uzun bir devreyi kapladigi görülür.

Ekonomik faaliyetler yillar itibari ile az ya da çok sabit bir oranda gelistiginde bu trend dogrusal olabilirken ekonomideki gelisme egilimleri tek tek sanayilerin ve isletmelerin gelisme egilimlerinin bilesimi oldugunda egrisel trend görülebilir.

1.1.3 Arizi Dalgalanmalar

Arizi Dalgalanmalar önceden tahmin edilmesi mümkün olmayan dissal etkenler nedeni ile ekonomik faaliyetlerde degismelere neden olan düzensiz dalgalanmalardir. Savas, yangin, kurallik, politik istikrarsizlik gibi tesadüfi etmenler düzensiz dalgalanmalara neden olarak gösterilebilir. Bu dalgalanmalar söz konusu oldugunda ekonomide karsilasilan hareketlerin varligi ve siddetini önceden kestirmek oldukça güçtür.

1.1.4 Mevsimsel Dalgalanmalar

Mevsimsel dalgalanmalar ticari ve ekonomik faaliyetlerde bir sene içinde meydana gelen ve periyodik olan yani basladigi noktaya geri dönen dalgalanmalardir. Bu dalgalanmalar sanayi üretiminde, tarimsal üretimde, tüketici talebinde ve fiyatlardaki degisikliklerde kendini gösterir. Bu dalgalanmalar mevsimler gibi dogal olaylar ile sosyal olaylara ve aliskanliklara bagli olarak gerçeklesir.

Dogal olaylar tarim kesimi yoluyla tüm ekonomiyi etkileme egilimi gösterirler örnegin yaz aylarinda hasat mevsiminde faaliyetlerin yükselmesi ile istihdam artarken kis aylarinda bu faaliyetlerin azalmasi issizlik yaratir. Turistik faaliyetler gibi bazi sosyal olaylar da dogal kosullara bagli olarak ekonomide hareketlilige neden olur.

1.2 Konjonktürel Dalgalanmalarin Özellikleri

Ø Konjonktürel dalgalanmalar kapitalizmle dogmustur. Serbest piyasa ekonomisinde ekonomik faaliyetler yürütülemeyeceginden arz ve talep dengesini saglamak mümkün olmayacak ve ekonomide dalgalanmalarla karsi karsiya kalinacaktir.
Ø Konjonktür genelde sanayilesmis ülkelerde sanayi sektöründe bas gösterir ve diger ülkelere sektörlere yayilir. Tarim ekonomisinin hakim oldugu ülkelerde buhranlar genelde daha uzun sürer ve devamli rutin bir hal alir.
Ø Konjonktürün standart yapisi ekonomide tekrar tekrar görülebilir. Bunun nedeni ekonomide yenilenen dalgalanmalar olmalaridir. Ancak bu dalgalanmalarin hiç biri periyodik degildir. Bu nedenle düzenli olarak önceden tahin edilebilir bir süreçte ortaya çikmazlar. Devam süreleri de ayni zaman periyodu içinde degildir ki bu dalgalanmalarin ekonomik faaliyetler üzerindeki yayilma mekanizmasi ile yakindan ilgilidir. Bu nedenle sona ermeleri de önceden kestirilemez.
Ø Konjonktürel dalgalanmalarin genisligi çok düzensizdir. Bir dalganin büyüme ve küçülme evresinin genisligi ayni degildir. Çünkü genislik rastsal yani dissal soklardan etkilenir. Fakat bu salinimlarin bir kaçi ayni anda dip yaptiginda daha büyük bir depresyon egrisi dikkate alinmalidir. Ortalama daralma evresi bir yil iken ortalama genisleme evresi dört yil devam eder. Tam bir çevrim ortalama bes yildir. Ancak bu konuda kesin bir zaman periyodu belirlenememektedir.
Ø Konjonktürel dalgalanma ekonomideki tüm degiskenleri etkiler ve az çok dalgalandirir. Ama bu dalgalanmalarda iki durum dikkati çeker. Birinci olarak ekonomide mevcut degiskenlerin hepsi milli gelire paralele olarak dalgalanmaz yani göstergelerin dalgalanmasinda zaman olarak çakisma yoktur. Bazi seriler genel konjonktür seviyesine öncelik eder (öncü seriler). Bazilari genel konjonktür serisi ie çakisirlar (çakisan seriler). Bazilari da geciken serilerdir. Bu serilere asagidaki örnekleri verebiliriz.

