PARA POLİTİKASI STRATEJİLERİ
Burak BABACAN
Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli
Özet
Döviz
kuru rejimi belirlenmesi , merkez bankası bağımsızlığı ve para politikası
rejimi olarak merkez bankalarınca belirli bir temel ekonomik değişkenin
değerinin hedeflenerek kamuya deklare
edilmesi para politikasına damgasını vuran konulardır. Birbirleri ile bağlantılı bu üç kavram
bağlamında alınacak kararlar enflasyonun seyri üzerinde belirleyici etkiye
sahiptir. Döviz kuru rejimleri; döviz kurunun merkez bankasınca sabitlenmesi, döviz
kurunun serbest piyasada dalgalanmaya bırakılması ve hatta dolarizasyon olgusu veya parasal
birliğe varma gibi değişen bir yelpaze içinde tanımlanabilir.
Sabit döviz kuru sistemi enflasyonu azaltmada ve döviz kurlarının belirli
sınırlar içinde değerinin düşmesinde etkili olabilir ancak genelde büyük devalüasyolarla
karakterize edilmektedirler. Merkez
bankasının bağımsızlığı; para arzının ayarlanmasında para politikasını politik
baskıdan izole etmek için yasal yapının oluşturulmasıdır. Merkez bankası
bağımsızlığı istikrarlı döviz kurları ve enflasyon oranları ile yakın
ilişkilidir. Para Politikası olarak
hedef deklaresi ise ekonomiye ilişkin bazı temel değişkenlerin sabitlenerek fiyatlar genel seviyesinde istikrara
ulaşılmaya çalışılmasıdır. Hedef deklaresi şeffaflık ve enflasyonun azaltılması
ile ilgilidir. Bu çalışmanın amacı para politikası stratejilerini
tanımlayarak özel sektör enflasyon beklentilerinde
istikrarı sağlayabilecek taahhüt
mekanizması oluşturabilecek döviz kuru ayarlamaları, merkez bankasınca deklare
edilen hedefler ve merkez bankasının bağımsızlığına ilişkin konularda bir kararlar kompozisyonu oluşturabilmektir.
1. Giriş
Son yıllarda merkez bankalarının kanunlarında yapılan değişiklikler, para politikasının temel amacının uzun dönemde fiyat istikrarının sağlanması olduğu konusunda konsensüse varıldığını göstermektedir. Burada temel problem bu hedefe ulaşmak için hangi para politikası stratejisinin en iyi olduğunu belirleyebilmektedir. Eğer amaç fiyatlar genel seviyesinin istikrarını sağlamaksa, öncelikle enflasyon olgusu tartışılmalı ve daha sonra alternatif para politikası stratejileri arasından ekonomiyi durgunluğa ve olası bir finansal krize götürmeden bu problemi en etkin şekilde çözen para politikası rejimi seçilmelidir. Bu doğrultuda ilk önce enflasyon tanımlanıp dinamikleri ortaya konmaya çalışılmıştır.Buradan elde edilecek bulgular para politikası stratejilerinin hangi özelliklere sahip olması gerektiğini belirlemek açısından önemlidir. Ve ilerleyen bölümlerde enflasyona neden olduğu düşünülen dinamikleri ortadan kaldırmak için kullanılan para politikaları stratejileri merkez bankası bağımsızlığı, şeffaflık, esneklik, hesap verilebilirlik,güvenilirlik kavramlarını da içine alacak şekilde tartışılmıştır.
