1994-1995 MEKSİKA KRİZİ

 

Burak BABACAN

Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli

 

Giriş

 

Dünya Ekonomisi  son on beş yıldır içersinde ciddi değişimlere tanık oldu.  Bilgi teknolojisindeki ve iletişim teknolojisindeki  ilerlemeler sonucu  finansal tekniklerde ve araçlarda sağlanan yenilikler, finansal sistemi değiştirmeye başladı ve daha sonra ülkeleri  deregülasyonlar yapılması ve  sermaye hareketlerinin serbestleştirilmesi gibi liberizasyon politikalarına zorladı.  Bu sürecin gelişmekte olan ülkelerde tam anlamıyla yönetilememesi nedeni ile  bu son on beş yılın  ne yazık ki tanıklık ettiği bir diğer konu ise neredeyse her yıl  ortaya çıkan iktisadi krizler oldu. Gelişmekte olan ülkelerde liberizasyon süreci içersinde yaşanan siyasi istikrarsızlıklar, temel ekonomik değişkenlerde ulaşılmış olması gereken dengelere tam anlamıyla ulaşılamama, hükümetlerin, dünya finanssal piyasalarındaki son on beş yılda ortaya çıkan ; yeni finanssal araçların geliştirilmesi, piyasa işlem hacimlerinin artması, gerek piyasalar arasında gerekse ülkeler arasında sermaye akımlarının yoğunlaşması gibi süregelenin dışındaki gelişmeler karşısında finansal piyasalarını gerektiği şekilde düzenleyip denetleyememeleri,  bankacılık sistemi ile ilgili bozukluklar  gibi sebepler belirli ağırlıklarla bu krizlerin oluşmasına neden  oldu.

 

1994 yılında Meksika’da yaşanan da şüphesiz bu nedenlerin bir kısmının (beklide hepsinin)   zaman içersinde birikerek  ekonomik bozukluklar yaratması ve nihayetinde bu bozuklukların birikiminin  aniden ve sert biçimde  herkesin fark edebileceği, etkileneceği noktaya gelmesi yani iktisadi  krizdi.

 

Meksika’nın İktisadi Yapısının Kurulması

 

Bir krizi incelerken ne kadar geriye gitmek lazım? Aslıda bu soru bu çalışmanın amacını karşılamıyor sadece  nereden başlaması gerektiğini göstermesi açısından önemli. Her şeyin ABD ve İngiltere’nin 1980’lerde enflasyona karşı uyguladıkları aşırı sıkı para politikası ile başladığı söylenebilir.  Bu politika bir yandan bu ülkelerde (ABD ve İngiltere) faiz oranlarını yükselterek borçlu ülkelerin faiz maliyetlerini yükseltirken diğer bir yandan da kendilerinde resesyona, bu resesyon sonucu gelişen ülkelerin ihraç malları fiyatlarında ve ihracat gelirlerinde düşmeye neden oldu.  Sonuç Meksika gibi gelişmekte olan ülkelerin cari hesap açıklarını hızla artmasıydı. Petrol ihracatçısı olan ve  petrol gelirlerine güvenerek aşırı dış borçlanmaya giden Meksika’da   döviz gelirleri azalınca  dış borç krizi ortaya çıktı. Buraya kadarki süreç ile 1994 yılında Meksika’da meydana gelen kriz arasında bir bağlantı kurmak zordur. Bu sürecin önemi Meksika’da gelecek dönemde kurulacak ekonomik sistemin yaratılmasında   bir neden olmasındandır. Şöyle ki;  dış borç krizine girmiş  çoğu borçlu ülkenin  IMF aracılığı ile borç veren gelişmiş ülke bankalarıyla borçlarını erteleme anlaşmaları imzalamaya başladığı bir ortamda, IMF’nin önerdiği kemer sıkma politikaları yerine bu ülkelere daha fazla kaynak sağlanmasını öngören Baker Planı ortaya atıldı.  Daha sonra 1989 yılında gene IMF ve Dünya Bankası kanallarından borçlu ülkelere krediler sağlanmasını taahhüt eden  Brady Planı gündeme geldi. Gerek Baker gerekse Brady Planı az gelişmiş ülkelere kaynak sağlama işlevlerini yerine getirirken  özelleştirme, finansal piyasaların deregülasyonu, dış ticareti serbestleştirme, doğrudan yatırımlar teşvik gibi bir ekonominin yapısında büyük değişikliklere neden olan konuları teşvik ediyordu.

