İHRACATTA KDV İSTİSNASI
1. GİRİŞ
2. MAL İHRACATI
2.1.
İHRACAT İSTİSNASININ BEYANI
2.2.
İHRACAT İSTİSNASINA İLİŞKİN ÖZEL DURUMLAR
1.
Yurt Dışına Satılmak Üzere Mal Gönderilmesi
2.
Yurt Dışındaki İnşaatlara Makine ve Ekipman Götürülmesi
3.
Yurt Dışına Mal Kiralanması
4.
Transit İhracat
5.
Millileşmemiş Malların Satışı
6.
İhracat Sayılan Yurtiçi Satışlar
7.
Sınır ve Kıyı Ticareti
8.
Serbest Bölgelere Mal Gönderilmesi
9.
Ayni Sermaye İhracı
10.
Özel Matrah Şekline Göre Vergilenen Malların İhracı
11.
Gemilere Yapılan Teslimler
12.
Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazaları
13.
Posta İle Yurt Dışına Mal Gönderilmesi
14.
İhraç Edilen Malların Geri Gelmesi
15.
İhracatta Uygulanan Vade Farkları
16.
Navlun ve Sigorta Bedellerinin Durumu
3. BAVUL TİCARETİ
4. İHRAÇ KAYDIYLA YAPILAN
TESLİMLERDE TECİL TERKİN UYGULAMASI
4.1.
UYGULAMANIN KAPSAMI
4.2.
TECİL TERKİN İŞLEMLERİ
4.3.
TECİL-TERKİN İŞLEMLERİNE İLİŞKİN BAZI HUSUSLAR
1.
Geçici İthal, Geçici Muaflık ve Dahilde İşleme Rejimleri Kapsamında İthal
Edilen Mallar
2.
Kendi Üretiminin Yanı Sıra Fason İmalat da Yaptıranlar
3.
Fason İş Yapanlar
4.
Sanayi Sicil Belgesi Almamış Olanlar
5.
Gümrük Beyannamesinin Teyidi
6.
Gümrük Beyannamesinde İmalatçının Adının Olmaması
7.
İmalatçı Faturasının İhracat Faturasından Sonra Düzenlenmesi
8.
Gümrük Beyannamesinde Birden Fazla İmalatçı Olması
9.
İhracattan Sonra Ortaya Çıkan Ödemeler
10.
Aleyhte Oluşan Kur Farkları
11.
Başkasının Kotası Üzerinden İhracat
12.
İmalatçının Pişmanlıkla Beyanname Vermesi
13.
Tecil-Terkin Uygulamasının İhtiyariliği
4.4.
İHRAÇ KAYDIYLA YAPILAN TESLİMLERDE TECİL, TERKİN VE İADE EDİLECEK KDV’NİN
HESAPLANMASI
5. DAHİLDE İŞLEME VE GEÇİCİ
KABUL REJİMLERİNDE TECİL-TERKİN UYGULAMASI
5.1.
UYGULAMANIN KAPSAMI
5.2.
TECİL-TERKİN KAPSAMINDAKİ TESLİMLER İÇİN YAPILACAK İŞLEMLER
5.3.
SATICILARIN KDV BEYANI
5.4.
TERKİN VE İADE İŞLEMİ
6. HİZMET İHRACI
6.1.
HİZMETLERİN KDV KARŞISINDAKİ DURUMU
6.2.
YASAL DÜZENLEMELER
6.3.
YURT DIŢINDAN SAĞLANAN HİZMETLER
6.4.
YURT DIŞINDAKİ FİRMALARIN TÜRKİYE’DE HİZMET YAPMASI
6.5.
YURT DIŞINDA YAPTIRILAN HİZMETLERDEN TÜRKİYE’DE FAYDALANILMASI
6.6.
YURT DIŞINA YAPILAN HİZMETLER
1.
Yurt Dışına Yapılan Hizmetler
i.
Hizmet Türkiye’de, yurt dışındaki bir müşteri için yapılmalıdır.
ii. Fatura veya benzeri belge yurt dışındaki müşteri adına
düzenlenmelidir.
iii. Hizmetin bedeli döviz olarak Türkiye’ye getirilmelidir.
iv.
Hizmetten yurt dışında yararlanılmalıdır.
2.
Yurt Dışında Yapılan Hizmetler
7. YOLCU BERABERİNDE EŞYA
İHRACI
7.1.
İSTİSNADAN YARARLANACAK ALICILAR
7.2.
İSTİSNA KAPSAMINDA İŞLEM YAPACAK SATICILAR
7.3.
İSTİSNA KAPSAMINA GİREN İŞLEMLER
7.4.
SATICILAR TARAFINDAN YAPILACAK İŞLEMLER
7.5.
ALICILAR TARAFINDAN YAPILACAK İŞLEMLER
7.6.
İADENİN YAPILMASI
1. İadenin
Gümrük Çıkışında Yapılması :
2. İadenin Yurt Dışına Çıkıştan
Sonra Alınması :
3. Verginin Elden İadesi :
4. İadenin Avans Olarak Önceden
Ödenmesi :
5. İadenin " Yetki
Belgeli" Aracı Firmalar Tarafından Yapılması :
7.7.
YETKİ BELGESİNİN VERİLMESİ
7.8.
BELGE DÜZENİ
7.9.
İADEDEN SONRA YAPILACAK İŞLEMLER
7.10.
SATICININ İSTİSNA KAPSAMINDAKİ SATIŞLARLA İLGİLİ ÖDEVLERİ
8. İHRACAT İSTİSNASINDAN
DOĞAN KDV’NİN İADESİ
8.1.
İADE İÇİN ARANILAN BELGELER
1. Gümrük Beyannameli Mal İhracında
i.
Gümrük Beyannamesi
ii. İhraç Edilen Malların Satış Faturaları
iii. İndirilecek KDV Listesi
iv.
İhraç Edilen Malın Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
2. İhraç Kaydıyla Teslimler İçin
Tecil-Terkin Uygulamasında
i.
Gümrük Beyannamesi
ii. Satış Faturaları
iii. İndirilecek KDV Listesi
3. Dahilde İşleme Ve Geçici Kabul Rejimi
Kapsamında Tecil-Terkin Uygulamasında
i.
Dahilde İşleme veya Geçici Kabul İzin Belgelerinin Onaylı Örneği
ii. Alıcı Adına Düzenlenen YMM Raporu
iii. Satış Faturaları
4. Hizmet İhracı İstisnasında
i.
Fatura Fotokopisi
ii. Döviz Alım Belgesi
iii. İndirilecek KDV Listesi
iv.
İhraç Edilen Hizmetin Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
5. Yolcu Beraberi Eşya İhracında
i.
Onaylı Fatura ve Çekler
ii. İndirilecek KDV Listesi
iii. İhraç Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
iv.
Aracı Firmaların Düzenlediği İcmaller
6. Bavul Ticaretinde
i.
Onaylı Özel Fatura
ii. Döviz Alım Belgesi
iii. İndirilecek KDV Listesi
iv.
İhraç Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
7. Bavul Ticaretinde Tecil-Terkin
Uygulamasına İlişkin Aranılan Belgeler
8. Sınır Ve Kıyı Ticaretinde
i.
Sınır veya Kıyı Ticareti Yetki Belgesi
ii. Tahakkuk Varakası
iii. İndirilecek KDV Listesi
iv.
İhraç Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
8.2.
İHRACATTAN DOĞAN KDV İADESİNİN YAPILMASI
1. Nakit İade
2. Teminatla İade
i.
İndirimli Teminat Uygulaması
A)
Teminat Tutarı %8 Olarak Belirlenen I. Grup Mükellefler:
1.
İhracatçılar:
2.
İmalatçılar ve İmalatçı-İhracatçılar:
B)
Teminat Tutarı % 4 Olarak Belirlenen II. Grup Mükellefler: Dış Ticaret Sermaye
Şirketleri İle Sektörel Dış Ticaret Şirketleri:
ii. Teminat Aranılmayan Kuruluşlar
3. Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporuyla
İade
4. Maliye Bakanlığı İnceleme Elemanı
Raporuyla İade
5. Mahsuben İade
i.
Vergi Borçlarına Mahsup
ii. SSK Prim Borçlarına Mahsup
A)
Prim Borçlarının Mahsubu İmkanından Kimler Yararlanacak?
B)
Mahsup Talebi Nasıl Yapılacak ?
C)
Vergi Dairelerince Yapılacak İşlemler
D)
SSK Şubelerince Yapılacak İşlemler
E)
Mahsubu Talep Edilen Prim Borcu İçin Gecikme Zammı Uygulanabilecek mi ?
F) Haksız İadelerde
Yapılacak İşlemler
İHRACATTA KDV İSTİSNASI VE İADESİ
KDV
Kanununun 11. ve 12. maddeleriyle ihracat istisnasına ilişkin hükümler
düzenlenmiştir. 11. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi ile ihracat teslimleri ve
bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan
hizmetlerin KDV’den istisna olduğu hükme bağlanmıştır. Bu hükümle, mal ihracı
ve hizmet ihracında KDV uygulanmayacağı belirtilmiştir. Fıkranın (b) bendindeki
Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların Türkiye’den satın alıp yurt dışına
götürdükleri mallara ait ödenen KDV’nin iade edileceği hükmüyle, yolcu
beraberinde yurt dışına çıkarılan eşyaların da normal ihracat şeklinde vergiden
arındırılacağı hükmü düzenlenmiştir. Fıkranın (c) bendinde ise ihraç kaydıyla
yapılan satışlarda ihracatçılar tarafından KDV’nin ödenmeyerek bir tür ön
ihracat istisnası uygulaması getirilmiştir. KDV Kanunun 11 ve 12. maddeleriyle
düzenlenen ihracat istisnası uygulamasının usul ve esasları aşağıdadır.
2. MAL İHRACATI
KDV
Kanunun 11/1-a maddesiyle ihracat teslimlerinin KDV’den istisna olacağı
belirtilmiş, 12. madde de bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için:
-
Teslimin yurt dışındaki bir müşteriye yapılması,
-
Teslim konusu malın T.C. gümrük bölgesinden çıkarak bir dış ülkeye vasıl
olması,
gerektiği
açıklanmıştır.
Ancak
bir dış ülkeye vasıl olma deyimi, malın gümrük hattından geçmesi şeklinde
uygulanmaktadır. Buna göre T.C. gümrük hattını geçen bir mal, dış ülkeye
ulaşmış sayılarak ihracat istisnasından yararlanacaktır. Malın gümrük hattından
geçtiğinin “Gümrük Beyannamesi” ile tevsik edilmesi gerekir.
Öte
yandan Kanunun 12/2. maddesinde yurt dışındaki müşteri tabiri, ikametgahı,
işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi yurt dışında olan alıcılar ile yurt içinde
bulunan bir firmanın yurt dışında kendi adına müstakilen
faaliyet gösteren şubeleri şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre Türkiye’de
faaliyet gösteren firmaların yurt dışındaki şubelerine mal göndermesi işlemi de
ihracat sayılacaktır.
Malların
ihraç edilmeden önce yurt dışındaki alıcıya veya alıcı adına hareket edenlere
Türkiye’de teslim edilmesi istisna kapsamına girmemekte ve
vergilendirilmektedir.
KDV
Kanununda bunlardan başka ihracatla ilgili özel tanımlar getirilmemiştir. Bu
nedenle, dış ticaret rejimine ilişkin esaslara göre ihracat için belirlenen
kurallar, genel olarak KDV uygulamasında da geçerli olacaktır.
Dış
Ticaret Müsteşarlığı ile Gümrük Müsteşarlığınca belirlenen usul ve esaslar
dahilinde, Türkiye’den mal ihracının şekilleri kısaca aşağıda açıklanmıştır.
İhracat
şekilleri :
Öte
yandan Avrupa Birliğine üye ülkelerle 1 Ocak 1996 tarihinde gerçekleştirilen
Gümrük Birliği ilkeleri gereğince, ihracatçıların ihracatçı belgesi alma
zorunluluğu kaldırılmış ve tek tip gümrük beyannamesi düzenlenmesine geçilmiştir.
Buna göre, artık ihracat, ithalat ve transit ticarette, şekli Gümrük
Yönetmeliğinde belirlenen tek tip gümrük beyannamesi kullanılmaktadır.
2.1. İHRACAT İSTİSNASININ BEYANI
KDV
uygulamasında ihracat istisnası, malların T.C. gümrük hattından geçtiği döneme
ait KDV beyannamesinde beyan edilecektir. Dış ticaret rejimine göre iç
gümrüklerden yapılan ihracatta, malların muayenesinin yapılıp taşıta
yüklenmesi, yüklemenin tamamlanması veya diğer şekillerde henüz mallar yurt
dışına çıkmış olmasa da ihraç edilmiş sayılsa dahi, KDV uygulamasında
ihracat istisnası, malların yurt dışına çıktığı tarihteki KDV beyannamesinde
gösterilecektir. Bu olayın, gümrük beyannamesindeki yurt dışına çıkışı
gösteren kaşedeki tarihle tevsik edileceği tabiidir. İç gümrüklerden yapılan
ihracatta istisnanın beyanı açısından, gümrük beyannamesinin işlem gördüğünü
belirten “intaç tarihi” değil, malların yurt dışına çıktığını belirten kaşedeki
tarih esas alınacaktır. Bu nedenle, iç gümrüklerden yapılan ihracatlarda mallar
yurt dışına çıkmadan önce, gümrük beyannamesine malların yurt dışı edilmiş
olduğuna dair şerh konulmuş olsa dahi, bu şerhe itibar edilmeyecek,
beyannamedeki fiili ihracatın yapıldığına dair tarih esas alınacaktır. Her iki
tarihin aynı olması halinde problem yoktur.
Bu
konuda ortaya çıkan bir başka sorun, ihracat faturasının tarihi ile gümrükten
çıkış tarihinin farklı dönemlere isabet etmesidir. Gümrük beyanı açılması için
yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmiş fatura aranılmaktadır. Bazen faturanın
düzenleme tarihi, fiili ihracın gerçekleştiği dönemden önceki (bazı hallerde de
sonraki) bir döneme tekabül etmektedir. Bu durumda, sadece ihracat
teslimlerinde geçerli olmak üzere KDV’yi doğuran olay, faturanın düzenlendiği
tarih değil, malların yurt dışı edildiği tarih olarak kabul edilmektedir.
Örneğin 30 Aralık’ta düzenlenen bir ihracat
faturasına dayanılarak 5 Ocak’ta gümrük beyannamesinin düzenlenmesi, 20 Ocak
olarak intaç tarihinin belirtilmesi, 2 Şubat’ta malların yurt dışına çıkışının
gerçekleşmesi halinde, 30 Aralık’ta düzenlenen faturada gösterilen bedel ne
Aralık, ne de Ocak dönemine ait KDV beyannamesine dahil edilmeyecek, Şubat
dönemine ait KDV beyannamesine yazılacaktır.