2. Enflasyon ve Para Politikası Stratejileri İlişkisi
Enflasyon klasik tanımıyla fiyatlar genel düzeyindeki sürekli artışlardır[1]. Bu tanımdan şu anlaşılmalıdır ki fiyat seviyesindeki bir defalık artışlar enflasyon değildir. Örneğin petrol gibi ithal edilen bir hammaddenin fiyatının artması veya ücretlerdeki tek seferlik bir atış sonucu fiyatlar genel seviyesindeki bir artış enflasyon olarak algılanmamalıdır. Gerek ithal edilen hammadde fiyatlarının artması gerekse ücretlerin artmasını arz şokları olarak adlandırırsak bunlar bir yandan fiyatlar genel seviyesinde artışa neden olurken bir yandan da resesyonist açık yaratarak gelirin tam istihdam seviyesisin altına inmesine yol açarlar[2]. Bu noktada merkez bankası parasal genişleme yoluyla daha yüksek fiyat seviyesi pahasına resesyonist açığı kısa dönemde giderebilir. Kısa dönemde para politikaları ile tam istihdamın sağlanabilmesi kolaylığı siyasi kadroların ilgisini çekerek, siyasi kadroların merkez bankasına etki etmek suretiyle sürekliliği olan arz şokları karşısında bunların yarattığı problemleri gidermek için her seferinde genişletici para politikası uygulanmasını teşvik eder.Bu ise enflasyona neden olur. Merkez bankalarının ekonomide resesyona neden olan etkenler ortaya çıktığında tutumlarını bu şekilde devam ettirmesi halinde iktisadi birimler gelecekte dönemlerde de merkez bankasının aynı tutumu devam edeceğini düşünürler dolayısı ile kalıcı enflasyon beklentilerine sahip olurlar. Yani merkez bankası genişletici para politikası uygulamasa bile sanki uygulayacakmış gibi fiyatlar genel seviyesinin artacağını düşünürler. Bu süreç enflasyonu önlemede uygulanacak para politikası stratejisi belirlerken iki konuya odaklanmak gerektiğini göstermektedir. İlk olarak uygulanacak para politikası stratejisi enflasyon beklentilerini kırabilecek özelliğe sahip olmalıdır. İkinci olarak ortada iradi bir sorun vardır. Parasal genişlemeci politika uzun dönemde enflasyon yaratırken , kısa dönemde daha yüksek büyüme ve istihdam sağlar[3] . Siyasi kadro bu kısa dönemli faydayı geri çevirecek iradeyi gösterememektedir. Fakat bugün iktisat, siyasi kadroların bu iradesizliğini ortadan kaldıracak çözümü merkez bankası bağımsızlığı ve nominal çıpa kavramları ile elde etmiştir.
Bugün üzerinde çokça tartışılan döviz kuru hedeflemesi , faiz oranı hedeflemesi, nominal gelir hedeflemesi, parasal hedefleme ve enflasyon hedeflemesi alternatif para politikası stratejileridir. Bunların ortak özelliği merkez bankası bağımsızlığı desteği altında ekonomideki temel bir değişkeni nominal çıpa olarak kullanıp enflasyon beklentilerini kırmak suretiyle fiyatlar genel seviyesinde istikrarı sağlamaya çalışmalarıdır. Nominal çıpa yerli para, döviz kuru ve benzeri temel bir ekonomik değişkenin değeri üzerindeki sınırlamalardır[4]. Nominal çıpa para politikası üzerindeki politik baskıyı sınırlar çünkü merkez bankasının değerini belirli bir sınır içinde tutmak zorunda olduğu bir değişkenin varlığı söz konusudur.
Para politikaları stratejilerinin başarısı onların enflasyonu durdurmadaki performansları ile kıyaslanabilir. Hangi para politikası stratejisi uygulanıyorsa uygulansın, strateji net bir amaç doğrultusunda izlenebilir olmalı ve merkez bankasının stratejisini sürdürme isteği ve kabiliyetine ilişkin herkesin ortak düşüncesi olmalıdır[5]. Merkez bankasını bağımsızlığı kavramı bu noktada amaç belirsizliğini ortadan kaldırır ve uygulanan para politikası stratejisinin devamlılığını sağlar.
3. Alternatif Para Politikaları Stratejileri Seçimi
3.1 Döviz Kuru Hedeflemesi
Sabit döviz kuru rejimi veya sürünen pariteler rejimi ile döviz kuru hedeflenebilir. Sabit döviz kuru rejiminde yerli paranın değeri, enflasyon oranı daha düşük olan güçlü bir ülkenin parasına bağlanır. Veya sürünen pariteler döviz kuru rejiminde olduğu gibi paranın değerinde dönem içinde belli aşınmalara izin verilerek sabitleme yapılır [6]
Döviz kuru hedeflemesi basitlik ve açıklık bakımından avantajlıdır. Kamuca kolayca anlaşılabilir.