 

Bütün bu değişimler finansal serbestleşme sürecinin başladığını işaret ediyordu. Finanssal serbestleşme sürecinin tamamlanmasıyla beklenen sermayenin marjinal verimlilik oranını aşmayan bir mevduat faiz oranında tasarrufların artması ve artan bu tasarrufların yatırımlara yönelerek ekonomik büyümeyi sağlaması veya hızlandırmasıydı. Bu sürecin sonunda faiz oranlarının serbest bırakıldığı, kredi tavanlarının olmadığı, mevduat munzam karşılık oranlarının düşük seviyelerde bulunduğu, bankacılık sektörünün yabancılara da açık olduğu, sermaye hareketlerinin serbestleştiği bir ekonomi var olacaktı. 

 

Gerçekten de Meksika 1980 lerden 1995 e olan dönemde bu düzenlemeleri belirli oranlarda gerçekleştirmiştir.1990 ‘lı yıllarda daha önce 1982 yılında kamulaştırılan 18 kamu bankası özelleştirilmiştir. Meksika’ da faiz oranları serbest bırakılmış, kredi sınırlamaları ve bankaların kasalarında likit tutma zorunluluğu kaldırılmıştır.   Sonuç ise ,1989-1994 yılları arasında GSYİH ‘nın sabit fiyatlarla yılda ortalama %4 büyümesi ve 1993 yılı sonunda enflasyonun neredeyse çeyrek yüz yıl sonunda %10 un altına inmesi beraberinde   merkezdeki faiz oranlarındaki düşüşlerle birlikte    yabancı sermayenin Meksika’ ya yoğun hareketidir.   

 

Şekil 1: Meksika’nın Yıllar İtibari ile Sermaye Hareketleri (GSYİH’nın yüzdesi olarak)

 

Kaynak:  IMF, Statistical Appendix.

 

 

 

 

Meksika’daki  ekonomik değişimlerin büyük bir kısmı Salinas İktidarı dönemine rastlar. Aslında 1985-1987 döneminde enflasyon oranında ortalama %94 , ekonomik  büyümedeki ortalama %0.2 gibi pek de durumun iyi olmadığını gösteren oranlar karşısında De La Madrid yönetimi temel vurgusu maliye politikasını düzelmek olan yeni bir iktisat politikası uygulamaya  başlar. Sıkı para politikası uygulanırken, ücret ve fiyatların belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılır. Ancak Meksika’da dışa açılma ve özelleştirmeye ilişkin reformların hızlanmaya başladığı  dönem Salinas İktidarı yıllarına rastlar.    Bu dönem Meksika’nın  GATT, OECD, Kanada ve ABD ile Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması gibi üç önemli sisteme dahil olduğu yıllardır. Bu gelişmeler neticesinde Meksika hem uluslar arası piyasalara önemli miktarda tahvil ihraç eden hem de portföy yatırımlarını en çok çeken ülkelerden biri haline gelmiştir.

 

Aralık 1988 de sabit kur politikasına dayalı ve IMF  destekli anti- enflasyonist istikrar programı devreye sokulmuştur. Sıkı para ve maliye politikalarını ve gelirler politikasını içeren bir programdır. 1989 Ocak ayından itibaren Kasım 1991 e kadar , enflasyon beklentilerini kırmak için enflasyon oranının altında ,3 yıl önceden belirlenmiş oranlarda devalüasyon yapılması kararı alınır. Kasım 1991 den itibaren ise   Peso’nun değeri taban ve tavanı belli bir bant içinde kalması sağlanacağı planlanır. Bu programla   vergi oranlarında indirimler düşünülmüş ve hiç vergi vermeye bir kesim vergilendirilmiştir.   