Bu
bölümde yapılan açıklamaların tersine, malların yurt dışına çıkışı
gerçekleşmeden ihracat istisnası beyan edilmiş olması halinde, bu istisna
dolayısıyla ödenecek vergide azalma olmadığı ya da KDV iadesi veya mahsubu
yapılmadığı sürece herhangi bir vergi ziyaı ortaya
çıkmayacağını belirtmek isteriz.
2.2. İHRACAT
İSTİSNASINA İLİŞKİN ÖZEL DURUMLAR
1. Yurt Dışına Satılmak Üzere Mal Gönderilmesi
Yurt
dışındaki komisyonculara veya şubelere, bunlar tarafından satılmak üzere
konsinye anlaşma çerçevesinde mal gönderilmesi halinde ihracat istisnasının, bu
malların yurt dışına çıktığı tarihte uygulanması mümkün değildir. Konsinye
ihracatta malların yurt dışındaki komisyoncu veya şube tarafından alıcıya
satıldığı tarih itibariyle ihracat istisnası beyan edilecektir. Yurt
dışındaki fuar ve sergilere katılan ihracatçıların buralarda yaptığı satışlar için
de aynı kural geçerlidir. Yani satış yapılmadığı sürece, fuar ve sergilere
götürülen numune mallar için ihracat istisnası uygulanmayacaktır.
2. Yurt Dışındaki İnşaatlara Makine ve Ekipman Götürülmesi
Yurt
dışında müteahhitlik yapan Türk firmalarının bu işlerinde kullanmak üzere kesin
olarak yurt dışına götürdükleri makine, ekipman ve malzemeler için de ihracat
istisnası kapsamında işlem yapılması mümkündür. Geçici olarak yurt dışına
götürülen makine ve ekipmanlar için ihracat istisnası uygulanmayacaktır.
3. Yurt Dışına Mal Kiralanması
Ticari
kiralama yoluyla yapılan ihracatta malların yurt dışına teslimi değil,
kiralanması söz konusudur. Bu nedenle ticari kiralama yoluyla yapılan ihracatta
mal ihracı değil, hizmet ihracı istisnasına göre işlem yapılacaktır. Kiralanan
malların daha sonra yurt dışında satışı halinde, satışın gerçekleştiği dönem
itibariyle mal ihracı kapsamında işlem yapılabileceği tabiidir.
Transit
(doğrudan) ihracatta, yurt dışındaki malların Türkiye’ye getirilmeksizin yine
yurt dışına satışı söz konusudur. Bu durumda KDV Kanununun 6/a maddesine göre
verginin konusu oluşmamaktadır. Verginin konusuna giren bir işlem olmadıkça, bu
işlemin KDV’den istisna edilmesi de söz konusu olmayacağından, transit ihracat
bedelleri KDV beyannamesine dahil edilmeyecektir. Bu şekilde yapılan bir
ihracat için Türkiye’de KDV ödenmiş olması halinde, Kanunun 30/a maddesi
gereği, verginin konusuna girmeyen bir işleme ait yüklenilen KDV indirim konusu
yapılamayacaktır.
5. Millileşmemiş Malların Satışı
Teslim
anında Türkiye’de bulunmayan malların satışı KDV’nin konusuna girmemektedir.
Ancak teslim anında Türkiye’de bulunmakla birlikte, millileşmemiş malların,
millileşmeden yurt dışına götürülmek üzere satışında da KDV uygulanmayacaktır.
Örneğin Türkiye’de kaza yapan, batıktan çıkarılan veya haciz uygulanan bir
geminin icra daireleri, mahkemeler veya tasfiye memurluklarınca yabancı uyruklu
kişi veya kuruluşlara satışında, bu malların millileştirilmeden yurt dışına
çıkarılması şartıyla satış bedeli üzerinden KDV hesaplanmayacak ve tahsil
edilmeyecektir.
6. İhracat Sayılan Yurtiçi Satışlar
İhracat
Teşvik Mevzuatı hükümlerine göre, bazı yurt içi satışlar ihracat olarak
değerlendirilebilmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi, mallar yurt dışına
satılıp T.C. gümrük bölgesini geçmediği sürece, KDV yönünden ihracat istisnası
uygulanması mümkün değildir. Bu nedenle, prensip olarak, ihracat sayılan yurt
içi satışların KDV’ye tabi tutulması gerekmektedir.
Sınır
ve kıyı ticaretinde veya açık pazarlarda yapılan ticarette bazen malların
takası söz konusu olmakta, bazen de bedel karşılığı satış yapılabilmektedir. Bu
şekilde satılan mallar için ihracat istisnası uygulanması mümkündür.
Sınır ve kıyı ticareti yoluyla ihracatta, gümrük beyannamelerinin yanı sıra
sınır veya kıyı ticareti yetki belgesi de aranılacaktır. Bu bölgelerde gümrük
beyannamesi yerine düzenlenen “tahakkuk varakaları” nın
istisna uygulamasında geçerli belge olarak kabul edilmesi de mümkündür.
8. Serbest Bölgelere Mal Gönderilmesi
Türkiye’deki
serbest bölgelere gönderilen mallar için de gümrük beyannamesi düzenlenmek
suretiyle ihracat istisnası uygulanacaktır.
Yurt
dışında kurulan şubelere veya iştirak edilen şirketlere ayni sermaye olarak
mallar götürülmesi halinde, bu mallar için gümrük beyannamesi düzenlemek
şartıyla ihracat istisnası kapsamında işlem yapılması mümkündür.
10. Özel Matrah Şekline Göre Vergilenen Malların İhracı
Özel
matrah şekline göre vergilenen mallardan altın ve gümüşten mamül eşyaların
ihracında istisna, külçe altın veya külçe gümüş tutarı dışındaki kısma
uygulanacaktır. Yani külçe altına isabet eden tutar ihracat istisnası satırına
dahil edilmeyecektir. Aynı şekilde, damga pulu, hisse senedi...gibi özel matrah
şekline tabi bulunan malların ihracında, bunların bedelleri ihracat istisnası
satırına yazılamayacaktır.
11. Gemilere Yapılan Teslimler
Uluslararası
sefer yapan yerli veya yabancı bayraklı gemilere, acenteler vasıtasıyla veya
doğrudan teslim edilen su, kumanya, yakıt, teknik teçhizat gibi mallar için, gümrük
beyannamesi düzenlenmesi şartıyla ihracat istisnası uygulanacaktır.
Konuya ilişkin açıklamaların yer aldığı 2.12.1988 tarihli ve 76384 sayılı KDV
Genel Yazısında, bu tür teslimlerde ödemenin gemi acentaları
tarafından yapılmasının, teslimin asıl muhatap olan gemilere yapılmış
sayılmasını, dolayısıyla istisna uygulamasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
12. Gümrük Hattı Dışı Eşya Satış Mağazaları
Yurt
içi, gümrük hattı dışı eşya satış mağazalarına gönderilen mallar da ihracat
istisnasına tabi tutulabilecektir. Bu durumun gümrük beyannamesi ile tevsik
edilmesi gerekmektedir.
13. Posta İle Yurt Dışına Mal Gönderilmesi
Gümrük
beyannamesi düzenlenmek suretiyle posta ile yurt dışına ticari mahiyette mal
göndermeleri de ihracat istisnasına girmektedir.
14. İhraç Edilen Malların Geri
Gelmesi
Yukarıdaki
örneklerden de görüldüğü gibi, mal ihracında istisna uygulanabilmesi için,
malların yurt dışına çıktığının gümrük beyannamesi ile tevsik edilmesi
koşuldur. Yurt dışına çıkışı yapılan malların ihraç edildikleri ülkeye vasıl
olmadan herhangi bir nedenle zayi olmaları halinde, ihracat istisnası
uygulaması yönünden yapılacak bir işlem yoktur. Yani mallar yurt dışına çıkmış
olduğundan, ihracat istisnası uygulanabilecektir. Ancak yurt dışına çıkan
malların herhangi bir nedenle geri gelmesi halinde, o zaman ihracat istisnası
uygulanmayacak, önceki dönemlerde istisna beyan edilmişse, KDV yönünden
yararlanılan kısım düzeltilecektir. Düzeltme, ihraç edilen mallar için nakden
veya mahsuben alınan KDV iadesinin gümrük idaresine ödenmesi şeklinde
gerçekleşecektir. Eğer ihracatçı, malları KDV Kanununun 11/1-c maddesini
uygulayarak tecil-terkin sistemi kapsamında satın almış ve KDV ödememişse,
imalatçıya ödenmeyen KDV’nin gümrük idaresine ödenmesi suretiyle geri gelen
malların ithali yapılacaktır. Bu ödemenin yapıldığını tevsik eden gümrük
makbuzu veya vezne alındısını bağlı olduğu vergi dairesine ibraz eden
imalatçının tecil edilen vergisi terkin edilecektir.
15. İhracatta Uygulanan Vade Farkları
İhracat
istisnası uygulanarak yurt dışına satılan mallar için, ihracatçının sonradan
vade farkı uygulaması halinde, yurt dışına kesilecek faturada gösterilen vade
farkına ilişkin bedelin istisnaya tabi tutulması ve bu bedel için KDV
gösterilmemesi doğal bir sonuçtur.
16. Navlun ve Sigorta Bedellerinin Durumu
İhracat
faturasının F.O.B. (Free On Board) bedel üzerinden
düzenlenmesi gerekmektedir. Ancak ihracatın C.I.F. (Cost
Insurance Freight) veya
C.F. (Cost and Freight) olarak yapılması durumunda navlun ve sigorta için
de ihracatçının yurt dışındaki müşterisinden aldığı bedele KDV istisnası
uygulaması gerekmektedir. Bu durumda ihracat faturasındaki F.O.B. bedel ile
birlikte navlun ve sigorta bedellerinin de KDV Beyannamesinde “İhracat
İstisnası” satırına yazılarak matrahtan düşülmesi gerekir. Faaliyeti
taşımacılık yapmak veya bunu organize etmek olmayan ihracatçı firmanın, ihraç
edilen malların taşınması için ödediği ve yurt dışındaki alıcıya yansıttığı
navlun bedelini “uluslararası taşımacılık istisnası” satırına yazması söz
konusu değildir. Taşıma için KDV istisnası uygulanmış olsa dahi, ihracatçı
ödediği bu bedeli, ihracat bedeli ile birlikte “ihracat istisnası” satırına
yazmak suretiyle işlem yapacaktır.
Son
yıllarda komşu ülkelerde, özellikle dağılan Sovyetler Birliğinin yerine kurulan
cumhuriyetlerde meydana gelen ekonomik gelişmeler, Türkiye’den bu ülkelere
önemli ölçüde mal ihraç edilmesi sonucunu doğurmuştur. Sözü edilen ülkelerden
yurdumuza gelen yabancı uyruklu alıcılar, satın aldıkları malları gemi, uçak,
TIR gibi araçlarla ülkelerine götürüp satmaktadırlar. Bu ticaret şekli,
İstanbul’un Laleli semti başta olmak üzere Karadeniz kıyısındaki şehirlerimiz
ve güney sahillerimizdeki bazı bölgelerde yoğunlaşmıştır. Literatürümüze “bavul
ticareti” olarak giren bu ihracatın boyutları o hale gelmiştir ki,
resmi ihracat rakamları içinde yer almaması büyük bir eksiklik olarak ortaya
çıkmıştır. Bu şekildeki mal ihracatının ihracat rejiminde yerinin olmayışı,
geçici kabulle ithal edilen mallara ait vergilerin tecil edilememesine neden
olmaktaydı. Bu da satıcıların ihracatla ilgili teşviklerden yararlanamaması
demekti.
Bu
olumsuzlukların aşılması ve bavul ticaretinin kayıt dışı kalmasının önlenmesi,
61 Seri No.lu KDV Genel Tebliğiyle yapılan düzenlemeler sayesinde mümkün
olmuştur. Bu tebliğiyle, bavul ticareti yoluyla ihracatta KDV iadesinin usul ve
esasları belirlenmiş olup, bu Tebliğe dayanılarak Dış Ticaret Müsteşarlığının
getirdiği bir dizi düzenleme ile satıcıların ihracat teşviklerinden
yararlandırılması sağlanmıştır.
61
Seri No.lu KDV Genel tebliğinde yapılan düzenlemeye göre, bavul ticareti
yoluyla ihracat yapacak yabancı uyruklu (veya yabancı ülkede ikamet ettiğini
belgeleyen T.C uyruklu) alıcılara yapılan satışlarda, aşağıdaki şartlar
dahilinde KDV uygulanmayacaktır.
i)
Satıcı, bağlı bulunduğu vergi dairesine başvurarak “Türkiye’de İkamet
Etmeyenlere Döviz Karşılığı Satışlarda KDV İhracat İstisnası İzin Belgesi”
(kısa söylemiyle İstisna Belgesi) alacaktır. Bu belgenin alınması için, gerçek
usulde vergilendirilmek ve hakkında gerçek dışı belge düzenleme veya bilerek
kullanma konusunda rapor yazılmamış olmak yeterlidir. İstisna belgesi, sadece
bavul ticareti kapsamındaki işlemleri yapacak mükelleflere verilecektir. 43
Seri No.lu KDV Genel Tebliği uyarınca yolcu beraberi eşya ihracı istisnası
uygulamasında da bu belge geçerli olacaktır. Yani her iki istisnayı da
uygulamak isteyen mükelleflerin “İstisna Belgesi” almaları yeterlidir.
ii) Satışı yapılan mal bedelleri toplamının, KDV hariç 250.000.000 (73
Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile arttırılan tutar) liranın üzerinde olması
gerekmektedir. Bir faturada gösterilen bedelin bu miktardan fazla olması
halinde vergisiz satış yapabilecektir. Birden fazla malın bedeli, aynı faturada
gösterilmek şartıyla bu toplama dahil edilebilecektir.
iii) İstisna kapsamındaki satışlarda 61 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ekinde
yer alan “Özel Fatura” 5 nüsha olarak düzenlenecektir. İlk dört nüsha alıcıya
verilecek, 5. nüsha satıcıda kalacaktır.
iv)
Satış bedellerine ait döviz, bankalara veya özel finans kurumlarına
bozdurulacak ve bununla ilgili döviz alım belgeleri (veya noter onaylı
örnekleri) KDV beyannamesine eklenecektir.
v)
Satın alınan mallar, fatura tarihinden itibaren 3 ay içinde, Bakanlığımız ile
Gümrük Müsteşarlığının müştereken belirlediği gümrük kapılarından (İstanbul,
İzmir, Antalya, Samsun, Trabzon, Edirne ve Artvin illerindeki bütün gümrük
kapıları ile Dereköy gümrük kapısından) yurt dışı
edilecek, özel faturanın 2, 3 ve 4, nüshaları bu kapılarda görevli gümrük
memuru tarafından onaylanacaktır. Onay işleminin satıcılar, alıcılar veya
taşıyıcı firmalar tarafından da yaptırılması mümkündür. Onay işlemi sırasında
özel faturanın 2 ve 3. nüshaları gümrük görevlileri tarafından alıkonacaktır.
vi) Özel faturanın onaylı 4. nüshası, çıkışı izleyen 1 ay içinde satıcıya
intikal etmiş olacaktır. Ancak, döviz alım belgesi ibraz edilemediği sürece bu
satışlara ilişkin beyan edilmiş olan KDV’nin indirimi (ve iadesi) talep
edilemeyeceğinden, onaylı faturanın 1 ay içinde satıcıya gönderilmesi şartının
bir anlamı kalmamaktadır. Çünkü döviz alım belgesi ibraz edilmediği sürece,
onaylı fatura 1 ay içinde satıcıya ulaşsa da istisna kapsamında bir işlem
yapılamayacak, döviz alım belgesinin ibrazı beklenecektir.
