Philips Eğrisi Üzerine Deneme

1999 mayıs 2000 Tarihi'nde piyasalar yüksek   enflasyon oranı  beklentisi içersindeydiler. Merkez Bankası'nın özel sektör temsilcilerine yönelik olarak yaptığı iktisadi yönelim anketine göre , yıl sonu enflasyon oranı beklentisi yüzde 46 - 60 arasındaydı. Yüzde 45 ila 60 arasında değişen bu enflasyon oranı beklentisi hükümetin belli bir enflasyon oranı ve işsizlik oranı bileşimini seçme imkanını ortadan kaldırıyordu.

 

İktisat politikası oluşturulurken işsizlik oranları ve enflasyon oranları kombinasyonları belirlenmesi P.A Samuelson ve R Solow'un   Philips Eğrisi üzerine yaptığı çalışmalar ile başlamış daha sonra enflasyon beklentilerin de analize katılması ve pratikte işsizlik ve  yüksek oranlı enflasyonun bir arada görülmesi ile birlikte P.A Samuelson ve                 R Solow'un Philips Eğrisi  analizi geçerliliğini kaybetmiştir.

 

Samuelson ve Rostow'un üzerinde çalıştığı Philips Eğrisi Londra Ekonomi Okulu'ndan Profesör A.W. Philips'in çalışmaları sonucu ortaya çıkmıştı. Philips Birleşmiş Krallığın verileni kullanarak  1861-1913 ,1913-48,1948-57 dönemleri  için işsizlik oranı(w) ile parasal ücret enflasyonunu (u) inceledi. Açık olan sonuç bu iki değişken   (parasal ücret-işsizlik oranı) arasında 100 yıldır istikrarlı ve ters yönlü bir ilişkinin varlığıydı.

 

Samuelson ve Rostow Philips eğrisi analizlerinde orijinal Philips Eğrisi'nde kullanılan parasal  ücret enflasyonu değişkeni yerine yıllık enflasyon oranlarını değişken olarak kullandılar.

 

Şekilde görüldüğü gibi Philips eğrisi enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ters oranlı ilişkiyi göstermektedir[1]. Şekle göre İ0 enflasyon  oranında; o ekonomideki işsizlik oranı Uo düzeyindedir. Hükümetler enflasyon oranını İ1 düzeyine çıkarmak pahasına işsizlik oranını Uo düzeyinin altında olan U1 e getirebilirler.

Şekil 1


Tablo 1

 

Philips Eğrisi Analizini ve  bu analize gerek Monetarist  iktisatçılar gerekse Rasyonel Beklentiler Yaklaşımı'nı benimseyen iktisatçılar tarafından getirilen eleştirileri,  Türkiye Ekonomisi verileri kullanılarak oluşturulmuş Philips Eğrisi'nde açıklayabilir aynı zamanda  teorinin Türkiye Ekonomisi gerçekleri ile çelişen ve/veya benzeşen taraflarını görülebilir. 1988-

2000 dönemi Türkiye verileri kullanılarak oluşturulan serpilme diyagramında enflasyon oranı ve işsizlik oranı çiftlerinin genel gidişi görülebilir[2].   Enflasyon oranı  ile İşsizlik Oranı arasında korelasyon negatiftir.  Yani enflasyon oranı artarken işsizlik oranı azalmaktadır.

 

 

 

Şekil 2


 

 

Yukarıdaki veriler için Pearson Korelasyon Katsayısı -0,166179'dir. Yani  Türkiye'de enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasında -Philips Eğrisi'nin ifade ettiği gibi- ters yönlü biri ilişki vardır ama bu ilişki oldukça zayıftır.

 

Türkiye'deki enflasyon oranı ile işsizlik oranı arasındaki ilişkinin fonksiyonel şekli Regresyon Analizi ile belirlenebilir. Türkiye örneği için işsizlik oranı ile enflasyon oranı arasındaki ilişkinin denklemsel biçimi

U=8,240-0,009i 'dur.  

 

.  

 

 

Tablo2

              

 

 

 

Tablo3

 

    

 

a=    

 

U=8,240-0,009i

 

 

 

 

 

 

Regresyon Analizi'nin önemi; belirli bir enflasyon oranının hangi işsizlik oranı değerini ortaya çıkaracağını tahmin etmesindendir. Örneğin   yıllık %80 enflasyon oranı için işsizlik oranı %7,52 tahmin edilmektedir. Veya Enflasyon oranın %20 e düşmesi halinde işsizlik oranı tahmininin alt ve üst sınırlarları (örn %99 ihtimalle) bulunabilir.

 

Şekil

U=8,240-0,009i

 

U=8,240-0,009*80   U=7,52

% 20 Enflasyon Oranı İçin İşsizlik Oranı Tahmini

U=8,240-0,009i     U=8,240-0,009*20   U= 8,06

 

       Sy=0,135

 

 

       7,71<Y'< 8,40

Yani % 20 oranındaki enflasyon oranı için işsizlik oranı 7'71 ila 8,40 arasında değişebilir. İşsizlik oranın bu sınırların dışında gerçekleşme ihtimali sadece %1 dir.

 

 

 

Şekil

 

 

Tahmini işsizlik oranları "En Küçük Kareler Yöntemi"  uygulanarak elde edilen U=8,240-0,009i denklemine göre hesaplanmış işsizlik oranlarıdır.

Örneğin 1988 yılı enflasyon oranı %70,50 ise tahmini işsizlik oranı

U=8,240-0,009*70,50=7,61 dir  

 

 

Philips Eğrisi Analizi'ne  göre 18 Nisan sonrası kurulacak hükümet için enflasyon oranını yukarı çekmek pahasına işsizlik oranın düşürme şansı vardı. 1998 yılı için enflasyon oranı % 64 . Hükümet genişletici para ve maliye politikaları ile Enflasyon oranında beklenmeyen bir artışa neden olabilir örneğin enflasyon oranının % 80 e çıkmasına izin verebilirdi. Bu durumda  enflasyon oranındaki bu beklenmeyen artışa karşın işçiler ücretlerini yeni duruma göre hemen ayarlayamayacaktı[3]. Dolayısı ile reel ücretlerde bir düşme söz konusu olacaktı. Reel ücretlerdeki düşüş ile birlikte işverenlerin emek talebi artacak, istihdam artışı ile birlikte toplam üretim miktarı yükselecekti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.



[1] Philips kendi analizlerinde değişkenler olarak parasal ücret enflasyonu ve işsizlik oranlarını kullanmıştır. Philips'in çalışması sonucu elde ettiği eğriye "Orijinal Philips Eğrisi" diyebiliriz. Daha sonra Samuelson ve Rostow  kendi çalışmalarında, Orijinal Philips Eğrisi'ndeki parasal ücret enflasyonu değişkeni yerine enflasyon oranı değişkenini kullanmışlardır.   

[2] 1994 yılında yaşanılan ekonomik kriz nedeni ile o yıla ait veriler yüksek oranlı dalgalanma göstermiştir. Bu nedenle 1994 yılı verileri analizin dışında bırakılmıştır.

[3] Ücretlerin belirli dönemler (yıllık, altı aylık) iti bari ile belirlenmesinden dolayı, enflaasyon oranındaki beklenmedik bir artış sonucu işçiler ücretlerini hemen değiştirememektedir.