Öncü seriler;

- Siparisler
- Yeni kuruluslar
- Haftalik çalisma saatleri
- Konut yapimi ve insaat ruhsatlari
- Ise alinan isçi sayisi gibi

Çakisan Seriler

- Istihdam Düzeyi
- GSMH
- Sirket Karlari
- Ulasim
- Gelir ve fiyatlar

Geçiken Seriler

- Parekende satislar
- Tüketici borç ödemeleri
- Faiz haddi
- Ücretler
- Tüketici kredileri

Ikinci olarak ekonomik konjonktür nedeni ile serilerde görülen dalgalanama siddetleri de farkliliklar gösterir. Örnegin hammadde fiyatlarindaki dalgalanma perakende fiyatlarindaki dalgalanmalardan daha siddetlidir. Ayni sekilde kar gelirleri ücret ve rant gelirlerinden daha siddetli bir dalgalanma gösterir.

1.3 Konjonktürün Nedenleri

Konjonktür dalgalanmalarinin çok sayida nedeni vardir. Bunlari içsel ve dissal nedenler olarak iki kategoride toplayabiliriz. Bu nedenler talep ve arz soklarina yol açarak konjonktürü harekete geçirmektedir.

1.3.1 Içsel Nedenler

Konjonktür dalgalanmalarini harekete geçiren içsel nedenler sistemin ürettigi ve onun dinamiginden kaynaklanan nedenlerdir. Konjonktürün içsel nedenlerinden en önemlileri

Ø Tüketici gelirlerinde ve buna bagli olarak tüketim harcamalarinda meydana gelen degismeler
Ø Enflasyon beklentisinde ve faiz hadlerinde degismeler.
Ø Yatirim harcamalarinda degismeler
Ø Para arzinda degismeler
Ø Ihracat ve ithalatta degismeler
Ø Döviz kurunda degismeler
Ø Kredilerde genislemeler veya daralmalar
Ø Stoklardaki degismeler
Ø Ücretlerde yükselmeler

1.3.2 Dissal Nedenler

Konjonktürün dissal nedenleri ise ekonominin isleyisi ile ilgili olmayi sistem disinda ortaya çikan fakat talep ve arz soklari ile konjonktürü harekete geçiren etkenlerdir. Pek çok sayida dissal etken sayilabilir. Burada en önemli olanlara deginirsek

Ø Savas veya savas tehdidi
Ø Politik çalkantilar ve istikrarsizlik
Ø Seçim dönemi
Ø Nüfus artisi ve göçler
Ø Teknik buluslar ve yenilikler
Ø Iklim kosullarinda ciddi degismeler ve bundan kaynaklanan üretim düsüsü ve bollugu
Ø Zevklerde ve modada degismeler
Ø Psikolojik etkenler

1.4 Konjonktür Devresi

Konjonktür dört evrede incelenmekte ve bu dört evre konjonktür devresini olusturmaktadir. S. Arene göre konjonktür devresi iktisadi faaliyet hacminin birbirini izleyen iki en düsük noktasi arasindaki mesafedir. Bir konjonktür devresi düzenli tahmin edilebilir veya tekrarlanan olaylar degildir. Zamanlamasi da tesadüfidir. Konjonktür devrelerinin süreleri, siddetleri, ekonomik degiskenlere etkileri ve cografi yayilislari açisindan bir çok fark gösterirler. Sonuç olarak hiç bir devre öncekinin tamamiyla aynisi degildir. Ve her devrenin kendisine has özelligi vardir. Bu nedenle bir konjonktür devresinin önceden öngörülmesi çok zordur. Genel olarak bir konjonktür devresi su asamalardan olusur.

Ø Genisleme ya da refah
Ø Duraklama ya da gerileme
Ø Bunalim ya da dip
Ø Canlanma

Ekonomik faaliyetlerin en yüksek oldugu noktaya doru zirve ya da boom, en düsük oldugu noktaya da kriz noktasi denir.

Simdi bu evrelerin özelliklerine bakarsak

1.4.1 Genisleme ya da Refah

Bir konjonktür devresinin genisleme evresinde öze çarpan ilk degisim firmalarin yasadigi rekor düzeyde satis ve elde ettikleri karlardir. Dolayisi ile üretimde artis gözlenir. Karlar ve ücretlerin artmaya baslamasiyla talep artar. Dolayisi ile gelir de artar böylece yatirimlarda artis olur çalisanlar islerinde güvence altindadir ve tüketime yönelirler.