Enflasyonla mücadele etmek isteyen merkez bankası döviz kurlarının sabitleyerek güvenilirlik sağlayabilir. İşçiler ve firma yöneticilerinin enflasyonun seyri hakkında düşük beklentilere sahip olması sağlanabilirse bu iktisadi birimler ücret ve fiyatları ona göre ayarlarlar. Sonuç ülkenin düşük enflasyon oranına sahip olmasıdır. Ancak beklentiler değişmemesi olasılığı her zaman vardır. Nitekim Türkiye Enflasyonla Mücadele Programı kapsamında 1999 yılında sürünen sabit kur uygulamasına geçmiştir[7]. Teoriye uygun olarak döviz kuru hedeflemesinden beklenen toplumda oluşmuş enflasyon beklentisini kırmaktı. Ancak ilginçtir ki özel kesimde ücret artışlarının 2000 yılı içersinde %25 ile sınırlandırılması istenirken özel kesim geçmiş enflasyonu baz alarak ücret artışlarını %60-70 seviyelerinde gerçekleştirmiştir[8]. Bu durum programa güven olmadığının bir göstergesidir. Yani döviz kuru hedeflemesi stratejisi Türkiye için enflasyon beklentilerin kırmayı başaramamıştır.
Döviz kuru hedeflemesi para politikası için otomatik kural oluşturur. Bu yönüyle karar vericilere ilerleyen günlerde uygulanacak para politikası konusunda net bilgi sağlar ancak ekonomiyi olası şoklara da karşı açık hale getirir. Sermaye hareketliliğin olduğu açık ekonomilerde sabit döviz kuru rejiminde merkez bankası para politikası uygulama yeteneğini kaybeder.
Döviz kuru hedeflemesi stratejisinin uygulandığı ülkelerde görülen diğer bir aksaklık iktisadi birimlerin açık pozisyonlarını artmasıdır. Türkiye’de 2000 eylül ayı sonunda açık döviz pozisyonu programda belirlenen değerinin tam on katına çıkmıştır[9].
Döviz kuru hedeflemesi stratejisinin başarısı ülkenin siyasi durumu ile yakından ilgilidir. Türkiye gibi enflasyonla mücadelede döviz kuru hedeflemesi stratejisini uygulayan Meksika’da siyasi olaylar programın güvenilirliğini azaltarak programdan vazgeçilmesinde büyük ölçüde rol almıştır.
Döviz Kuru hedeflemesi benimsenerek ekonomik istikrara ulaşılma hedefi olduğuna dair bir irade konması ülkeye sermaye girişini hızlandırmakta bir yandan da enflasyonu düşürme sürecine sokmakla birlikte ithalatı ve tüketimi de arttırarak ekonomik büyümeyi sağlamaktadır. Ancak enflasyon oranlarındaki düşmeye karşın istenilen seviyeye düşürülemediğinde sabit döviz kuru gibi bir döviz kuru rejiminde ulusal para aşırı değerlenebilmektedir. Ulusal paranın söz konusu bu aşırı değerlenmesi ithalatı arttırıp ihracatı azaltarak cari işlemler dengesini bozmaktadır. Tüm bu değişimler devalüasyon beklentisini doğurmakta nihayetinde devalüasyon beklentisi ile bir yandan yabancı para talebi artmakta bir yandan da yatırımcılar finanssal yatırımlarını yurt dışına kaydırmaya başlamaktadır. Devalüasyon beklentileriyle şekillenen bu iki sonuç ise olası krizi daha da öne almaktadır. Çünkü devalüasyon beklentisi ile ülkedeki yabancı para talebinin artması merkez bankasının sabit döviz kuru rejimi çerçevesinde belirlediği döviz kurlarını savunmasını zayıflatmaktadır ve hatta yabancı paraya ilişkin yapılan spekülatif atak sonucu hedefi enflasyonu kontrol altına almak olan bu politikadan tamamen vazgeçilmesine neden olmaktadır. Ekonomideki büyümenin kaynakları arasında yer alan yabancı sermayenin yurt dışına yönelmesi ise hem bu büyümenin hem de ödemeler bilançosunun olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır. Tüm bu hareketler paranın değerinde büyük oranlı düşüşlere , büyük rezerv kayıplarına yani finanssal krize neden olur.
3.2 Parasal Hedefleme
Parasal hedefleme stratejisinde parasal toplamlara ait hedefler 1-2 hafta gibi kısa zaman aralıklarında periyodik olarak kamu oyuna duyurulur. Parasal toplamın hedeflenmesi piyasalara ve kamuya merkez bankasının para politikası hakkında sinyal verir[10]. Bu sinyaller enflasyon beklentilerinin kırılmasına neden olarak daha az enflasyon üretilmesinin sağlayabilir.
Parasal hedefleme stratejisi para politikasına güvenilirlik sağlar ve siyasi kadronun para politikasını yönlendirmesini engeller.