Yukarıdaki
şartlara uygun olarak yapılan satışlarda KDV tahsil edilmeyeceğinden, satışın
yapıldığı dönem beyannamesinde satış bedelleri, KDV matrahından indirilecektir.
Bu satışlarla ilgili yüklenilen KDV ise genel hükümler çerçevesinde indirim
konusu yapılacaktır. Yüklenilen vergilerin indiriminin mümkün olmaması halinde
indirilemeyen kısım, KDV Beyannamesinin " Türkiye'de İkamet Etmeyen
Yolculara Bu Dönemde İade Olunan KDV" satırında beyan edilmek suretiyle
mükellefe iade edilebilecektir. Bu kapsamda işlemlerin bulunduğu KDV
beyannamesine; gümrükte onaylanarak satıcılara intikal etmiş olan özel
faturaların tarih, numara ve tutarlarını ihtiva eden liste ile bu tutarlara ait
döviz alım belgeleri (veya noter onaylı örnekleri) eklenecektir.
Yukarıda
belirtilen şartların herhangi birisinin gerçekleşmemesi halinde, faturada
gösterilmemiş olsa dahi, bu satışlar için KDV beyan edilmesi gerekecektir. Buna
göre, satışın yapıldığı vergilendirme dönemini izleyen ayın 25. gününe kadar
(beyanname verme süresi) gümrükte onaylanan faturalar satıcıya intikal
etmemişse veya fatura bedelleri tutarında döviz alım belgesi temin edilmemişse,
bu satışlara ait bedeller, KDV beyannamesinin “İhracat İstisnası” satırına
yazılamayacaktır. Dolayısıyla söz konusu satış bedeller üzerinden vergi beyan
edilecektir.
Bu
şekilde üzerinden vergi beyan edilen satışlara ait döviz alım belgesi temin
edilmesi, özel faturanın, satış tarihinden itibaren 3 ay içinde gümrükte
onaylatılması ve onay tarihini izleyen 1 ay içinde satıcıya ulaştırılması
halinde, bu satışa ilişkin beyan edilen KDV; ilgili dönem beyannamesinde
indirim konusu yapılabilecektir. İndirimin mümkün olmaması halinde bu verginin
iadesi talep edilebilecektir. Bu dönem beyannamesine de söz konusu satışlara
ait liste ile döviz alım belgelerinin (veya onaylı örneklerinin) ekleneceği
tabiidir. İstisna belgeli satıcıların bavul ticaretine ilişkin olarak
indiremedikleri ve yukarıda açıklandığı gibi iade konusu yaptıkları KDV,
öncelikle mükellefin vergi borçlarına mahsup edilecektir. Mahsup edilecek vergi
borcu bulunmaması veya mahsuptan sonra artan bir kısım olması halinde bu tutar
nakden iade edilebilecektir.
Ayrıca,
İstisna Belgesine sahip olan satıcıların Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara,
verginin önce tahsil edilip malların yurt dışına çıkarılması halinde iade
edilmesi şeklinde uygulanan 43 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki usul ve
esaslara göre satış yapması da mümkündür.
Bavul Ticareti Yoluyla İhracat Yapanlara Teslim Edilen Mallar İçin
Tecil-Terkin Uygulanması
Türkiye’de
ikamet etmeyen yolculara döviz karşılığı satılan ve yurt dışına çıkarılması
şartıyla ihracat istisnası uygulanan malların imalatçıları tarafından, bu
şekilde satış yapanlara tesliminde, KDV Kanunun 11/1-c maddesi kapsamında
tecil-terkin işlemi yapılabilecektir. Bu işlemlerde, tecil-terkin uygulamasına
ait usul ve esaslar aynen geçerli olacaktır. Yani, ihraç kaydıyla teslim edilen
malların, takibeden aybaşından itibaren 3 ay içinde
satışının yapılarak yurt dışına çıkarılması, bu çıkışta onaylanan özel
faturanın 1 ay içinde satıcıya ulaşması gerekmektedir.
Bu
suretle satıcı tarafından temin edilen onaylı faturalar ve döviz alım belgeleri
ile satış faturalarının birer örneğini beyannamesine ekleyen imalatçıların
tecil edilen vergisi terkin edilecek, aksi halde gecikme zammının %50 fazlasıyla
tahsil edilecektir.
İhraç
kaydıyla teslimde bulunan imalatçıların tahsil etmedikleri halde beyan
ettikleri ve indirimle gideremedikleri KDV’nin nakden iadesi mümkün değildir.
İndirilemeyen ve iade konusu yapılan bu tutar, sadece imalatçıların kendi vergi
borçlarına mahsup edilebilecektir.
4. İHRAÇ KAYDIYLA YAPILAN TESLİMLERDE TECİL TERKİN UYGULAMASI
KDV
uygulamasında ön ihracat istisnası olmamakla beraber, belirli koşullar altında
ihraç edilmek üzere teslim edilen mallar için hesaplanan KDV’nin ihracatçı
tarafından ödenmemesi şeklinde bir uygulama mevcuttur.
KDV
Kanununun 11/1. maddesine 3297 sayılı Kanunla eklenen (c) bendi hükmüyle
düzenlenen bu uygulamadan:
-
Sanayi Bakanlığınca belirlenen kriterlere göre “imalatçı” niteliğine haiz
olanların ihracatçılara yaptıkları teslimler,
-
Satıcılar bu vasfı haiz olmasalar bile Dış Ticaret Sermaye Şirketlerine veya Sektörel Dış Ticaret Şirketlerine ihraç edilmek üzere
yapılan teslimler,
-
Bu vasfı haiz olmasalar bile Özel Finans Kurumlarınca ihracatçılara yapılan
teslimler,
-
Geçici kabul veya dahilde işleme izin belgesi kapsamında ithal edilen ham ve
yardımcı maddeler kullanarak mal üretenler tarafından bu malların ihracatçılara
ihraç kaydıyla teslimleri (71 Seri No.lu KDV Genel Tebliği),
yararlanabilecektir.
Buna
göre Özel Finans Kurumları dışındaki imalatçıların (Dış Ticaret Sermaye
Şirketleri veya Sektörel Dış Ticaret Şirketlerine
ihraç kaydıyla yaptığı teslimler hariç) bu uygulamadan yararlanabilmeleri için,
durumunun Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca belirlenen aşağıdaki şartlara uygun
olması gerekmektedir.
Bu
şartlara haiz olanlar tarafından ihracatçılara yapılan teslimlerde normal
fatura düzenlenecek, KDV gösterilecek, ancak faturaya “3065 sayılı KDV Kanunu
hükümlerine göre ihraç edilmek şartıyla teslim edildiğinden KDV tahsil
edilmemiştir.” şeklinde bir şerh düşülecektir. Bu suretle ihracatçı, faturada
gösterilen KDV’yi ödemeksizin malı teslim alacaktır.
İmalatçı
tanımına girmeyen mükelleflerin Dış Ticaret Sermaye Şirketlerine ihraç kaydıyla
yaptıkları teslimlerde de tecil-terkin uygulanabilecektir. Dış ticaret sermaye
şirketlerine ihraç kaydıyla mal teslim eden mükellefler nezdinde yapılacak bir
inceleme sonucu, bir vergi ziyaı tespit edilirse, ziyaa uğratılan vergi ile buna ilişkin ceza, zam ve
faizlerinden, satıcılarla birlikte dış ticaret sermaye şirketleri de müteselsilen sorumlu olacaktır.
Sektörel Dış Ticaret Şirketlerinin imalatçı
tanımına uymayan ortakları ile ortakları dışındaki firmaların ihraç kaydıyla
teslimlerinde tecil-terkin uygulaması zorunludur. Sektörel
Dış Ticaret Şirketlerinin sadece imalatçı tanımına giren ortaklarından
tecil-terkin uygulanmaksızın KDV ödeyerek mal alması mümkündür.
Tecil-terkin
uygulaması kapsamında işlem yapan imalatçılar, bir defaya mahsus olmak üzere
sanayi sicil belgesi ile oda veya derneğe üyelik belgesinin noter onaylı birer
örneğini, teslimin gerçekleştiği dönem KDV beyannamesine ekleyeceklerdir.
Bundan sonraki teslimler için bu belgelerin eklenmesine gerek yoktur. Sanayi
sicil belgesinde veya imalatçı niteliğinde bir değişiklik olursa durum 15 gün
içinde vergi dairesine bildirilecektir.
Tecil-terkin
uygulaması, sadece ihraç konusu nihai mallara uygulanabilecektir. İhracatçı
tarafından olsa dahi işlemden geçirilecek ara mallar ile ihraç edilecek malın
ambalajında kullanılacak mallar bu uygulamadan yararlanamayacaktır.
Bu
kapsamda teslim yapılan dönemde 1 No.lu KDV Beyannamesindeki Tablo III “İhraç
Kaydıyla Teslimler” bölümü doldurulmak zorundadır. Bu dönem beyannamesinde
imalatçının ödenecek KDV’si olması halinde, bunun, ihraç kaydıyla yapılan
teslimlere ilişkin tahsil edilmeyen KDV kadar kısmı, vergi dairesince tarh ve
tahakkuk ettirilecek, ancak tahsil edilmeyip tecil edilecektir.
İhraç
kaydıyla teslim edilen malların, teslim tarihini takip eden aybaşından itibaren
3 ay içinde ihracının gerçekleştiğine dair ihracatçının gümrük beyannamesinin
vergi dairesine ibraz edilmesi üzerine, tecil edilen vergi terkin olunacaktır.
Örneğin 5 Kasım’da ihraç kaydıyla teslim edilen mallar, 1 Aralık’tan itibaren 3
ay içinde (28 Şubat’a kadar) ihraç edilirse, tecil edilen vergi terkin
olunacaktır.
İhracatın
gerçekleşmemesi halinde tecil edilen vergi, ilgili dönemler için gecikme zammı
%50 fazla uygulanmak suretiyle tahsil edilecektir. Ancak ihracatın
gerçekleşmeyişinin nedeni, Vergi Usul Kanununda yazılı mücbir sebeplerle izah
ve ispat edilirse, tecil edilen KDV, sadece tecil faizi uygulanmak suretiyle tahsil
edilecektir.
Tecil-terkin
işlemleri için belirlenen bu süre kesin olup, Maliye Bakanlığı veya başka bir
merciden bu sürenin uzatılması talebinde bulunulması söz konusu değildir. Ancak
bu süreden sonra olsa dahi gerçekleşmiş bulunan ihracatlar için tecil terkin
uygulanabileceği konusunda Maliye Bakanlığınca özelgeler
verilmiştir. Öte yandan bu suretle yapılan teslimlere ait tecil edilen verginin
tarh ve tahakkuku gerçekleştirilmiş olduğundan herhangi bir sebeple vergi ziyaı cezalarının uygulanması mümkün değildir. Örneğin mal
teslim edenin imalatçı tanımına girmemesi, alıcının Dış Ticaret Sermaye Şirketi
statüsünü kaybetmiş olması, ihraç kaydıyla teslim edilen malların nihai ürün
olmayıp ihracatçı tarafından işlenmesi gibi nedenler, tecil edilen verginin
sadece gecikme zammı ile tahsilini gerektirmektedir.
4.3. TECİL-TERKİN İŞLEMLERİNE
İLİŞKİN BAZI HUSUSLAR
1. Geçici İthal, Geçici Muaflık ve Dahilde İşleme Rejimleri
Kapsamında İthal Edilen Mallar
Gümrük
Kanununun 108-115. maddeleri kapsamında, bedelli olarak geçici ithali yapılan
malların işlenerek ihracatçılara tesliminde tecil-terkin işlemi
yapılabilecektir. Bedelsiz ithalatta ise malın mülkiyeti yurt dışındaki firmada
olacağından, tecil-terkin işlemi yapılacak bir teslim söz konusu değildir. Bu
şekilde yapılan fason işçilik için, sonraki bölümde açıklanan şartlar dahilinde
hizmet ihracı istisnası uygulanabilecektir.
Ancak
71 Seri No.lu KDV Genel Tebliğiyle, geçici kabul ve dahilde işleme izin belgesi
kapsamında ithal edilen ham ve yardımcı maddeler kullanarak üretilen malların
ihracatçılara ihraç kaydıyla tesliminde de tecil terkin uygulanması mümkün
kılınmıştır. Hatta bu uygulama 71 Seri No.lu Tebliğin yayımından önceki
dönemler için de geçerli sayılmıştır.
2. Kendi Üretiminin Yanı Sıra Fason İmalat da Yaptıranlar
İmalatçı
tanımına giren mükelleflerin, kendi üretimine ek olarak fason imalat da
yaptırmaları halinde, fason imalatı kendi sanayi sicil belgesinde yazılı üretim
dallarında yaptırması, işin riskini ve organizasyonunu üstlenmesi, ham madde ve
yardımcı maddeleri kendi temin etmesi koşullarıyla, bu şekilde üretilen mallar
için de tecil-terkin uygulanabilecektir.
İmalatçı
tanımına girdiği halde, fason olarak dahi olsa kendi üretmediği, piyasadan
hazır aldığı malları da teslim edenlerin, bu teslimlerini faturada ayrıca
göstermek suretiyle tecil-terkin uygulaması dışında tutması gerekir.
Fason
işi yapanlar bu uygulamadan yararlanamayacaktır. Örneğin ihracatçının ürettiği
mallara fason işçilik yapan bir firmanın bu uygulamaya göre işlem yapması
mümkün değildir.
4. Sanayi Sicil Belgesi Almamış Olanlar
İmalatçılar
için aranılan diğer şartlara haiz olup, sanayi sicil belgesini henüz almamış
olan mükelleflerin, Sanayi Bakanlığına başvurarak olumlu görüş yazısı aldıkları
veya vergi dairesi müdür yardımcısı başkanlığındaki yoklama grubunun bu
şartlara haiz olduğunu belirlediği tarih itibariyle tecil-terkin kapsamında
işlem yapmaları mümkündür. Bu tespit Yeminli Mali Müşavir tasdik raporu ile de
yapılabilecektir.