1.4.2 Duraklama ya da Gerileme

Bir konjonktür devresinde canlanma evresinden sonra meydana gelen bir gerileme bazen finansal bir panik ve güvensizlik ortami ile iliskilidir. Canlanma evresinin en son asamasinda enflasyon bir tehlike isareti olarak dikkate alinmaktadir. Bu devresel kararsizlik ortalama yatirim oranini azaltmakta büyüme oranin da ve teknolojik gelisme oraninda azalmaya neden olmaktadir.

Bu gerileme ya da ekonomik anlamli daralma en basit sekli ile GSYIH' da ard arda meydana gelen iki tane üç aylik dönemdeki inis yönlü bir hareket olarak tanimlanir. Bu tanimlama uygulamada iyi sonuç verse de aylik verilere uygulanamamaktadir. Çok genis bir alanda kabul gören Ulusal Ekonomik Arastirma Bürosu'na (NBER) ait tanimlamada gerileme sanayi üretimi istihdam gelir ve toptan-perakende satislar gibi ekonomi üzerinde yayilan aktivitelerde bir kaç aydan daha kalici süreli bir inis hareketidir.

1.4.3 Bunalim ve Dip

Ekonomide hemen hemen her faaliyetin kötüye gittiginin görüldügü bir evredir. Gelir ve istihdam her üç aylik dönemden sonra daha çok küçülme egilimindedir. Bunun siopnucunda toplam talebin azalmasiyla ekonomide meydana gelen daralmanin hiz kazandigi ve derin bir dip noktasiyla bunalima girdigi görülmektedir. Iflas eden ya da küçülmeye giden isletmeler nedeni ile yukari dogru hareket eden tek makro ekonomik degisken issizlik oranidir. Bunu da gelir düzeyinin düsmesi takip eder.

1.4.4 Canlanma

Stratejik ögelerde degisme ya da kamu müdahalesinin basarisiyla üretim artmaya istihdam düzeyi yükselmeye baslar. Ilk önce sinai üretim ve ham madde fiyatlari birlikte artar. Bu artis hizmet üretiminde de izlenir. Ekonomide gözlemi yapilabilecek her ögede canlanma, gelisme ya da ilerisi için bir hazirlik kendisini gösterir. Gelecege güven ve girisimci sayisi artar. Kuruluslarin sayisi da artma egilimi gösterir.

1.5 Ekonomik Konjonktür Teorileri

18 yy sonlarindan baslayarak günümüze kadar devam eden ekonomik dalgalanmalar ile bu tartismalarda henüz bu dalgalanmalarin olusum nedenleri, yapisi, ekonomide yaratacagi etki konusunda henüz bir görüs birligine varilamamis ve bunlara tam anlamiyla cevap verebilecek bir teori gelistirilememistir. Konjonktüre neden olan bu etkenler ile konjonktür arasindaki nedensellik iliskisi konjonktür teorileri ile açiklanir. Konjonktür teorileri iki kategoride siniflandirilmaktadir.

Ø Içsel Konjonktür Teorileri
Ø Dissal Konjonktür Teorileri

Içsel konjonktür teorileri dalgalanmalari içsel nedenlere baglamaktadir. Ekonomik faaliyetlerdeki bazi gelismeler örnegin tüketim harcamalarinda, yatirimlarda, para arzinda
döviz kurlarinda, faiz oranlarinda degismeler konjonktürü harekete geçirmektedir. Ileride daha genis deginilecegi için simdi kisaca bunlara Keynesyen ve Monetarist iktisatçilarin konjonktür teorilerini örnek verebiliriz. Keynesyen iktisatçilar konjonktür dalgalanmalarinin nedeni olarak yatirimlardaki degismelere fazla önem verirken, monetarist iktisatçilara göre konjonktür dalgalanmalarinin temel nedeni para talebi ile baglantili olmayan para arzi degismeleridir. Yeni klasik iktisatçilar ise konjonktür dalgalanmalarinin nedenlerini arz soklari yaratan reel etkenler olarak görürler.

Dissal konjonktür teorileri adindan da anlasilacagi gibi konjonktür dalgalanmalarini ekonomik sistemin isleyisi ile ilgili olmayan dissal nedenlere baglarlar. Ani politik degisimler, seçim kararlari, uluslararasi platformlarda bas gösteren anlasmazliklar, bunalim ve savas olasiligi konjonktüre sebep olur.

Konu ile ilgili teorilerin siniflandirilmasinda tam bir görüs birligi olmamasina karsilik bu siniflamalardan en yaygin kullanilani konjonktürel dalgalanmalarin kaynagindaki ana degiskenin toplam talep veya toplam arz soklari olmasina göre teorileri toplam arz ve toplam talep teorileri diye siniflandiran yaklasimdir.