 

Uygulanan bu istikrar programı sonucu 1988-1990 yılları arasında vergi gelirlerinde çok büyük artışlar olur. Bütçe açıklarında azalma sağlanmış, sıkı para politikası sonucu M1 artış oranı 1993 te %17,7 den 1994’te %5.7 seviyesine düşürülmüştür. Döviz kurlarında istikrar sağlanmış, 1988 Aralık ayında %180 e kadar yükselen enflasyon oranı bu programın sonucu 1989 ortalarında %20 e düşürülmüştür.1993’ e gelindiğinde ise yıl sonu enflasyon oranı %8,3 dür. 1989-1992 yılları ortalama büyüme hızı % 3,5 olarak ölçülmüştür. Faiz gelirleri cazip hale gelmiştir. Bütün bu değişimler yabancı portföy yatırımlarını Meksika’ya çeker.Yabancı sermaye girişi ve enflasyonun düşme sürecine girmesi   ekonomik büyüme oranına bağlantılı olarak  ithalat ve tüketimi arttırırken diğer bir yandan da cari işlemler açığını hızla arttırmıştır.  Meksika artan bu cari açıklarını ilk önceleri sermaye girişleri ile kolayca finanse ediyordu. Meksika’ nın yabancı döviz rezervlerindeki artış 1990’da 9.4 milyar dolar iken 1994 te 25.7 milyar dolara çıkmıştır.   

 

Tablo 1: Özel Sektöre Açılan Krediler (GSYİH’nın yüzdesi olarak)

 

1990

1991

1992

1993

1994

1995

1996

1997

20,6

26,5

33,2

37,3

46,3

35,0

16,2

12,7

 

Kaynak: IMF, Statistical Appendix.

 

Tablo 2: Cari İşlemler Dengesi (GSYİH’nın yüzdesi olarak)

 

1992

1993

1994

-6,7

-5,8

-7,0

 

Kaynak: IMF, Statistical Appendix.

Meksika’da sabit döviz kuru politikasına bağlı olarak nominal kurlar belirlenen oranda değer kaybediyorsa da enflasyon oranı izin verilen  nominal  döviz kuru değer kaybını aştığı için peso reel olarak değerleniyordu. Enflasyon oranı 1990-1993 yılları arasında  düşüş göstermiş olsa da, ABD’ e göre çok yüksekti ve Peso 1990-1993 yılları arasında Dolar karşısında değer kazanmıştı.  Bu durum cari hesap açığını da arttırmıştır. 1990 Yılı’nda 7.5 milyar dolar olan açık 1994 te GSYİH nın %7 si kadar olan 29.5 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır.

 

1994 başlarında  Meksika ekonomisi makro ekonomik bir çok göstergede başarı, artan ödemeler bilançosu açıkları , döviz kuru hedeflemesi politikası,  yoğun sermaye girişleri değişkenlerinin  fonksiyonu  olarak dengededir. Bu denge halinde mevcut yabancı sermaye ülkeyi   terk ederse ne olur? Ondan önce  sermaye niye ülkeyi terk eder?

 

Bu sorulardan ilkinin cevabı krizin yaklaşması ikincisinin cevabı ise Meksika ekonomisine olan güveni azaltan   birkaç siyasi şok, Meksika hükümetini müdahale edemeyeceği ekonomik olaylar veya ekonominin yönetimi temelli bazı hatalar olarak cevaplanabilir. Ek olarak yatırımcılar artan cari işlemler  açıklarının uzun süre sürdürülemeyeceği hissine kapılmışlardır.    Kaldı ki tüm bu olgular döviz kuru hedeflemesi stratejisinin uygulandığı bir ekonomide ortaya çıkmıştır.  Bütün bunların anlamı krizin nedenin sermaye çıkışları olmadığı bu durumun sadece krizi daha da derinleştiren bir unsur olduğudur. 