5. Gümrük Beyannamesinin Teyidi
Tecil-terkin
işlemi kapsamında ihraç kaydıyla teslimde bulunan imalatçıların, ihracatçılar
tarafından kendilerine verilen gümrük beyannamesinin aslı, noter veya yeminli
mali müşavirce tasdikli örneğinin teyidi, ilgili gümrük idaresinden değil,
ihracatçının bağlı olduğu vergi dairesinden yapılacaktır.
6. Gümrük Beyannamesinde İmalatçının
Adının Olmaması
Gümrük
beyannamesinde imalatçının adının yer almaması veya yanlış isim yazılması
halinde, yapılacak bir inceleme (veya YMM raporu) ile ihraç edilen malların
imalatçıya ait olduğu tespit edilerek, terkin işlemi yapılabilecektir.
7. İmalatçı Faturasının İhracat Faturasından Sonra
Düzenlenmesi
İmalatçı
faturasının ihracat faturasından sonraki bir tarihi taşıması halinde, ihraç
edilen malların bu faturada belirtilen mallar olduğu bir inceleme ile tespit
edilirse, tecil-terkinden yararlanılabilecektir. Bu incelemenin YMM tarafından
yapılması mümkündür.
8. Gümrük Beyannamesinde Birden Fazla İmalatçı Olması
Farklı
imalatçılardan alınan malların tek bir gümrük beyannamesiyle ihraç edilmiş
olması halinde, ihracatçının, imalatçının malını bu beyanname ile ihraç
ettiğini belirten bir belgeyi imalatçıya vermesi şartıyla, bu beyannameye
dayanılarak terkin işlemi yapılabilecektir. .
9. İhracattan Sonra Ortaya Çıkan Ödemeler
Tecil-terkin
kapsamında teslim edilen malların ihracından sonra ortaya çıkan vergi iadesi,
kur farkı ve kaynak kullanımı destekleme primlerinin imalatçıya aktarılmasında,
imalatçı tarafından düzenlenecek faturada bu unsurların ayrı ayrı gösterilmesi ve asıl malın teslimine ait fatura ile
gümrük beyannamesine atıfta bulunan bir şerh konulması şartıyla, bu unsurlar
için KDV uygulanmaması mümkündür. Bu durumda söz konusu bedeller hem beyan
edilmek, hem de indirim konusu yapılmak suretiyle sıfırlanacaktır.
10. Aleyhte Oluşan Kur Farkları
İmalatçı
aleyhine oluşan kur farkları ile ihraç edilen mala ilişkin fiyat indirimlerinin
(reklamasyon) ihracatçı tarafından imalatçıya fatura edilmesi halinde,
indirilen tutar için KDV uygulanmayacaktır.
11. Başkasının Kotası Üzerinden
İhracat
Başkalarına
ait kotalar kullanılarak ihraç edilen mallara ait gümrük beyannamelerinde
imalatçı olarak kota hakkını devreden firmanın adı yazılmaktadır. Bu durumda
kota hakkını devreden firmanın bağlı olduğu vergi dairesine, bu işlem için
tecil, terkin, iade, mahsup gibi taleplerde bulunmayacağına dair bir
taahhütname vermesi gerekmektedir. Ayrıca ihraç edilen malların imalatçıya ait
olduğunun Vergi İnceleme Raporu, YMM tasdik raporu veya vergi dairesi yoklama
tutanağıyla tespiti zorunludur. Bu şartların yerine getirilmesi üzerine, kota
devri suretiyle yapılan ihraç kayıtlı teslimler için tecil-terkin
uygulamasından yararlanılabilecektir.
12. İmalatçının Pişmanlıkla Beyanname Vermesi
İhraç
kaydıyla teslimlerin bulunduğu döneme ait beyannamede yapılan hataların
imalatçı tarafından farkedilerek pişmanlık
beyannamesi verilmesi halinde, bu beyannameye göre tahakkuk ettirilen vergi
için (ödeme çıksın çıkmasın) pişmanlık zammı uygulanarak, tecil-terkinden
yararlandırılmanın devam etmesi gerekir. Pişmanlık şartlarına uyulmaması
halinde cezalı tarhiyat yapılacağı tabiidir.
13. Tecil-Terkin Uygulamasının İhtiyariliği
Tecil-terkin
uygulaması tamamen imalatçıların insiyatifindedir.
Yani normal olarak KDV tahsil edilmek suretiyle satış yapılması da pekâlâ
mümkündür. İhracatçının bu suretle ödeyeceği KDV’yi indirim ve iade konusu
yapabileceği tabiidir. Ancak sektörel dış ticaret
şirketlerinin ortakları dışındaki firmalardan veya imalatçı vasfını haiz
olmayan ortaklarından ihraç edilmek üzere mal alımlarında tecil-terkin
uygulanması zorunludur.(77 Seri No.lu KDV Genel Tebliği)
4.4. İHRAÇ
KAYDIYLA YAPILAN TESLİMLERDE TECİL, TERKİN VE İADE EDİLECEK KDV’NİN
HESAPLANMASI
Yukarıdaki
şartlara uygun olarak yapılan ihraç kaydıyla teslimler, KDV beyannamesinin 6.
ve 8. satırlarında, üzerinden vergi hesaplanacak bedele dahil edilecektir.
İhraç kaydıyla teslim bedelinin, ihracat istisnasına ait satıra yazılarak KDV
matrahından indirilmesi hiç bir şekilde mümkün değildir. KDV tahsil
edilmediği halde, ihraç kaydıyla teslim bedeli üzerinden KDV hesaplanacak ve
diğer satırlar da hiçbir farklılık olmaksızın doldurulacaktır. Sonuçta ödenmesi
gereken KDV çıkması halinde, ödenecek verginin, ihraç kaydıyla yapılan teslim
dolayısıyla tahsil edilmeyen KDV kadar kısmı tecil edilecektir. Bu dönemde
“İhraç Kaydıyla Teslimler”e ait Tablo III’ ün
düzenlenmesi zorunludur. Tahsil edilmeyen KDV’den tecil edilecek KDV’nin
indirilmesinden sonra kalan tutar, bu şekilde teslim edilen malların süresinde
ihracının gerçekleştirilmesi üzerine iade edilebilecektir.
5. DAHİLDE İŞLEME VE GEÇİCİ KABUL REJİMLERİNDE TECİL-TERKİN UYGULAMASI
Yurt
dışından getirilen ham ve yardımcı maddeler kullanılarak üretilen malların
ihraç edilmesi halinde, bu maddelerin ithalinde gümrük vergisi ile diğer mali
yükümlülükler teminat karşılığı ertelenerek, ihraç edilecek malların girdi
maliyetleri azaltılmaktadır. Aynı şekilde yurt dışındaki müşterilerin
mallarının işlenmesi amacıyla geçici olarak ithal edilen mallar için de
gümrükte vergi uygulanmamaktadır.
İthal
için getirilen bu kolaylıklar, yerli girdi kullanan mükellefler açısından
haksız rekabet unsuru teşkil etmektedir. Bu eşitsizliği gidermek amacıyla 4369
sayılı Kanunun 62. maddesiyle KDV Kanununa eklenen geçici 17. maddeyle, dahilde
işleme ve geçici kabul rejimleri kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde
kullanılacak ham ve yardımcı maddelerin yurt içinden satın alınmasında
sektörler, bölgeler veya mal grupları itibariyle tecil-terkin işlemi yaptırma
konusunda Bakanlar Kuruluna yetki verilmiştir. Bakanlar Kurulu bu yetkiye
istinaden önce tekstil ve konfeksiyon sektöründe, daha sonra demir-çelik,
otomotiv ve otomotiv yan sanayi sektörlerinde bu şekilde işlem yapılmasını
öngörmüştür. 2001/2325 sayılı Kararname ile sektör ayrımı kaldırılmış ve tüm
sektörlerde dahilde işleme veya geçici kabul izin belgesine sahip
imalatçı-ihracatçıların yurt içinden ham ve yardımcı madde alımlarında KDV
Kanununun 11/1-c maddesi kapsamında tecil-terkin işlemi uygulanması mümkün
kılınmıştır.
Hemen
belirtelim ki, ihraç kaydıyla teslimlerde olduğu gibi dahilde işleme ve geçici
kabul rejimi kapsamındaki teslimlerde de tecil-terkin uygulaması isteğe bağlı
olup, dileyen mükelleflerin KDV tahsil ederek işlem yapması mümkündür. (Sektörel dış ticaret şirketlerinde imalatçı ortaklar
dışında ihraç edilmek üzere mal alımlarında tecil-terkin uygulanması
zorunludur)
Dahilde
işleme veya geçici kabul rejimleri kapsamında ihraç edilecek malların imalinde
kullanılacak ham ve yardımcı maddelerin tesliminde KDV Kanununun 11/1-c maddesi
kapsamında tecil-terkin işlemi yapılabilmesi için aşağıdaki koşulların
gerçekleşmesi şarttır:
a)
Alıcının geçici kabul veya dahilde işleme izin belgesine sahip
imalatçı-ihracatçı olması gerekmektedir. Ürettiği malları aracı ihracatçı
vasıtasıyla ihraç eden imalatçılar da bu uygulamadan yararlanabilecektir.
b)
Teslim edenin KDV genel tebliğlerinde tanımlanan “imalatçı” vasfını haiz olası
şarttır. 27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde tanımlanan imalatçı vasfını haiz
olmayanların alımlarında tecil-terkin uygulaması yapılamayacaktır. Ancak özel
finans kurumları için imalatçı vasfını haiz olması şartı aranılmamaktadır.
c)
Teslime konu malın:
-İhraç
edilecek ürünlerinin imalinde kullanılacağı sözü edilen belgelerde yazılı
hammadde ve yardımcı madde olması,
-İmalatçılar
tarafından bizzat üretilmiş veya 27 Seri No.lu KDV Genel Tebliğindeki
açıklamalar çerçevesinde fason olarak imal ettirilmiş olması
-Düzenlenecek
faturalarda her bir mal çeşidi itibariyle KDV hariç bedelin; 2,5 milyar lirayı,
(tekstil ve konfeksiyon sektörü için pamuk, yün, iplik ve kumaş dışındaki diğer
ham ve yardımcı maddelerde 500 milyon lirayı) aşması,
-Belgede
yazılı sürede ihraç edilmesi gerekmektedir.
Belgede
belirtilen miktardan fazla maddenin tecil-terkin uygulaması kapsamında satın alınması
mümkün değildir. Öte yandan tecil-terkin uygulaması mal teslimleri bakımından
geçerli olup, hizmet ifaları bu kapsama girmemektedir.
5.2. TECİL-TERKİN KAPSAMINDAKİ
TESLİMLER İÇİN YAPILACAK İŞLEMLER
Tecil-terkin
kapsamında işlem yaptırmak isteyen imalatçı-ihracatçılar, geçici kabul veya
dahilde işleme izin belgelerini satıcılara ibraz ederek, hesaplanan verginin
kendilerinden tahsil edilmemesini talep edecektir. Bu kapsamda işlem yapan
satıcılar öncelikle talep edilen malın belgedeki cins ve miktara uygun olup
olmadığını belirleyecektir. Bu belirleme sırasında daha önce satın alınan
miktarların gözönüne alınacağı tabiidir. Bu
belirlemeden sonra, düzenlenecek faturada toplam bedel üzerinden KDV
hesaplanacak, ancak tahsil edilmeyecektir.
Faturaya;
“KDV Kanununun Geçici 17. madde hükmü gereğince KDV tahsil edilmemiştir.”
ibaresi yazılacaktır. Alıcının dahilde işleme izin belgesi ibraz etmesi halinde
bu belgenin “İthal Edilen Maddelerle İlgili Bilgiler” bölümü satıcılar
tarafından doldurularak imzalanacak ve kaşe basılacaktır. Geçici kabul izin
belgesinin ibraz edilmesi halinde ise bu belgenin uygun bir yerine “Bu belgenin
............. sırasındaki ..............miktar/ birim maldan
..............miktarı ............tarih ve ............sayılı faturayla satılmıştır.”
şerhini koyarak imzalayacak ve kaşe basacaklardır. Bu şekilde şerh düşülen
belgelerin bir fotokopisi, belge sahibi tarafından imza ve kaşe tatbik edilmek
suretiyle onaylanacak ve satıcıya verilecektir.
Öte
yandan imalatçı-ihracatçılara teslimde bulunanların, tecil-terkin
uygulanabilecek ve uygulanamayacak olan mallar için ayrı ayrı
fatura düzenlemeleri gerekmektedir.
Satıcılar
tarafından bu kapsamda yapılan teslimler için KDV Kanununun 11/1-c maddesi
uygulamasına ilişkin genel tebliğlerde yapılan açıklamalara göre hareket
edilecektir. Bu dönemde verilecek beyannameye alıcılar tarafından onaylanarak
verilen geçici kabul veya dahilde işleme izin belgesinin bir fotokopisi veya bu
belgenin tarih ve sayısı ile satılan malın cinsi, miktarı, tutarına ilişkin
bilgileri içeren ve satıcı tarafından onaylanan bir liste eklenecektir.
Yukarıda
belirlenen şartlara uygun olarak hareket eden satıcıların tecil edilen veya
iade edilen vergisi, ihracatın şartlara uygun olarak gerçekleşmemesi halinde
kendilerinden değil, alıcılardan aranacaktır.
İmalatçı-ihracatçılar
tecil-terkin kapsamında satın aldıkları maddelerle imal ettikleri malları
süresi içerisinde ihraç edildiğini YMM tarafından düzenlenecek bir raporla tespit
ettireceklerdir. İmalat kayıtlarındaki bilgiler esas alınarak üretim analizi ve
randıman hesapları da yapılmak suretiyle düzenlenecek raporlarda en az
aşağıdaki bilgiler yer alacaktır.
-Dahilde
işleme veya geçici kabul izin belgesinin tarih ve sayısı,
-Belgenin
tarihi ve süresi,
-İhracata
ilişkin gümrük beyannamesinin tarih ve sayısı,
-Fiili
ihracat tarihi, ihraç edilen malların cinsi, miktarı ve tutarı,
-İhraç
edilen malların üretiminde kullanılan hammaddelerin satıcıları itibariyle ayrı ayrı olmak üzere cins, miktar ve tutarı,
-İhracatın
süresi içinde yapılıp yapılmadığı.