Konjonktür teorileri ekonomik teoriler ve siyasi teoriler olarak incelenebilir .

1.5.1 Ekonomik Teoriler

1.5.1.1 Keynes Öncesi (Klasik Okul)

Sanayi devriminde (18.. yy in ikinci yarisi ) büyük buhrana kadarki dönemde iktisadi hayatta klasik okul egemendi. Bu okulun görüsleri ise Say yasasi olarak bilinen Her arz kendi talebini yaratir" görüsüne dayanir. Say yasasina göre her arzin kendi talebini yaratacagini talep edersek üretilen her mal satilir ve ekonominin tam istihdamda oldugu gizli varsayimi yapilir. Dissal etkenler olmadigi sürece ekonominin üretim yatirim tasarruf gibi büyük davranislari üretilen her türlü mal hizmet birimini satin almak için yeterli gelir be talebi yaratacaktir. Burada servet saklama araci degil (deger ölçüsü degil), degisim ölçüsü oldugu kabul edilir. Para Say yasasina göre bir araçtir ve yansizdir.

Klasik okul arz yönü üzerinde durur. Bu okula göre krizlerin temel nedeni kendi kendine dengeye gelebilen ekonomiye yapilan gereksiz ve yanlis devlet müdahaleleridir .

1.5.1.2 Keynesyen Okul
1936 yilindaki Keynesyen devrim ile ekonomik denge teorisini yapisinda konjonktürel dalgalanma anlayisinda degisiklikler meydana gelmistir. Keynesyen okulun konjonktür teorilerini üç ana baslik altinda isleyebiliriz.
1.5.1.2.1 Geleneksel Keynesyen

Kisa dönemli bir analiz olan Keynesyen teoride konjonktürel dalgalanmalar degisen kar beklentileri ve yatirim hareketleri ile iliskilendirilmektedir. Keynesyen teoride üretim ve istihdam üretim talebi tarafindan belirlenmektedir. Üretim talebi ise tüketim talebi ve yatirim talebinden dogar. Tüketim düzeyi daha çok gelir düzeyine baglidir. Gelir yükseldiginde tüketim mutlaka artar ama bu artis gelirdeki artis kadar olmayacaktir. Yani gelir artarken tasarrufta artacak bu ekonomide degismelere yol açacaktir.

Keynesyen iktisatçilar konjonktür dalgalanmalarinin nedeni olarak yatirimlardaki degismelere fazla önem verirler. Ekonomide istihdamin kolayca ve düzenli gelismesini saglayici mekanizmalarin bulunmamasi üzerinde dururlar. Yatirimlarin faiz esnekligi düsüktür. Ücret ve fiyatlar asagi dogru esnek degildir. Bunlar ekonomide dalgalanmalara neden olurlar.

1.5.1.2.2 Post Keynesyen

1970'li yillarda öne çikmistir. Post Keynesyen düsünce Avrupa ve Amerikan Post Keynesciligi olarak ikiye ayrilir. Avrupa Post Keynesgilleri büyüme-bölüsüm Amerikan Post Keynesgilleri ise parasal dinamiklere önem verirler. Post Keynesyen iktisatta deginilmesi gereken en önemli nokta para arzinin içselligi yaklasimidir. Parasal etkinin kaynagi merkez bankasi ise para arzi dissal piyasalar ise isseldir. Bu teoriye göre para arzi bir otorite tarafindan degil firmalarin bireylerin bankalarin davranislari sonucunda ekonomik hayatin gereksinmelerince belirlenir. Yani para arzi içseldir.

Post keynesyenler incelenen konu ile ilgili bilgi olmamasi veya eksik bilgi olmasi nedeniyle gelecegin bilinmeyebilecegini , gelecegin olasilik hesaplari ile hesaplanamayacagini belirterek ekonomik krizlere belirsizlik temelinde yaklasirlar. Bu noktada Rasyonel Beklentiler Teorisini elestirirler

1.5.1.2.3 Gayri Mesru Keynesyen

J. Robinson' un gayri mesru Keynescilik dedigi iktisat yaygin olarak P. Samuelson'un Neo Klasik sentez seklindeki tanimiyla aynidir.
Neo Klasik sentez toplam talebin Keynesyen teorisi ile toplam arzin klasik teorisini birlestirmektedir. Bu teoriye göre issizligin ortaya çikis nedeni nominal ücret yapiskanliginin , reel ücretlerin denge degerlerine göre olan ayarini engellemesinden kaynaklanir. Neo Klasik sentez gerçek bir sentez olmayip sadece Neo Klasik Iktisadin bazi makro Keynesyen degerlerle yeniden ifade edilmesidir.