Parasal genişleme politikasının
güvenilirliği dolayısı ile başarısı iki koşula bağlıdır. İlkin Hedef değişken
enflasyon oranı ile nominal çıpa parasal toplam arasında güçlü bir ilişki
bulunmalıdır. Ve ikinci olarak planlanan
parasal toplam ile gerçekleşen parasal toplam arasında büyük fark oluştuğunda
merkez bankasının neden taktiğini geliştiremediği açıklaması konusunda
yeterliliği olmalıdır [11].
3.3 Enflasyon Hedeflemesi
Enflasyon hedeflemesi stratejisi orta vadeli sayısal bir enflasyon
hedefinin kamuya ilanını gerektirmektedir. Enflasyon hedeflemesi stratejisinin nihai
amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Politika araçlarının kullanımı
kararlaştırılırken, parasal büyüklükler veya döviz kuru oranı değil, bunları da
içeren kapsamlı bir enformasyon stratejisinin takibi, yani bir çok parasal ve
reel göstergeden faydalanılması gerekmektedir.Para otoritesinin planları,
hedefleri ve kararları hakkında kamuoyu ve piyasalarla iletişim kurmak
suretiyle para politikası stratejisinin şeffaflığını artırmalıdır. Enflasyon
hedeflerine ulaşmak için merkez bankasının hesap verebilirliğini artırılmalıdır
[12]
Enflasyon hedeflemesi stratejisinde merkez bankaları politika
geliştirirken katı kurallar yerine taktir yetkilerin kullanabilmektedirler.
Ekonomideki beklenmedik durumları karşısında merkez bankaları önceden deklare
ettikleri enflasyon hedefini revize edebilirler. Ve reel olarak kaçınılmaz enflasyon oranını
hedef kabul edebilirler. Bu anlamda merkez bankası geniş taktir yetkisine
sahiptir[13].
Enflasyon hedeflemesi stratejisinin amacı hane halkının aldığı kararları etkilemektir. Bu nedenle enflasyon hedeflemesinde tüketici fiyatları endeksi kullanılmalıdır. Ayrıca enerji fiyatları, döviz kurlarındaki hareketler, mevsimsel değişiklikler ve dolaylı vergiler gibi toplumda gürültü yaratan fiyat kalemleri indeksten çıkartılmalıdır[14].
4. Sonuç
Enflasyon hedeflemesi stratejisi son 15 yıl içersinde diğer para politikası stratejilerinin yerini almaya başlamıştır. Yeni Zelanda 1990 yılında enflasyon hedeflemesi stratejisini benimseyen ilk ülkedir. Daha sonrasında 1991 de Kanada, 1992 de İngiltere, 1993 de İsviçre, 1994 de Avusturalya ve İspanya enflasyon hedeflemesini uygulamaya başlamışlardır[15].
Döviz kuru hedeflemesi stratejisi uygulanan ülkelerde döviz piyasasındaki spekülatif ataklar sonucu finansal krizlerin ortaya çıkması merkez bankalarının bu stratejiyi sürdürebilmelerini engellemektedir.
Parasal hedefleme stratejisinde kısa dönem faiz oranlarının stratejinin ana ilkelerine yavaş yavaş zarar vermesi ve stratejinin başarısının hedef değişken enflasyon oranı ile nominal çıpa parasal toplam arasında güçlü bir ilişkiye bağlı olması bu stratejinin taraftarlarını hayal kırıklığına uğratmıştır. Ve son olarak parasal toplamın hedeflenmesinin bir zorluğu da para talebinin bir çok ülkede yeterince istikrarlı olmamasıdır [16].
Fiyat seviyesi hedefinin deklaresi herkesin düşündüğünden daha iyi bir stratejidir. Enflasyon oranı ile nominal çıpa parasal toplam arasında güçlü bir ilişki olmayan ekonomilerde parasal hedefleme stratejisi kullanılamayacağından enflasyon hedeflemesi stratejisi tercih edilmelidir.
Enflasyon hedeflemesi stratejisi diğer para politikası stratejilerine göre daha esnektir. Ekonomide ki talep ve arz şoklarına karşı enflasyon hedefleri revize edilebilir. Sonuçta enflasyon hedeflemesi stratejinin güvenilirliği dolayısı ile başarısı enflasyon hedefinin tutturulması değil, hedefin gerçeğe yakın belirlenebilmesi ile ölçülür[17].