Bu
bilgilere de yer vererek hazırlanacak YMM raporuna teyidi alınan gümrük
beyannamesinin onaylı bir örneği eklenecek ve ihracatın yapıldığı her dönem
için ayrı ayrı düzenlenecek olan raporlardan ikişer
örnek, ihracatın yapıldığı ayı izleyen 3 ay içinde ilgili satıcılara
verilecektir. (Makul nedenlerle raporun bu sürede hazırlanamayacağı
bildirilirse, vergi dairesince en çok 3 aylık ek bir süre verilebilecektir)
Satıcılar
bu raporları vergi dairesine vermek suretiyle terkin işleminin yapılmasını
sağlayacaktır. Bu teslimle ilgili olarak satıcı iade edilecek KDV beyan
etmişse, incelemesiz ve teminatsız iade sınırı altındaki (4 milyar lira) iade
talepleri, alıcının gönderdiği YMM raporuna kendi satış faturalarının tarihini,
sayısını, fatura muhteviyatı malların cinsi, miktarı ve tutarına ilişkin
bilgileri içeren kaşelemek ve imzalamak suretiyle onayladığı bir listenin de
vergi dairesine verilmesi suretiyle yerine getirilecektir. Bu sınırı aşan iade
talepleri, alıcı hakkında düzenlenen YMM raporu ile veya 4 milyar lirayı aşan
kısım kadar (indirimli teminattan yararlananlar için aşan kısmın % 4’ü veya %
8’i tutarında) teminat verilmek suretiyle ya da vergi inceleme elemanlarının
düzenleyeceği raporlara göre yerine getirilecektir.
Dahilde
işleme veya geçici kabul izin belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen mallarla
ilgili KDV için yapılan tecil-terkin uygulamasında İhracatçı Birliklerinin,
sanayi ve ticaret müdürlüklerinin veya odaların kapatma yazılarına göre terkin
veya iade işlemi yapılmayacak, mutlaka YMM raporu aranacaktır.
Tecil-terkin
uygulaması kapsamında satın alınan maddelerden üretilen malların izin
belgesinde öngörülen süre ve şartlara uygun olarak ihraç edilmemesi halinde
zamanında ödenmeyen KDV, tecil tarihinden itibaren vergi ziyaı
cezası da uygulanmak suretiyle gecikme faiziyle birlikte alıcıdan tahsil
edilecektir.
6.1. HİZMETLERİN KDV KARŞISINDAKİ
DURUMU
KDV’nin
yürürlüğe girdiği 1985 yılına kadar, malların üretiminde ve ithalinde uygulanan
“istihsal vergisi” ile tüketiminde uygulanan “işletme vergisi”, mal
hareketlerini kavrayacak bir mali yapıyı oluşturmuş bulunmaktaydı. Ancak
hizmetler için aynı şey söylenemez. O güne kadar nakliye hizmetleri ile eğlence
yerleri gibi çok sınırlı sayıda hizmet dolaylı vergilere muhatap olmuştu. 24
Ocak kararlarından sonra hizmet sektörümüzde uluslararası ilişkilerin
canlanmasını 1985 yılında ticari, sınai, zırai ve
serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim veya hizmetlerin her
safhasında uygulanan KDV’nin yürürlüğe girmesi izlemiştir. Bunun sonucu hizmet
ifalarında KDV uygulamasından kaynaklanan sorunlarda da artış olmuştur.
Aşağıda, gerek Türk firmalarının yurt dışına yaptığı hizmetlerde, gerekse yurt
dışındaki firmaların Türkiye’deki kişi ve kuruluşlara yaptığı hizmetlerde KDV
uygulamasına ilişkin düzenlemelerle belirlenen hukuki durum ele alınmıştır.
3065
sayılı KDV Kanununun 1. maddesi ile Türkiye’de yapılan ticari, sınai, zırai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesindeki teslim ve
hizmetler ile her türlü mal ve hizmet ithali KDV’nin konusuna alınmıştır.
Burada, hizmetin Türkiye’de yapılıp yapılmadığının tespiti önem kazanmaktadır.
Kanunun 6. maddesinde: “Türkiye’de yapılan, değerlendirilen veya faydalanılan”
hizmetlerin verginin konusuna girdiği hükmü, 29 Ocak 2000 tarihli Resmi
Gazete’de yayımlanan 4503 sayılı Kanunun 3. maddesiyle “Türkiye’de yapılan veya
faydalanılan” olarak değiştirilmiş ve “değerlendirme” ilkesinden
vazgeçilmiştir. Böylece yurt dışında yapılan giderlerin Türkiye’de gider
yazılması halinde sorumlu sıfatıyla vergi beyan edilmesi dolasıyla
ortaya çıkan mükerrer vergileme önlenmiştir.
Öte
yandan, Türkiye’de yapılan bu kapsamdaki hizmetler KDV’nin konusuna alınmakla
birlikte, Kanunun 11/1-a maddesi ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan
hizmetler KDV’den istisna edilmiştir.
KDV
Kanunundaki bu hükümlere göre, yurt dışından sağlanan hizmetler ile yurt dışına
yapılan hizmetlerin KDV karşısındaki durumu aşağıda örneklerle açıklanmıştır.
6.3. YURT DIŞINDAN SAĞLANAN
HİZMETLER
KDV
Kanunun 1/2. maddesinde, her türlü hizmet ithali vergiye tabi tutulmuşsa da
yurt dışından sağlanan hizmetlerle ilgili ithalatta vergileme söz konusu
değildir. Bu hizmetler, Türkiye’de yapılan, değerlendirilen, faydalanılan
hizmetler olarak genelde hizmeti yaptıran Türk firmalarınca, sorumlu sıfatıyla
vergi beyan edilmek şeklinde vergilendirilmektedir.
Avrupa
Birliğinin vergileme kriterlerinde, hizmetlerin vergilenmesinde ortak KDV
uygulamasının sağlanması amacıyla “hizmetin yeri” kriteri geliştirilmiştir.
Topluluk Konseyi’nin 6. Direktifinde bu konu ayrıntılarıyla açıklanmıştır. Türk
KDV uygulamasında ise “hizmetin yapıldığı yerin” yanı sıra, “faydalanma”
kriterleri de uygulanmaktadır. Subjektif özellikteki
bu kritere göre hareket edilmesi ve genel tebliğlerde bu kriterlere ilişkin
açıklamalar yapılmamış olması, Türk KDV uygulamasında hizmet ithali ile ilgili
yasal çerçevede belirsizliklerin hüküm sürmesine neden olmaktadır.
KDV
Kanununun 6. maddesine göre, yurt dışından sağlanan hizmetlerin vergileme
esasları şöyledir.
6.4. YURT DIŞINDAKİ FİRMALARIN
TÜRKİYE’DE HİZMET YAPMASI
Fiilen
Türkiye’de gerçekleştirilen hizmetler, hizmeti yapanın uyruğu ne olursa olsun
KDV’ye tabidir. Hizmeti yapanın Türkiye’de ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi
veya işmerkezi yoksa, (veya bunlardan biri olduğu
halde Maliye Bakanlığınca gerekli görülmesi halinde) yapılan hizmete ilişkin
KDV, hizmeti yaptıran Türkiye’deki kişi veya kuruluşlar (veya Maliye
Bakanlığının uygun gördüğü 3. şahıslar) tarafından, vergi sorumlularına ait 2
numaralı KDV Beyannamesi ile beyan edilecektir.
ÖRNEK
(1) Türkiye’deki bir otoyol şantiyesinde inşaat işi yapan yabancı bir firmanın
yaptığı hizmet KDV’ye tabi olup, bu hizmete ait vergi, kendisinin gerçek usulde
mükellefiyet tesis ettirmesi halinde kendisi tarafından, yoksa inşaatı yaptıran
kurum veya kuruluş tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
ÖRNEK
(2) Bir bankanın bilgisayar sistemindeki arızayı gidermek üzere Türkiye’ye
gelen yabancı uyruklu bir şahsın bankaya yaptığı bu hizmet, Türkiye’de
yapıldığından KDV’ye tabi bulunmaktadır. Bu işleme ait vergi, KDV mükellefi
olmasa da banka tarafından sorumlu sıfatıyla, hizmetin yapıldığı yerin
sorumluluk alanında bulunan vergi dairesine beyan edilerek ödenecektir.
6.5. YURT DIŞINDA YAPTIRILAN
HİZMETLERDEN TÜRKİYE’DE FAYDALANILMASI
Yurt
dışındaki kişi veya kuruluşlara hizmeti yaptıran Türk firmaları, bu
hizmetlerden yine yurt dışında yararlanıyorsa KDV uygulanmayacak, yurt içinde
yararlanıyorsa vergi beyan edilecektir. Yurt içinde yararlanma halinde KDV’nin
sorumlu sıfatıyla Türk firmasınca beyan edileceği tabiidir.
ÖRNEK
(1) Türkiye’de inşa edilecek bir tesisin projesi yurt dışındaki bir firmaya
hazırlatılmıştır. Bu projeden Türkiye’de yararlanılacağından, proje bedeli
üzerinden hesaplanacak KDV, projeyi çizdiren Türk firması tarafından sorumlu
sıfatıyla beyan edilecektir.
ÖRNEK
(2) Yurt dışında müteahhitlik yapan bir Türk firması, bu işiyle ilgili
bulunduğu ülkedeki mühendislik firmasına bazı hizmetler yaptırmıştır. Yurt
dışında sağlanan bu hizmetten Türk firması yine yurt dışında yararlandığından,
yabancı mühendislik firmasının hizmetinin Türkiye’de KDV’ye tabi tutulması söz
konusu olmayacaktır.
ÖRNEK
(3) Yabancı kredi kartı firmalarının, Türkiye’de alış veriş yapılmasında kredi
kartlarını kullandırmasına ilişkin hizmetinden Türkiye’de yararlanıldığından,
bu işlem dolayısıyla yabancı kredi kartı firmasına ödenecek komisyon bedelleri
için sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmesi gerekir.
ÖRNEK
(4) Yurt dışındaki leasing firmasının Türkiye’deki bir havayolu şirketine
kiralayacağı uçak için, kiralama hizmetinden Türkiye’de yararlanılacağından,
uçağı kiralayan Türk şirketi, kira bedeli üzerinden KDV hesaplayacak ve sorumlu
sıfatıyla beyan edecektir.
6.6.
YURT DIŞINA YAPILAN HİZMETLER
KDV
Kanununun 1. maddesi gereği, Türkiye’de yapılmayan hizmetler verginin konusuna
girmemektedir. Türkiye’de yapılmakla birlikte yurt dışındaki müşteriler için
yapılan hizmetler ise Kanunun 11/1-a maddesi ile vergiden istisna edilmiştir.
Bu
durumda, Türk firmalarının yurt dışına yaptıkları hizmetleri, yurt dışına
yapılan ve yurt dışında yapılanlar olmak üzere iki bölümde incelememiz
gerekir.
1. Yurt Dışına Yapılan Hizmetler
KDV
Kanununun 12/2. maddesinde, ikametgahı, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt
dışında olan alıcılara veya Türkiye’deki firmanın yurt dışında müstakilen faaliyet gösteren şubelerine yapılan ve yurt
dışında faydalanılan hizmetlerin istisna kapsamına girdiği açıklanmıştır.
Konuyla
ilgili olarak 26 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde, hizmet ihracında KDV
istisnası uygulanabilmesi için, aşağıdaki dört şartın birlikte gerçekleşmesi
gerektiği belirtilmiştir.
i. Hizmet Türkiye’de, Yurt Dışındaki Bir Müşteri İçin Yapılmalıdır.
Yurt
dışındaki müşteri tabirinden, ikametgahı, işyeri, kanuni merkezi veya iş
merkezi yurt dışında bulunan kişi veya kuruluşlar ile Türkiye’de faaliyette
bulunan bir firmanın yurt dışında, kendi adına müstakilen
faaliyet gösteren şubesi, acentası, temsilcisi veya
bürosu anlaşılmalıdır. Hizmet Türkiye’de yapılmazsa KDV’nin konusuna
girmediğinden, hizmet ihracı istisnası söz konusu olmayacaktır. Örneğin yurt
dışında müteahhitlik yapılması KDV’nin konusuna girmeyen bir işlemdir. Bu
müteahhidin yurt dışındaki inşaatı için Türkiye’de proje çizip yurt dışına
gönderen mimarlık bürosunun faaliyeti ise hizmet ihracı sayılacaktır. Verginin
konusuna girmeyen işlemlere ait yüklenilen KDV’nin indirim konusu
yapılamayacağı (KDV Kanunu m:30/a), hizmet ihracı istisnası kapsamına giren
işlemlere ait yüklenilen KDV’nin ise indirim ve iade konusu yapılabileceği (KDV
Kanunu m:32) gözönüne alındığında, bu ayrımın çok
önemli olduğu anlaşılabilecektir.
ii. Fatura veya Benzeri Belge Yurt
Dışındaki Müşteri Adına Düzenlenmelidir.
Yurt
dışındaki müşterinin Türkiye’de temsilciliği olsa bile, faturanın yurt
dışındaki müşteri adına düzenlenmesi zorunludur. Dolayısıyla fatura
Türkiye’deki temsilcilik adına düzenlenirse, istisna uygulanamayacaktır.
iii. Hizmetin Bedeli Döviz Olarak
Türkiye’ye Getirilmelidir.
Mal
ihracında mal bedelinin döviz olarak Türkiye’ye getirilmesi şart olmasa dahi,
hizmet ihracı istisnası uygulanması için, hizmet bedelinin döviz olarak
Türkiye’ye getirilerek bankalara veya özel finans kuruluşlarına bozdurulması
zorunluluğu vardır. Bu şartın yerine getirildiği döviz alım belgesi ile tevsik
edilecektir. Döviz alım belgesi veya ilgili banka tarafından onaylanmış örneği
ibraz edilmedikçe, hizmet ihracı istisnası uygulanamayacaktır.
iv. Hizmetten Yurt Dışında
Yararlanılmalıdır.
Yukarıda
somut olarak tespit edilebilecek şartların yanında, soyut bir kavram olan yurt
dışında yararlanma şartının da aranılması, hizmet ihracı istisnası
uygulamasında bazı tereddütler yaşanmasına neden olmuştur. Zaten Maliye
Bakanlığı da Tebliğde bu ilkeyi açıklamak yerine 26 ve 30 Seri No.lu KDV Genel
Tebliğlerinde örnekler vermiştir. Buradan, hizmetten yurt dışında mı yurt
içinde mi yararlanıldığının, olaya göre yorumla değişebileceği sonucu
çıkmaktadır.
Tebliğde
yer alan örnekler incelendiğinde, genellikle yurt dışına ihraç edilen mallarla
ilgili olarak yurt dışındaki alıcılar için yapılan hizmetlerin istisna
kapsamında mütalaa edildiği, Türkiye’ye ithal edilen mallara ilişkin olarak
yurt dışındaki satıcılara yapılan hizmetlerin ise vergiye tabi tutulduğu
görülmektedir.
Öte yandan, ülkemiz açısından oldukça önemli bir sektör haline gelen
fason işçilik konusunda da hizmet ihracı istisnası uygulanabileceğini belirtmek
isteriz. Ancak fason işçilik yapan firmaların hizmet ihracından
yararlanabilmesi için, faturanın yurt dışındaki firmaya kesilmesi, bedelin
döviz olarak getirilmesi ve fason olarak işlenen malların, ihracatçı firmalar
dahil hiçbir şekilde yurt içinde satılmaması gerekir.