1.5.1.3 Monetarist Okul

Monetarizm (parasalcilik) veya Modern Miktar Teorisi, 1960' li yillarin ikinci yarisindan itibaren M. Friedman ve A. Schwartz önderliginde Keynesyen teoriye elestiri olarak gelistirilmis bir teoridir.

Monetarist iktisatçilara göre ekonomideki dalgalanmalara neden olan, para talebi ile baglantili olmayan para arzi degismeleridir. Yani kisaca parasal degismelerdir. Bu görüse göre üretimi, istihdami ve fiyatlar genel seviyesini belirleyen temel unsur para arzinda meydana gelen degismelerdir. Ekonomide para arzi artarsa tüm mal ve hizmetlere ve finansal aktiflere talep artar. Bunlarin fiyati yükselir faiz orani düser. Faiz haddindeki düsme tekrar yatirim talebini uyararak milli gelirin daha yüksek oranda yükselmesine sebep olur. Monetarist iktisatçilara göre (M. Friedman A. Schwartz) gelirdeki dalgalanma orani para arzindaki dalgalanma oranindan daha yüksektir. Para milli gelir üzerinde büyük bir kaldiraç etkisine sahiptir.

Monetaristlere göre piyasa dengede oldugundan devletin müdahalesine gerek yoktur. Yani rijit fiyatlar kabul edilmelidir. Konjonktür dalgalanmalarinin nedeni devlet müdahaleleridir. Monetarist iktisatçilara göre parasal ücretler fiyatlardaki degismeye çok kisa sürede ayarlanir. Ekonomi kendiliginden tam istihdama gelir.

1.5.1.4 Yeni Klasik Okul

Yeni klasik iktisatçilar konjonktür dalgalanmalari nedenlerini arz soklari yaratan reel etkenler olarak görürler. Olagan disi iklim kosullari, yeni üretim teknikleri, yeni ürünler, ham madde kaynaklarindaki beklenmedik yükselmeler arz soklari yaratir. Bu arz soklari üretimdeki ve fiyatlardaki dalgalanmalari harekete geçirir.

1.5.1.4.1 Yeni Klasik Konjonktür Modeli ( Rasyonel Bekleyisler Teorisi )

Yeni klasik okulun iki temel varsayimi vardir.

Ø Ekonomideki tüm karar alma birimleri için geçerli kabul edilen Rasyonel Bekleyisler Teorisi
Ø Tüm piyasalarda (tam rekabet varsayimi altinda) tam esnek fiyatlar ve ücretler

Rasyonel Bekleyisler konjonktür teorileri, parasal ücretlerin beklenen fiyat düzeyi tarafindan belirlendigi görüsüne dayanir. Yeni Klasik görüs toplam talepteki dalgalanmanin baslica nedenini toplam talepteki beklenmeyen dalgalanmalar yani degismeler olarak görür.

Rasyonel bekleyisler Teorisi'nin kurucusu olan Robert Lucas'in modelinin üç temel varsayimi vardir.

Ø Piyasalar temizlenmektedir
Ø Beklentiler rasyoneldir
Ø Ekonomik birimlerin ekonomi konusundaki bilgileri tam degildir.

Buna göre tüm gerekli parasal düzenlemeler tahmin edilebildikleri kadariyla hemen dogru algilanir ve basta fiyat olmak üzere iliski, nominal degiskenlerdeki ayni oranda degisimle karsilanir. Sadece tesadüfi parasal uyarmalar fiyat sürprizlerine yanlis hesaplamalara yol açar. Zaten fiyat sürprizleri ve yanlis hesaplamalar bu teoride reel degiskenlerdeki konjonktürel dalgalanmalari açiklamak için gerekli bir gelismedir. Sonuç olarak dalgalanma yaratan ana mekanizma sürpriz arz iliskileridir.

1.5.1.4.2 Reel Konjonktür Teorileri (Reel Buiness Cycle)

Reel konjonktür dalgalari teorisine temel olusturan çalismalardan biri olan Kydland ve Prescott (1982) çalismasi; bir grup ekonomik zaman serisinde meydana gelen devresel degisiklikleri bir denge büyüme modeli kullanarak açiklamistir. Büyüme ve Konjonktürel Dalgalanma teorisini birlestiren bu yaklasim istihdamdaki dalgalanmalari konjonktürel dalgalanmalarin merkezine yerlestirmistir.