 

Siyasi Şoklar

 

Ocak 1994 te Chiapas gerillalarını ayaklanması ve Ağustos 1994 deki olacak seçimler için seçim kampanyasında iktidardaki partinin başkanlık adayı olan Luis Coloso’nun 23 Mart tarihinde siyasi bir cinayete kurban gitmesi gibi iki siyasi şok ülkenin siyasi istikrarı hakkındaki  kuşkuları arttırıyor. Başkanlık seçimleri nedeni ile hükmet parasal ve mali disiplin konularında serbest davranmaya başlıyor . Yabancı yatırımcılar  bir anda Meksika’daki yatırımlarını durdurmuşlardır.  Ülkeye yabancı sermaye giriş azalıyor aşağıdaki tabloda da izlenebileceği gibi ülkenin döviz rezervleri azalıyor.

 

Negatif Dışsallıklar

 

ABD Merkez Bankası şubat 2004 te kısa vadeli faizleri yükseltiyor. Yabancı sermaye için ABD giderek daha çekici oluyor.  Bu oranlarındaki  yükseliş sermaye hareketine yön verdiği gibi Meksika için borçlanma maliyetlerini de arttırıyor. 2004 ocakta %10 seviyesinde olan faiz oranları %18 lere fırlıyor.

 

 

Tablo 3: 1994-1995 Yılları Meksika Merkez Bankası Döviz Rezervleri

 

Zaman

Döviz Rezervi

1994 Ocak

29 Milyar $

23 Mart (Siyasi Cinayet Sonrası)

17 Milyar $

Aralık Başı

10 Milyar $

1995 Başı

5 Milyar $

Tablo 4: 1993-1995 Yılları Peso Dolar Paritesi

 

Zaman

Döviz Kuru

1993 Sonu

1$=3,11 Peso

1994 Sonu

1$=5,33 Peso

1995 Sonu

1$=7,64 Peso

 

Yukarıdaki tabloda Meksika’nın döviz rezervleri ve döviz kurlarının zaman içersinde nasıl değiştiği belirtilmiştir. Döviz rezervleri bu süre içersinde %65 azalma göstermiştir. 

 

İktisat Politikası Hatası

 

Meksika Merkez bankasının döviz rezervleri bu ülkedeki sermaye çıkışını da temsil etmektedir. Meksika yönetimi önceden açıklanan döviz kuru politikasına sıkı sıkı sarılmıştır. Hükümet faiz haddinin daha fazla yükselmesini önlemek için ülkeden sermaye çıkışlarını sterilize eder. Yani sermaye çıkışları nedeni ile Merkez bankasının döviz rezervleri erimeye başlar. Bu azalan döviz rezervi kadar Peso’nun  sistemden çıkışı faiz haddinin yükselmesi yolunda baskı yapınca bunu engellemek için merkez bankası sisteme likidite enjekte ediyor. Sisteme çıkan likidite bankalar ve banka dışı kesimlerce döviz alımında kullanılıyor. Döviz rezervleri daha da eriyor.  Burada şu sorulabilir niçin hükümet faiz oranlarının yükselmesini engellemek için başarıya da ulaşamayan bir strateji takip etmiştir. Sebep bankacılık sektörünün kırılgan yapısıdır. Faiz oranlarındaki yükseliş hem iç talebi kısar hem de işletme sermayesi olarak kullanılan kredilerin maliyetlerini arttırarak reel kesimi olumsuz etkiler. Çünkü geri dönmeyen kredi miktarı artabilir. Pesodaki değer kaybı ve yüksek faiz oranları borçluların borç servislerini sürdürebilme kapasitelerini azaltıp banka bilançolarını bozabilmektedir.   