Bağımsız bir merkez bankasının yürüttüğü esnek döviz kuru sistemi, enflasyon hedeflemesi stratejisi diğer alternatiflere göre daha iyi bir şekilde iktisadi birimlerin enflasyon beklentilerini değiştirerek fiyatlar genel seviyesinde istikrarı sağlayabilir. Merkez bankasının bağımsızlığı ve enflasyon hedeflemesi stratejisi para politikası belirleyicilerinin ellerini bağlamaktadır. Para politikasının yegane amacı sürpriz enflasyon yaratmamaktır. Bu doğrultuda merkez bankası taahhüt altına girer. Bu taahhütler merkez bankasının güvenirliliğini arttırması bakımından önemlidir. Böyle bir taahhüt olmadığında enflasyonist şoklar karşısında para politikasının enflasyon oluşturma eğilimi artar[18].
Kaynakça
Ercan Uygur, “Krizden Krize Türkiye 2000 Kasım ve 2001 Şubat Krizleri”, Türkiye Ekonomi Kurumu, 2001-1.
Frederick S.Mishkin,”International Experinces with Different Monetary Rejimes”, journal of Monetary Economics, 43(1999), S.580.
Jeffery D. Amato and Stefan Gerlach, “Inflation Targeting in Emerging Market and Transition Economies: Lesson After a Decade”, European Economic Review , 46(2002).
Kenneth n. Kuttner and Adam S. Posen,” Beyond Bipolar: A Three-Dimensial Assessment of Monetary Frameworks”, International Journal of Finance and Economics, 6,2001.
Mahfi
Eğilmez ve Ercan Kumcu, Ekonomi
Politikası Teori ve Türkiye Uygulaması,İstanbul:Om Yayınevi, 2002
Michael J. Artis and Zenon G. Kontolemis, “The European Central Bank and Inflation Targeting” , International Journal of Finance and Economics , 3:27-38(1998).
Paul A. Samuelson ve William D.
Nordhaus, Economics, 14. ed, Singapore: Mc Graw Hill,1992, s. 587.
Peter B. Kenen, “Monetary Policy in Stage Three: A Review of the Framework Proposed by the European Monetary Institute”, International Journal of Finance and Economics, 3:3-12(1198).
Richard G. Lipsey ve diğerleri, İktisat, çev. Ömer Faruk Batırel ve diğerleri, İstanbul: Bilim Teknik Kitapevi, s.274.
.
[1] Paul A. Samuelson ve William D. Nordhaus, Economics, 14. ed, Singapore: Mc Graw Hill,1992, s. 587.
[2] Richard G. Lipsey ve diğerleri, İktisat, çev. Ömer Faruk Batırel ve diğerleri, İstanbul: Bilim Teknik Kitapevi, s.274.
[3] Frederick S.Mishkin,”International Experinces with Different Monetary Rejimes”, journal of Monetary Economics, 43(1999), S.580.
[4] Frederick S.Mishkin, a.g.e.,S.580
[5] Michael J. Artis and Zenon G. Kontolemis, “The European Central Bank and Inflation Targeting” , International Journal of Finance and Economics , 3:27-38(1998), S.29.
[6] Frederick S.Mishkin, a.g.e.,S.581
[7] Mahfi Eğilmez ve Ercan Kumcu, Ekonomi Politikası Teori ve Türkiye Uygulaması,İstanbul:Om Yayınevi, 2002, S.265.
[8] Ercan Uygur, “Krizden
Krize Türkiye 2000 Kasım ve 2001 Şubat Krizleri”, Türkiye Ekonomi Kurumu, 2001-1, S.12.
[9] Ercan Uygur, a.g.e., S.16
[10] Frederick S.Mishkin, a.g.e.,S.587
[11] Peter B. Kenen, “Monetary Policy in Stage Three: A Review of the Framework Proposed by the European Monetary Institute”, International Journal of Finance and Economics, 3:3-12(1198), S.6.
[12] Frederick S.Mishkin, a.g.e.,S.591
[13] Michael J. Artis and Zenon G. Kontolemis,a.g.e, S.29
[14] Jeffery D. Amato and Stefan Gerlach, “Inflation TArgeting in Emerging Market and Transition Economies: Lesson After a Decade”, European Economic Review , 46(2002), S. 787.
[15] Jeffery D. Amato and Stefan Gerlach, a.g.e., S.781
[16] Peter B. Kenen, a.g.e., 6
[17] Peter B. Kenen, a.g.e., 6
[18] Kenneth n. Kuttner and Adam S. Posen,” Beyond Bipolar: A Three-Dimensial Assessment of Monetary Frameworks”, International Journal of Finance and Economics, 6,2001, S:371