Reel konjonktür teorisi ekonomide meydana gelen konjonktürel dalgalanmalari parasal soklardan (veya talep soklarindan) daha çok reel soklarla (veya arz soklariyla) iliskilendirmektedir. Bu reel soklar yeni üretim teknikleri ve yeni ürünler, kötü hava kosullari, yeni ham madde kaynaklarinin kesfi vb gibidir. Teknolojik degisimleri ise konjonktür dalgalanmalarinin arkasindaki en önemli etken olarak kabul edilmektedir. Reel konjonktür teorisine göre teknolojik soklar iki çesittir. Ekonomiyi daraltan negatif soklar ve ekonomiyi genisleten pozitif soklar.

Reel konjonktür teorisi konjonktürel dalgalanmalar konusundaki en yeni çalismalardan biridir ve konu ile ilgili önemli bilgiler vermektedir. Ancak teorinin elestiri aldigi yanlar da vardir. Bunlar; teknolojik soklarin tek basina ekonomik dalgalanmalara olamayacagi, paranin yansiz olmasinin kabul edilemeyecegi ve talepteki degismelerin es geçilemeyecegidir.

1.5.1.5 Yeni Keynesyen Okul

Bazi iktisatçilara göre gelistirilmis yeni Monetarizm , bazilarina göre yapiskanlik- sürtünme- rijitlik ilaveli Yeni Klasik Iktisat olarak kabul edilen Yeni Keynesyen Iktisat 1960'larda temeli atilip 1980'lerde Rasyonel Beklenti Görüsü ile birleserek bazi Keynesyen sonuçlara ulasmistir.

Bunlara göre ekonomik sistem istikrarsizlik gösterdiginden dolayi, devletin müdahalesine ihtiyaç vardir. Çünkü klasiklerin iddialarinin tersine bu sistemde düzenleyici güçler yoktur. Para arzi da ekonomide ikinci derecede bir rol oynadigindan, para arzini kontrolle yetinen parasal politikalar yetersizdir.

Istikrari saglamak için üzerinde durulacak temel degisken toplam taleptir(C+I+G+X-M). Devlet maliye politikasi ile istikrari saglamalidir. Yoksa ekonomi bunalimdan kendi halinde çikamaz.

Yeni keynesyen teori fiyat ve ücretlerdeki yapiskanligi rasyonel beklentilere sahip oldugu varsayilan firmalarin ve çalisan kisilerin çikarlari ile açiklamaktadir. Yeni Keynesyenler ekonomik dalgalanmalara öncelik maliye politikasinda olmak üzere para ve maliye politikalari ile çözüm ararlar.

1.5.2 Siyasi Konjonktür Teorileri

Siyasi konjonktür dalga teorisine göre konjonktürel dalgalanmalar yetkili siyasi partilerin veya siyasilerin, seçmenlerin ilgisini çekmek için yürüttükleri üretim tüketim veya is odakli politikalardan kaynaklanir.

Siyasi konjonktür dalgalanmalari modelleri ile ilgili yaklasimin temeli, politik seçimlerle konjonktürel dalgalanmalar arasinda baglanti kurulmasina dayanir.

Siyasi konjonktür dalgalanmalari;

Ø Bütün hükümetler seçimleri kazanmayi amaçlarlar, bu amaç dogrultusunda oylari en yüksek seviyede tutmayi amaçlarlar
Ø Seçmenler büyük ölçüde ekonomik gidisata göre tercih yaparlar ve bu tercih seçmenlerin davranisina yansir.
Ø Hükümetler yeniden seçilme sansini arttirmak için ekonomiyi etkileyebilirler

temel varsayimina dayanir.

Dolayisi ile bu teorilerin temel mantigi; yeniden iktidara gelmek isteyen hükümet mensubu politikacilarin, seçim öncesi enflasyon pahasina üretim ve istihdami arttiracak genisletici bir politika izlemeleri ve seçim sonrasi tam tersi yönde ekonomiyi daraltici yönde para politikasi devreye sokmalari sonucu olusan ani degisikliklerin konjonktürel dalgalanmalari olusturmasidir. Çünkü beklentiler ve yanlis bilgilendirmelerden dolayi rasyonel olmayan seçmen davranisinin kisa dönemde refahi ödüllendirdigi, daralma ve bunalimi cezalandirdigi inanci vardir.

Murat Ertugrul