 

Bazı Temel Makro Ekonomik Konulara  İlişkin Değerlendirmeler

 

Büyüme oranının büyüyen iş gücüne oranla düşük düzeyde kalmıştır.  Enflasyon oranın belli bir oranda düşük düzeye çekilse de devam etmiştir. En önemlisi gerçekleşen enflasyon oranları Meksika’nın ticari  partnerlerden gelişmiş  devlet olanlarınkinin    üzerinde seyretmiştir. Döviz kuru hedeflemesi politikası sonucu değeri belirlenen Peso aşırı değerli hale gelmiştir. Ulusal para aşırı değerlendiğinde ithalat ve kısa vadeli borçlar hızlı bir biçimde artmakta, ihracat azalmakta ve cari işlemler dengesi bozulmaktadır. Bu süreç devalüasyon beklentileri artan yabancı yatırımcıların  finanssal yatırımlarını yurt dışına yönlendirmesine başlamalarıyla krize dönüşmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Sonuç

 

Döviz Kuru hedeflemesi stratejisi , finanssal serbestleşme, sıkı para ve maliye politikaları Meksika ekonomisinin son 25 yılına damgasını vuran konulardır. Bütün bunlar Meksika’ya yabancı sermaye girişini hızlandırmakta bir yandan da enflasyonu düşürme sürecine sokmakla birlikte ithalatı ve tüketimi de arttırarak ekonomik büyümeyi sağlamaktadır. Ancak enflasyon oranlarındaki düşmeye karşın istenilen seviyeye düşürülemediğinde sabit döviz kuru gibi bir döviz kuru rejiminde ulusal para aşırı değerlenebilmektedir. Ulusal paranın söz konusu bu aşırı değerlenmesi ithalatı arttırıp ihracatı azaltarak cari işlemler dengesini bozmaktadır. Tüm bu değişimler devalüasyon beklentisini doğurmakta nihayetinde devalüasyon beklentisi ile bir yandan yabancı para talebi artmakta bir yandan da yatırımcılar finanssal yatırımlarını yurt dışına kaydırmaya başlamaktadır. Devalüasyon beklentileriyle şekillenen bu iki sonuç ise olası krizi daha da öne almaktadır. Çünkü devalüasyon beklentisi ile ülkedeki yabancı para talebinin artması merkez bankasının sabit döviz kuru rejimi çerçevesinde belirlediği döviz kurlarını savunmasını zayıflatmaktadır ve hatta   hedefi enflasyonu kontrol altına almak olan bu politikadan tamamen  vazgeçilmesine neden olmaktadır.  Ekonomideki büyümenin kaynakları arasında yer alan  yabancı sermayenin yurt dışına yönelmesi ise hem bu büyümenin hem de ödemeler bilançosunun  olumsuz etkilenmesine neden olmaktadır.  Tüm bu hareketler paranın değerinde büyük oranlı düşüşlere , büyük rezerv kayıplarına yani finanssal krize neden olur.  

 

Kaynakça

 

Coşkun D. (2001) , Gelişmekte Olan Ülkelerde Yaşanan Krizler , Pamuk Yatırım.

Erdönmez P.A (2002). Ekonomik Kriz Sonrası Kurumsal Yeniden Yapılandırma Süreci,

Bankacılar Dergisi, Sayı 43.

Güloğlu B. Ve Altunoğlu A.E (Ekim 2002), Finanssal Serbestleşme Politikaları ve Finansal Krizler, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, No:27.

IMF Country Report, No:04/250.

IMF, Statistical Appendix.

Özer M, Finanssal Krizler, Piyasa Başarısızlıkları ve Finansal İstikra Sağlamaya Yönelik Politikalar, TC. Anadolu Üniversitesi Yayınları, S:1-41.

TBB (2002),1995 Yılındaki Kriz Sonrasında Meksika Bankacılık Sistemi.