Bu
değerlendirmelere göre ithalat komisyonlarının KDV’ye tabi tutulacağını
söyleyebiliriz. Ancak, ithal edilen malın gümrükte ödenecek KDV matrahına dahil
edilen ithalat komisyonlarının bir kez de komisyoncu firma tarafından vergi
beyan edilmesi suretiyle iki kez vergilenmesi, bu konuda mükerrer vergilemeyi
önlemek için tedbir alınmasını gerektirmekte olup, bugüne kadar böyle bir
düzenleme yapılmamıştır.
Türkiye’de
yapılan hizmetlerin hizmet ihracı istisnası karşısındaki durumuyla ilgili diğer
özelgelerden bazı örnekler aşağıdadır.
-
Yurt dışına fason işçilik yapılması : İstisnadan yararlanmaktadır. Örneğin
geçici kabulle gelen altının işlenip tekrar yurt dışındaki sahibine
gönderilmesinde istisna uygulanabilir.
-
Tamir, bakım, onarım için Türkiye’ye geçici ithal yoluyla getirilen araçlara
verilen hizmetler : İstisnadan yararlanmaktadır. Transit olarak geçen araçlara
verilen hizmetler ise KDV’ye tabidir.
-
Yabancı sigorta kuruluşlarına yapılan aracılık hizmeti : İstisnadan
yararlanmaktadır. Ancak yabancı sigorta şirketlerinin müşterilerinin Türkiye’de
yararlandığı hizmetler, örneğin sağlık hizmeti, bedeli yurt dışından ödense
dahi istisna kapsamına girmemekte, sağlık hizmeti bedeli dışında alınan
komisyonlar istisna kapsamında değerlendirilmektedir.
-
Yabancı bayraklı teknelere Türk limanlarında verilen tamir, bakım, onarım,
kışlama, çekek, hizmetleri : İstisnadan yararlanmamaktadır.
-
Yurt dışındaki kurumlara hasta veya öğrenci gönderilmesi : Hastanelerden veya
öğrencilerden alınan komisyon ücreti KDV’ye tabidir. Ancak komisyonun yurt
dışındaki kurumlardan alınması halinde hizmet ihracı istisnası uygulanabilecektir.
-
Türkiye’deki davalar veya ihalelerle ilgili yurt dışındaki kişi ve kuruluşlara
danışmanlık veya aracılık hizmeti verilmesi : KDV’ye tabidir.
-
Yurt dışında gösterim için film, metin, disket, bant, görüntü gönderilmesi :
Hizmet ihracı istisnası kapsamında değerlendirilmektedir.
-
Yabancı kişi ve kuruluşların Türkiye’de reklamlarının yapılması : Hizmetten
Türkiye'de yararlanıldığından KDV’ye tabidir.
-
Yurt dışına haberleşme hizmeti verilmesi : Türk Telekom firmasının yurt
dışındaki kişi veya kuruluşlara verdiği haberleşme hizmeti istisna kapsamına
girmektedir. Örneğin yurt dışında sayılan serbest bölgelerde verilen haberleşme
hizmeti KDV’den müstesnadır.
-
Yurt dışında imal edilecek malların kalıp ve modellerinin yapılması : İstisna
kapsamına girmektedir.
-
Yurt dışına yapılan Finansal Kiralama İşlemleri : İstisna kapsamına
girmektedir.
2. Yurt Dışında Yapılan Hizmetler
Buraya
kadar, Türkiye’de yapılan veya faydalanılan hizmetler ele alınmıştır. Peki Türk
firması hizmetini yurt dışında yaparsa ne olacak?
KDV
Kanununa göre, Türkiye’de yapılmayan hizmetler, hizmeti kim yaparsa yapsın
KDV’nin konusuna girmemektedir. Yani Türk firmalarının yurt dışında yaptığı
hizmetler, KDV’nin konusuna girmemektedir.
Yurt
içinde yapılmakla birlikte hizmet ihracı istisnası kapsamına giren hizmetler
için de KDV hesaplanmamaktadır. Ama ikisi arasında “indirim” le ilgili önemli bir fark vardır. Hizmet ihracına giren
işlemler için satın alınan mal ve hizmetlere ödenen KDV indirim konusu
yapılmakta ve indirilemeyen vergi kalırsa, hizmet ihraç eden firmaya iade
edilmektedir. Halbuki verginin konusuna girmeyen işlemlerle ilgili yüklenilen
vergiler ise indirim konusu yapılmamakta, gider veya maliyet unsuru olarak
dikkate alınmaktadır.
Yukarıda
yapılan açıklamalara göre, uluslararası hizmet hareketlerinde KDV uygulamasına
ilişkin olarak aşağıdaki sonuçlar çıkmaktadır.
1.
Yurt dışındaki firmaların Türkiye’de hizmet yapmaları KDV’nin konusuna girmekte
ve vergiye tabi bulunmaktadır.
2.
Yurt dışındaki firmaların yurt dışında yaptığı hizmetler :
-
Türk firmalarınca bu hizmetlerden Türkiye’de yararlanılması halinde KDV’nin
konusuna girmekte ve vergiye tabi bulunmaktadır.
-
Türk firmaları bu hizmetten Türkiye’de yararlanmazsa KDV’ye tabi değildir.
3.
Türkiye’deki firmaların Türkiye’de yaptığı hizmetlerden, yurt dışındaki
müşteriler yurt dışında yararlanırlarsa, hizmet ihracı istisnası uygulanır.
4.
Türkiye’deki firmaların yurt dışında hizmet yapması KDV’nin konusuna
girmediğinden vergiye tabi değildir.
7. YOLCU BERABERİNDE EŞYA İHRACI
Türkiye’ye
geçici olarak gelen kişilerin Türkiye’den satın aldıkları malları yurt dışına
çıkarmaları halinde, malların yurt dışında tüketimi söz konusu olduğundan
ihracat benzeri bir durum ortaya çıkmaktadır. Avrupa Birliğine üye ülkelerde de
uygulanan yolcu beraberinde eşya ihracında KDV istisnası tanınması, bizim KDV
Kanununda da yer almıştır. Kanunun 11/1 maddesinin (b) bendiyle, Türkiye’de
ikamet etmeyen yolcuların satın aldığı mallara ödedikleri KDV’nin, bu malların
yurt dışına çıkarılması üzerine iade edileceği hükme bağlanmıştır.
Bu
istisna uygulamasında çeşitli değişiklikler yapılmıştır. Bu konuda geçerli olan
43 Seri No.lu KDV Genel Tebliğiyle yapılan düzenlemeye göre, yolcu beraberinde
eşya ihracı şu şekilde uygulanmaktadır.
7.1.
İSTİSNADAN YARARLANACAK ALICILAR
Türk
uyruklu kişiler kural olarak Türkiye’de mukim sayıldıklarından, istisnadan
yararlanamamaktadır. Ancak yurt dışında yerleşik olan Türk uyruklu kişiler,
bulundukları ülke resmi makamlarından bunu belgelendiren bir belge alırlarsa,
istisnadan yararlanabilecektir. Bunlar dışında yabancı uyruklu herkes
(Türkiye’de ikamet edenler hariç) pasaportunu ibraz etmek suretiyle istisnadan
yararlanabilecektir.
7.2. İSTİSNA
KAPSAMINDA İŞLEM YAPACAK SATICILAR
Bağlı
bulunduğu vergi dairesine yazılı olarak başvurup “izin belgesi” alan gerçek
usulde KDV mükellefleri, istisna kapsamında satış yapabileceklerdir. İzin
belgesi, işletmenin görünür bir yerine asılacaktır. Bu belge, “bavul ticareti”
için gerekli olan belgenin aynısıdır.
7.3. İSTİSNA KAPSAMINA GİREN İŞLEMLER
Bedeli
50 milyon Türk Lirasını (71 Seri No.lu KDV Genel Tebliğiyle belirlenen limit)
aşan her türlü mal tesliminde istisna uygulanabilecektir. Bu tutara, aynı
faturada gösterilmek şartıyla birden fazla mal çeşidine ait bedeller dahil
edilebilecektir. Mal bedellerine veya miktarına ait bir üst sınır söz konusu
değildir. Ancak 71 Seri No.lu Tebliğin yayımlandığı 13.11.1998 tarihini izleyen
ay başı olan 1 Aralık 1998 tarihinden itibaren, kişisel tüketime konu olacak
miktarı aşan mallar için bu istisna kapsamında işlem yapılamayacaktır. Hizmet
ifaları ise bu istisna kapsamına girmemektedir.
7.4. SATICILAR TARAFINDAN YAPILACAK
İŞLEMLER
Alıcının
pasaportu (Türk uyruklu ise ayrıca ikamet tezkeresi mahiyetinde belgeyi) gören
satıcılar, 4 nüsha olarak düzenleyecekleri faturaya, alıcının pasaport
numarasını, çeşidini, (varsa ikamet belgesinin tarih ve sayısını) varsa banka
şubesi ve hesap numarasını da kaydetmek suretiyle mal bedeli ve KDV’yi ayrı ayrı göstereceklerdir. Satıcının bu iş için bankada açılmış
hesabı varsa, bu hesaba ait bilgiler de yazılacaktır. Faturanın ilk 3 nüshası
alıcıya verilecektir. İadenin gümrükteki banka şubesinden veya aracı
firmalardan yapılacak olması halinde fatura ile birlikte KDV tutarını gösteren
çek verilecektir. Çekte, ilgili faturanın tarih ve sayısı yer alacaktır. Çekte
KDV tutarı Türk Lirası olarak gösterilecektir. (Çek bedeli Türk Lirası veya
konvertibl bir döviz cinsinden ödenebilecektir.) Çekin üzerine, yolcu
beraberinde eşya ihracı amacı dışında bu çekin kullanılamayacağı ve ciro
edilemeyeceğini belirten bir şerh konulacaktır.
7.5. ALICILAR TARAFINDAN YAPILACAK
İŞLEMLER
Satın
alınan malların 3 ay içinde yurt dışına çıkarılması ve çıkış sırasında satın
alınan mallar gösterilmek suretiyle fatura nüshalarının (ve varsa çekin) Türk
gümrük görevlisine onaylatılması gerekmektedir. Onay işlemini yapan gümrük
görevlisine faturanın iki nüshası bırakılacaktır.
1. İadenin Gümrük Çıkışında
Yapılması :
Satıcıların
iade için gümrükte şubesi bulunan bankalarda hesap açtırmış olması halinde,
gümrükte onaylanan çekin bu şubeye verilerek iadenin alınması mümkündür. Ancak
şu anda çıkış gümrüğündeki banka şubeleri normal bankacılık işlemleri
yapmamakta, sadece döviz bozma bürosu olarak çalışmaktadır. Dolayısıyla Tebliğle
getirilen bu imkandan şimdilik yararlanılamamaktadır.
2. İadenin Yurt Dışına Çıkıştan
Sonra Alınması :
Onaylı
faturanın, çıkışı izleyen 1 ay içinde satıcıya gönderilmesi halinde, faturada
gösterilen KDV tutarı, konvertibl döviz cinsinden alıcının adresine veya banka
hesabına, satıcı tarafından 10 gün içinde havale edilecektir. Bu sürede iadeyi
yapmadığı tespit edilen satıcıların izin belgesi iptal edilecektir.
Onaylı
faturanın, çıkışı izleyen 1 ay içinde satıcıya elden getirilmesi halinde, KDV
tutarı, faturayı elden getiren kişiye Türk Lirası olarak iade edilecektir.
Satışta çek düzenlenmişse, fatura ile birlikte onaylı çekin de satıcıya
verilmesi gerekir.
4. İadenin Avans Olarak Önceden
Ödenmesi :
Satıcılar
dilerse, bu kapsamda yaptıkları satışlardan doğan KDV’yi tahsil etmeyebilirler.
Ancak, faturanın süresinde onaylanıp kendilerine ulaşmaması halinde, avans
olarak iade ettikleri KDV’yi indirme hakları olmayacak, iadeyi kendileri
karşılamış olacaktır. Bu şekilde hareket eden satıcılar, faturaya iadenin avans
olarak yapıldığını belirten bir şerh düşeceklerdir. Satış tarihini takibeden 3 ay içinde faturanın onaylanarak 1 ay içinde
satıcıya ulaşması halinde, avans olarak ödenen ve vergi dairesine beyan
edilerek yatırılan KDV tutarı, satıcı tarafından indirim konusu
yapılabilecektir.
5. İadenin " Yetki
Belgeli" Aracı Firmalar Tarafından Yapılması :
Şartları
51 Seri No.lu KDV Genel Tebliği ile belirlenen uygulama kapsamında, yolcu
beraberinde eşya ihracına ilişkin tahsil edilen KDV’nin, aracı firmalar
tarafından iadesi mümkündür.
Bu
konuda aracılık yapmak isteyen firmaların Maliye Bakanlığına (Gelirler Genel
Müdürlüğü) yazılı olarak başvurması gerekmektedir. Bu şekilde başvuranların :
-
Asgari öz kaynakların 1.000.000.000 lira olması,
-
Ücretli statüsünde en az 5 eleman çalıştırması,
-Haklarında
gerçek dışı belge düzenleme veya kullanma konusunda rapor bulunmaması,
şarttır.
Bu
şartlara haiz olan firmalar Yetki Belgesi almak için Maliye Bakanlığı’na
başvuracaklardır.
7.7. YETKİ BELGESİNİN VERİLMESİ
Yetki
Belgesi almak için başvuruda bulunan firmalar hakkında, Merkezi Denetim
Elemanları (Maliye Müfettişi, Hesap Uzmanı veya Gelirler Kontrolörü) tarafından
inceleme yapılacaktır. Bu incelemede; firmanın mevcut faaliyeti, mali yapısı,
eleman durumu ve benzeri hususlar dikkate alınarak, Türkiye’de ikamet etmeyen
yolculara KDV iadesi yapabilecek durumda olup olmadığı araştırılacaktır.
İnceleme raporu sonucuna göre Yetki Belgesi verilebilecektir
43
Seri No.lu KDV Genel Tebliğinde; Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara tanınan
istisna kapsamındaki satışların vergi dairesinden “izin belgesi” almış
satıcılar tarafından yapılabileceği, bu satışlarla ilgili faturanın 4 nüsha
olarak düzenleneceği belirtilmiş, faturada yer alması gereken bilgiler ise
Tebliğin A/5 bölümünde açıklanmıştır.
Aynı
Tebliğe göre iade işleminde çek kullanılması da mümkündür. Bu durumda izin
belgeli satıcıların Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapacakları satışlarda
fatura ve çekin prensip olarak ayrı ayrı düzenlenmesi
gerekmektedir.
7.9. İADEDEN SONRA YAPILACAK
İŞLEMLER
1.
İzin belgeli satıcılar, Türkiye’de ikamet etmeyen yolculara yapacakları
satışlarda kullanacakları fatura/çekleri 4 nüsha olarak düzenleyip, aslı ile
iki örneğini alıcıya vereceklerdir.
2.
Alıcılar gümrük çıkışında ellerindeki fatura/çek nüshalarının aslını ilgili
gümrük görevlilerine onaylatıp muhafaza edecekler, diğer iki nüshayı
görevlilere bırakacaklardır.
3.
İade alıcıda kalan onaylı fatura/çek asıl nüshası ile yapılacaktır. Aracı
firmalar iade işleminden sonra bu nüshaları satıcıya göndermeyecekler, Vergi
Usul Kanununun muhafaza ve ibraz hükümlerine göre saklayacaklardır. Ancak 1 ay
içinde yaptıkları iadeler için bir icmal düzenleyerek, izleyen ayın ilk 10 günü
içinde ilgili satıcıya göndereceklerdir. Bir icmalde; iadeye esas olan
fatura/çekin tarih ve numarası, iadeye esas olan KDV tutarı ve iade tarihi yer
alacak, aracı firmanın kaşesi tatbik edilerek ve firma yetkililerince
imzalanarak onaylanacaktır.
7.10. SATICININ İSTİSNA KAPSAMINDAKİ
SATIŞLARLA İLGİLİ ÖDEVLERİ
.
İstisna kapsamındaki satışlarla ilgili verginin beyanı ve indirimi ile
indirilemeyen vergilerin satıcıya iadesi, 39 Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin
I/A bölümündeki açıklamalara göre yapılacaktır. Buna göre satıcılar, bir
vergilendirme döneminde alıcılara iade ettikleri vergilerin ayrıntılarını
göstermek üzere, firmanın kaşesi ve yetkililerin imzasını taşıyan bir liste
hazırlayarak beyannameye ekleyeceklerdir.
8. İHRACAT İSTİSNASINDAN DOĞAN KDV’NİN İADESİ
8.1. İADE İÇİN ARANILAN BELGELER
1. Gümrük Beyannameli Mal İhracında
Herhangi
bir vergilendirme döneminde mal ihracı istisnası beyan eden mükelleflerin bu
döneme ait KDV beyannamesine, ihracatın gerçekleştiğini tevsik etmek üzere
gümrük (çıkış) beyannamesini eklemesi gerekmektedir.
Gümrük
beyannamesi, ihracat istisnası beyan edilmesinin ön şartıdır. Bu beyanname
olmadan mükellefin ihraç ettiği mal bedellerini KDV matrahından indirmesi
mümkün değildir. Bu nedenle, ihracat istisnası uygulamasında KDV iadesi talep
edilse de edilmese de gümrük beyannamesinin ibrazı zorunludur.
Gümrük
beyannamesinin aslının yanı sıra noter, gümrük idaresi veya Yeminli Mali
Müşavir tarafından aslının aynı olduğu onaylanan suretleri de KDV beyannamesine
eklenebilecektir. Ayrıca gümrük beyannamesinin aslı veya onaylı suretleri
yerine, bu beyannamelerdeki bilgileri içeren liste verilmesi de mümkündür.
KDV
Kanununun 12/1-b maddesinde, bir teslimin ihracat teslimi sayılabilmesi için
teslim konusu malın Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden çıkarak bir dış
ülkeye vasıl olması gerektiği belirtilmiştir. Ancak 4 Seri No.lu KDV Genel
Tebliğinde, “bir dış ülkeye vasıl olma” ifadesinin, malın gümrük hattımızı
geçmesi olarak algılanması gerektiği, gümrük hattını geçen malın, bir dış
ülkeye ulaşmış sayılacağı açıklanmıştır. Buna göre gümrük hattından geçen bir
malın yolda zayi olması (örneğin geminin batması, taşıt aracının kaza yapması,
malların yanması vb.) halinde de ihracat istisnası uygulanabilecektir.
Malların
yurt dışına çıktığı, gümrük beyannamesinin çıkış gümrük memurunca onaylanan
bölümünde belirtilen tarihe göre tespit edilecektir. Özellikle iç gümrüklerden
yapılan ihracatta ihracatın gerçekleştiği tarih, gümrük beyannamesinin
açıldığı, ikmal edildiği, beyanların doğru olduğunun saptandığı (intaç),
malların yüklendiği, çıkış gümrüğüne geldiği tarihler değil, beyanname
muhteviyatı malların yurt dışına çıktığını gösteren tarih esas
alınarak saptanacaktır.
ii. İhraç
Edilen Malların Satış Faturaları
Mal
ihracında istisna uygulamasında, ihraç edilen mallara ait satış faturalarının
fotokopisi veya bunların tarihini, sayısını, alıcıların adı, soyadı veya ünvanını, malların cinsi, miktarı ve bedelini ihtiva eden
bir listenin de KDV beyannamesine eklenmesi gerekmektedir.
iii. İndirilecek KDV Listesi
Satıcıların
adı, soyadı, ünvanı, vergi dairesi, sicil numarası,
faturaların tarihi, sayısı, mal veya hizmetin nevi, tutarı, hesaplanan KDV’nin
gösterildiği listenin de vergi dairesine verilmesi gerekir. Bu listeler 2 örnek
olarak düzenlenecek, her bir örneğin alt kısmına “Listelerde yer alan
bilgilerin doğruluğunu taahhüt eder, herhangi bir yanlışlık olduğunun tespiti
halinde uygulanacak yaptırımları kabul ederim” şerhi konulacaktır. Bu şerhin
altına firma yetkilileri tarafından isim ve ünvan
kaşeleri basılacak ve tarih atılarak imzalanacaktır.
Dış
ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret
şirketleri, ihracatına aracılık ettiği mükelleflerin indirilecek KDV
listelerini de ibraz edecektir.
Bilgisayarlı
vergi daireleri bu listeleri disket kaydı olarak da kabul etmektedir.
iv. İhraç Edilen Malın Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
İade
taleplerinde, ihraç edilen malın üretimi, alımı, işlenmesi, nakliyesi gibi
giderlere ve amortismana tabi iktisadi kıymetler gibi maliyete giren unsurlara
ödenen KDV’den ne kadarının ihracata ait olduğunun hesaplanmasına ilişkin bir
tablo da hazırlanıp vergi dairesine verilecektir.
2. İhraç Kaydıyla Teslimler İçin Tecil-Terkin Uygulamasında
İhraç
kaydıyla satışın yapıldığı ihracatçının gümrük beyannamesi tecil edilen
verginin terkini için yeterlidir. Beyannamede imalatçının da belirtilmiş olması
gerekir. Aksi halde imalatçının mallarının ihraç edildiğinin inceleme raporu
veya YMM tasdik raporu ile tespit edilmesi gerekir.
Bavul
ticareti kapsamında ihracat yapanlara tecil-terkin uygulayarak mal satanların
tecil edilen vergilerinin terkininde, bavul ticareti yapanların bankalar veya
özel finans kurumlarından almış oldukları döviz alım belgesinin aslı veya bankaca
onaylı örneğini de ibraz etmeleri şarttır.
KDV
Kanununun 11/1-c maddesinde düzenlenen tecil-terkin uygulaması çerçevesinde
ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunan imalatçıların veya özel finans
kurumlarının, sadece bu kapsamdaki satış faturalarının tarihini, sayısını,
alıcının adı, soyadı veya unvanını, bağlı bulunduğu vergi dairesini, sicil
numarasını, malın cinsi, miktarı ve bedeli ile hesaplanan KDV tutarlarını
gösteren bir listeyi KDV beyannamelerine eklemeleri gerekmektedir.
84
Seri No.lu KDV Genel Tebliğinin (I/1.1.3.v) bölümünde, ihraç kaydıyla
teslimlerden doğan KDV iadelerinin yapılmasında, bu kapsamda teslim edilen
malların ihracının gerçekleştiği döneme ait indirilecek KDV listesinin vergi dairesine
ibrazı şarttır. (İhracatçıya ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunulan döneme ait
olan indirilecek KDV listesi verilebilmesi uygun görülmüştür.)
3. Dahilde İşleme Ve Geçici Kabul
Rejimi Kapsamında Tecil-Terkin Uygulamasında
i. Dahilde İşleme veya Geçici Kabul İzin Belgelerinin Onaylı Örneği
Tecil
terkin kapsamında işlem yapılmasına esas olan, alıcının gerekli şerhleri
düştükten sonra imzaladığı ve firma kaşesini bastığı “Dahilde İşleme İzini
Belgesi” veya “Geçici Kabul İzin Belgesi”nin bir fotokopisi satıcı tarafından
teslimin yapıldığı dönem beyannamesine eklenecektir.
ii. Alıcı Adına
Düzenlenen YMM Raporu
Dahilde
işleme veya geçici kabul izin belgesi sahibi olan firmanın bu kapsamda KDV
ödemeksizin satın aldığı ham ve yardımcı maddeleri kullanarak ürettiği malları
ihraç ettiğine dair YMM tarafından her dönem için ayarı ayrı düzenlenmiş olan
raporlar, her bir satıcı firma için ikişer örnek olarak düzenlenecek ve
ihracatın yapıldığı ayı takip eden ay başından itibaren 3 ay içinde ilgili
satıcılara gönderilecektir. Ancak bu süre içerisinde rapor ibraz
edilemeyeceğine dair makul mazeret bildirenlere VUK’nun
17. maddesine göre vergi dairesince bu sürenin en çok bir katı kadar ek süre
verilebilecektir.
Satıcılar,
bu şekilde kendilerine gönderilen YMM raporlarını vergi dairesine ibraz
edecektir.
iii. Satış Faturaları
Satıcıların
bu kapsamda yaptığı satışlar dolayısıyla tecil edilen verginin terkininden
sonra iade edilecek vergisinin de bulunması halinde, bu teslimle ilgili satış
faturalarının fotokopileri veya bunların muhteviyatını, miktarını, tutarını
içeren bilgilerin gösterildiği satıcı tarafından onaylanan bir liste vergi
dairesine verilecektir.
İade
tutarının incelemesiz ve teminatsız yapılabilecek iade sınırını aşması halinde,
aşan kısım için ayrıca YMM raporu, teminat veya inceleme raporu aranılacağı
tabiidir.
Yurt
dışındaki müşteriye yapılan hizmetle ilgili olarak yurt dışındaki müşteri adına
düzenlenen ve üzerinden KDV hesaplanmayan hizmet faturasının fotokopisi
beyannameye eklenecektir. Fatura fotokopilerinin işletme yetkililerinin isim ve
unvan kaşeleri kullanılarak imzalanmak suretiyle aslının aynı olduğunun
onaylanması gerekmektedir.
Hizmet
ihracı istisnası uygulanabilmesi için hizmet bedelinin döviz olarak yurda
getirilmesi zorunludur. Bu şartın, hizmet bedeli kadar dövizin bankalara veya
özel finans kurumlarına bozdurulduğuna dair döviz alım belgesi ile tevsiki
gerekmektedir. Döviz alım belgesinde yer alan tutarın faturada gösterilen
döviz (veya Türk Lirası karşılığı) kadar olması esastır. Yani bozdurulan
döviz tutarı fatura bedelinin %70, %80’i gibi tamamını kapsamıyorsa, hizmet
ihracı istisnası olarak beyan edilip KDV matrahından indirilebilecek kısım da
bu oran kadar eksik olacaktır. Aynı şekilde yüklenilen vergilerden iade konusu
yapılabilecek kısmın da bu kadar olacağını söylemek zor değildir.
Örneğin
yurt dışına yapılan fason işçilik faturasında gösterilen bedel 10.000 $, bu
işle ilgili yüklenilen KDV olarak hesaplanan tutar ise 74.000.000 lira olsun.
Bu hizmete ait 8.500 $ tutarında döviz alım belgesi ibraz edilmesi halinde,
bozdurulan döviz tutarı toplam bedelin (8.500/10.000x100) %85’i olacaktır. Bu
durumda, KDV beyannamesinin ihracat istisnası satırına, döviz alım belgesindeki
8.500 $ karşılığı Türk Lirası, bununla ilgili yüklenilen KDV satırına da
(74.000.000x%85) 62.900.000 lira yazılacaktır.
İstisna
uygulamasında her iki belge de aranıldığından, sadece faturanın fotokopisinin
ibrazı, hizmet ihracı istisnası uygulanmasına yetmemektedir. Aynı şekilde
bedelin peşin alınmış olması halinde hizmet ihracı istisnası, döviz alım
belgesinin düzenleme tarihinden sonra hizmete ait faturanın düzenlendiği
vergilendirme dönemine ait KDV beyannamesinde beyan edilebilecektir.
İade
talebi olan mükellefler, yukarıdaki belgelerin yanı sıra hizmet ihracının
gerçekleştiği döneme ait indirilecek KDV listesini de vergi dairesine
verecektir. (disket ortamında da kabul edilebilir)
iv. İhraç Edilen Hizmetin Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
İade
talep eden mükellefler, alış ve giderlerine ödedikleri vergiden ne kadarının
ihraç edilen hizmetin bünyesine girdiğine ilişkin hesaplamaların yer aldığı bir
tabloyu da ibraz ederler.
5. Yolcu Beraberi Eşya İhracında
Yolcu
beraberi eşya ihracında, satıcının 4 nüsha olarak düzenleyip alıcıya verdiği 3
nüsha fatura veya fatura çekten, Türk gümrük görevlilerince onaylanarak
satıcıya ulaştırılan 1. nüsha, istisnanın tevsikinde esas olan belgedir. Ancak
bu belgenin KDV beyannamesine eklenmesi gerekmemektedir. Herhangi bir inceleme
talebinde ibraz edilmek üzere satıcılar (veya aracı “yetki belgeli” firmalar)
tarafından muhafaza edilecektir (43 Seri No.lu KDV Genel Tebliği).
Yolcu
beraberi eşya ihracı istisnasında kullanılan onaylı faturanın geldiği ve
iadenin yapıldığı döneme ilişkin indirilen KDV listesi, istisnadan doğan KDV
iadelerinde aranılacak belgeler arasındadır.
iii. İhraç
Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
Yolcu
beraberi ihraç edilen malların bünyesine giren verginin hesaplamasını gösterir
bir tablo iadelerde aranılacaktır.
iv. Aracı Firmaların Düzenlediği İcmaller
İadenin
yetki belgeli aracı firmalar tarafından gerçekleştirildiği hallerde, bu
firmaların 1 aylık süre içinde yaptığı iadelerin ayrıntısını gösteren icmaller
10 gün içinde satıcıya gönderilecektir. Bu icmallerde de iadeye esas olan
fatura/çekin tarihi, numarası, iade edilen KDV tutarı, iade tarihi yer alacak
ve aracı firmanın yetkililerince imzalanıp kaşe vurulacaktır. Satıcılar,
yukarıda belirtildiği şekilde KDV beyannamesine ekleyecekleri listeyi, aracı
firmanın gönderdiği bu icmallere göre düzenleyeceklerdir.
Bavul
ticaretinde malların yurt dışı edildiğini gösteren belge, satıcının 5 nüsha
halinde düzenleyerek 4’ünü alıcıya verdiği özel faturanın çıkış kapısındaki
Türk gümrük görevlilerince onaylanan 2. nüshasıdır. (1.nüsha alıcıda kalacak,
3. ve 4. nüshalar onay işlemini yapan gümrük memuruna verilecektir.) Özel
faturanın alıcıda kalan nüshalarının, satışın yapıldığı tarihten itibaren 3 ay
içinde gümrükte onaylatılması, bu tarihten itibaren de 1 ay içinde satıcıya
intikal etmesi gerekir (61 Seri No.lu KDV Genel Tebliği).
Özel
faturanın onaylı 2. nüshasının, satışın yapıldığı döneme ait KDV beyannamesinin
vergi dairesine verileceği ertesi ayın 25. gününe kadar satıcıya intikal etmesi
halinde, fatura bedeli dövizin Türk Lirasına çevrildiğine dair döviz alım
belgesi de temin edilmek şartıyla, satış bedeli KDV matrahından
indirilebilecektir. Bu durumda KDV beyannamesine, onaylı özel faturadaki
bilgileri (fatura tarihi, sayısı, tutarı) ihtiva eden liste ile birlikte, döviz
alım belgeleri (veya noter ya da Yeminli Mali Müşavirlerce onaylanmış
örnekleri) de eklenecektir.
Gümrükçe
onaylı özel faturanın veya döviz alım belgesinin satış tarihini takibeden ayın 25. gününe kadar satıcı tarafından temin
edilememesi halinde, özel fatura ile yapılan satışlar bu dönem beyannamesinde
matrahtan indirilmeyecektir. Dolayısıyla satış anında KDV tahsil edilmediği
halde satıcı tarafından KDV ödenecektir. Bu dönem beyannamesine, bavul ticareti
yoluyla satışa dair herhangi bir belge eklenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu
belgelerin her ikisinin de satıcıya intikal ettiği dönemde, daha önce beyan
edilen KDV indirim konusu yapılarak telafi edilebilecektir. KDV’nin indirim
(indirilemezse iade) yoluyla telafi edildiği bu döneme ait KDV beyannamesine,
satıcıya ulaşan onaylı faturaların tarihi, sayısı, satış bedelleri tutarını
gösteren, satıcı firma yetkilileri tarafından imzalı ve kaşeli bir liste
eklenecektir.
ii. Döviz Alım Belgesi
Bavul
ticareti yoluyla yapılan ihracat bedelinin KDV matrahından düşülmesi, yani bu
satışlar için KDV beyan edilmemesinin ikinci şartı, özel fatura bedeli kadar
dövizin bankalara veya özel finans kurumlarına bozdurulduğunu belgeleyen döviz
alım belgesidir (Aslı, noter veya Yeminli Mali Müşavir tarafından onaylanmış
örneği).
Hizmet
ihracında olduğu gibi, bavul ticaretinde de fatura bedeli ile döviz alım belgesinde
gösterilen miktarın tutarlı olması gerekmektedir. Fatura bedelinden daha az
tutarda dövizin bozdurulmuş olması halinde, KDV matrahından düşülecek tutar da
bu kadar az olacaktır. Örneğin 2500 $ tutarındaki faturaya karşılık 1800 $
bozdurulduğuna dair döviz alım belgesi ibraz edilirse, KDV matrahından
indirilecek kısım 1800 $ karşılığı Türk Lirası tutarı olacaktır. Kalan 700 $’lık kısma isabet eden KDV tutarı olan (1$=205.000 TL.
olduğunda 700x205.000=143.500.000x%15) 21.525.000 lira tahsil edilmediği halde
satıcı tarafından beyan edilecektir. Beyan edilen bu tutar, ancak 700 $
karşılığı dövize ait döviz alım belgesi ibraz edilmesi halinde indirim konusu
yapılabilecektir.
Döviz
alım belgesi temin edilemediği için üzerinden KDV beyan edilen satışlara ait
onaylı özel faturanın geldiği döneme ait KDV’nin indirim konusu yapıldığı KDV
beyannamesine döviz alım belgesi eklenmesine gerek bulunmamaktadır.
Bavul
ticareti kapsamında yapılan satışlar dolayısıyla mükellefin iki farklı işlem
sonucu KDV iadesi doğabilecektir.
-
Satışın yapıldığı dönemde onaylı fatura ve döviz alım belgesi temin edilmek
suretiyle istisna uygulanarak satış bedeli KDV matrahından indirilirse, bu
satışlara ait yüklenilen KDV’nin indirilememesi sonucu KDV iadesi doğacaktır.
-
Satışa ait özel faturanın sonraki dönemlerde onaylanarak satıcıya ulaştığı
dönemde, daha önce beyan edilen ve bu dönemde indirim konusu yapılan KDV’nin
indirilememesi halinde KDV iadesi doğacaktır.
Birinci
durumda yüklenilen KDV’nin, ikinci durumda ise daha önce mükellefçe ödenen
KDV’nin iadesi söz konusudur. Her iki durumda da KDV iadesi talep edilmesi
halinde, bu döneme ait indirilecek KDV listesinin vergi dairesine ibrazı
şarttır.
iv. İhraç Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
Bavul
ticareti kapsamında ihraç edilen malların bünyesine giren verginin
hesaplamasını gösterir bir tablo iadelerde aranılacaktır.
7. Bavul Ticaretinde Tecil-Terkin Uygulamasına İlişkin
Aranılan Belgeler
Bavul
ticareti yapanlara bu kapsamda ihraç edilmek üzere mal teslim eden
imalatçıların (veya özel finans kurumlarının) KDV Kanununun 11/1-c maddesi
uygulamasında aranılan bütün şartları yerine getirmesi gerekmektedir. Buna göre
imalatçının tecil edilen vergisinin terkininde, bu yolla sattığı malları bavul ticareti
kapsamında ihraç edildiğini belgeleyen ve satıcıdan temin edilen tasdikli
özel fatura nüshasının noter ya da yeminli mali müşavirlerce tasdikli
örneği KDV beyannamesine eklenecektir. İstisna satış döneminde uygulanmışsa
alıcının döviz alım belgesinin tasdikli bir örneği de imalatçı
tarafından verilecek KDV beyannamesine eklenecektir. Bu kapsamda ihraç kaydıyla
satış yapanların mahsuben iade talepleri varsa, yukarıdaki belgelere ek olarak
indirilecek KDV listesi ve ihraç kaydıyla satış faturalarının fotokopisi veya
bunlara ilişkin bilgileri içeren bir listeyi de verecekleri tabiidir.
8. Sınır Ve Kıyı Ticaretinde
i. Sınır veya Kıyı Ticareti Yetki
Belgesi
Sınır
ve kıyı bölgesinde ticari faaliyette bulunanlara, bulunduğu il valiliği
tarafından verilen sınır veya kıyı ticareti yetki belgesinin noter veya yeminli
mali müşavirce tasdik edilen bir örneğinin, bu kapsamda ilk defa istisna
uygulanan döneme ilişkin olarak verilecek KDV beyannamesine eklenmesi
gerekmektedir. Bu belgede bir değişiklik olmadığı sürece, bundan sonraki
dönemlerde söz konusu belgenin örneğinin beyannameye eklenmesine gerek yoktur
(1992/3 Sıra No.lu KDV İç Genelgesi).
85/9113
sayılı Karar ekindeki Sınır Ticareti Yönetmeliğinin 8. maddesine göre, sınır
ticaretinde malların yurt dışına çıktığını gösteren belge olarak, gümrük
beyannamesi yerine “tahakkuk varakası” düzenlenmektedir. Buna göre, sınır
ticareti yoluyla yapılan ihracatta KDV istisnası beyan edilen döneme ait KDV
beyannamesine tahakkuk varakasının aslı veya noter, gümrük idaresi ya da
yeminli mali müşavirce tasdikli örneği eklenecektir (9.2.1989 tarihli 11 Seri
No.lu KDV İç Genelgesi).
Aynı
şekilde kıyı ticaretinde de gümrük beyannamesi veya tahakkuk varakasının aslı
ya da onaylı örneğinin KDV beyannamesine eklenmesi gerekmektedir.
Sınır
veya kıyı ticareti yoluyla yapılan ihracat dolayısıyla KDV iadesi doğması
halinde, iadenin yapılması için, bu dönemde indirilecek KDV’lere ait bilgileri
ihtiva eden bir listenin ibrazı gerekmektedir. Sınır ve kıyı ticaretinde KDV
iadesi doğmaması halinde indirilecek KDV listesinin KDV beyannamesine
eklenmesine gerek bulunmamaktadır.
iv. İhraç Edilen Malların Bünyesine Giren KDV Hesaplaması
Sınır
veya kıyı ticareti kapsamında ihraç edilen malların bünyesine giren verginin
hesaplamasını gösterir bir tablo da iadelerde aranılacaktır.
8.2. İHRACATTAN DOĞAN KDV İADESİNİN
YAPILMASI
Tüm
iade hakkı doğuran işlemlerde olduğu gibi, ihracat istisnasında iade olarak
beyan edilen vergi için, mükellefin yazılı olarak talebi olmadığı sürece vergi
dairesince re’sen iade işleminin yapılması mümkün
değildir. Mükellefin talebinde, iadenin nakden mi, mahsuben mi, teminat ile mi,
yeminli mali müşavir raporu ile mi yoksa vergi idaresinin incelemesi ile mi
alınmak istediğinin de açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Mükellefin teminat
karşılığı aldığı iade için YMM tasdik raporu ibraz etmesi halinde teminatın
çözülmesi gerekir.
İhracat
istisnasından doğan KDV iadesi mükellefe nakden verilebileceği gibi,
kendisinin, ortaklarının veya mal ya da hizmet satın aldığı firmaların vergi ve
SSK prim borçlarına mahsup edilmek suretiyle de yerine getirilebilmektedir.
Buna göre mükellefin talebine göre gerçekleştirilecek iadeleri iki başlık
altında inceleyebiliriz.
Bir
vergilendirme döneminde 4 milyar liraya (84 Seri No.lu KDV Genel Tebliği) kadar
olan iadeler, inceleme raporu veya teminat aranılmaksızın yerine
getirilecektir. İade talebinin 4 milyar lirayı aşmadığı hallerde, yazılı talep
ile birlikte ihracat istisnasında aranılan belgelerin vergi dairesine ibrazı
yeterli olacaktır.
İade
tutarının 4 milyar lirayı aştığı hallerde, 4 milyar liralık kısım ilgili
belgelerin ibrazı üzerine iade edilecek, kalan tutar ise aşağıdaki yollardan
birisi ile iade edilebilecektir.
2. Teminatla İade
Nakit
iade taleplerinde 4 milyar lirayı aşan kısım için mükellefçe teminat
gösterilmesi halinde, iade tutarının tamamı gerçekleştirilebilecektir. Örneğin
4.250.000.000 liralık nakit iade talebinde 250 milyon liralık teminat
gösterilmesi üzerine iadenin tamamı gerçekleştirilecektir.
Vergi
dairesince teminat olarak, 6183 sayılı Kanunun 10. maddesinde belirtilen
değerler kabul edilebilecektir.
Teminat
olarak verilecek banka teminat mektuplarının, paraya çevrilme konusunda hiçbir
sınırlayıcı şart taşımaması gerekir.
Paraya
çevrilmeleri konusunda sınırlayıcı şartlar taşıyan teminat mektuplarının vergi
dairesine verilmesi halinde, iade işleminde ortaya çıkabilecek vergi, ceza ve
gecikme zamlarından, mükelleflerle birlikte bu teminat mektubunu veren bankalar
da Vergi Usul Kanununun 11. maddesi kapsamında sorumlu tutulacaktır.
Teminatların
çözülmesinde bankalar, teminat mektubunda vergi dairesinin şerhini arayacaktır.
Bu uygulamada banka teminat mektubunun arkasına ilgili vergi dairesince:
"
KDV iadesi dolayısıyla alınan bu teminat mektubunun vergi dairemizde olan
işlemi sona ermiştir."
şeklinde
bir şerh düşülerek, tarih, kaşe ve imza tatbiki suretiyle onaylanacaktır. Bu
şerhi gören bankaların, vergi dairesinden başkaca bir teyit almaksızın gerekli
işlemi yapmaları mümkün bulunmaktadır.
i. İndirimli Teminat Uygulaması
Aşağıda
belirtilen mükelleflerin incelemesiz ve teminatsız iade sınırının üzerindeki
nakit iade talepleri indirimli teminatla yerine getirilmektedir.
A) Teminat Tutarı %8 Olarak
Belirlenen I. Grup Mükellefler:
- Son üç takvim yılı itibariyle ihracat tutarı her bir yıl
için 5 milyon ABD Dolarını aşan veya,
-
Son beş takvim yılı itibariyle ihracatı tutarı her bir yıl için 1 milyon ABD
Dolarını aşan,
-
Son 5 yıl içinde (5 yıldan daha az bir geçmişi olan firmalarda faaliyete
geçtikten bu yana) tahakkuk etmiş olan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve
KDV’leri ödeyen (Vergilerin tecil edilmiş olması bu şartın ihlali
sayılmayacaktır),
-
KDV iadesi amacıyla yapılan incelemeler sonunda sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı konusunda haklarında
rapor yazılmamış olan (Bu rapor uyarınca yapılan tarhiyata ait vergi, ceza, zam
ve faizler ödenirse bu şart aranılmayacaktır),
-
Birbirini izleyen son 5 vergilendirme döneminde haklarında olumlu rapor
yazılmış olanlar.(Olumlu inceleme raporundan kasıt, inceleme veya YMM
raporlarında iadesi istenilen KDV’nin aynen veya en az %90’ının iadesinin
öngörülmesi; birbirini izleyen 5 vergilendirme döneminden kasıt da, iade hakkı
doğuran işlemlerin yapıldığı birbirini izleyen dönemlerdir. Bu dönemler
arasında herhangi bir dönemde iade hakkı doğuran işlem bulunmadığı takdirde bu
dönemler, birbirini izleyen 5 dönemin hesabında dikkate alınmayacaktır.)
2. İmalatçılar ve
İmalatçı-İhracatçılar:
-
Sanayi Siciline kayıtlı olan,
-
Ödenmiş sermayesinin toplamı en az 40 milyar Türk Lirası olan veya en son
bilançoda kayıtlı amortismana tabi iktisadi kıymetlerin (gayrimenkuller hariç)
amortisman düşülmeden önceki toplam tutarları 40 milyar (1 Mart 2002 tarihinden
itibaren 80 milyar) Türk Lirasını aşan (söz konusu amortismana tabi iktisadi
kıymetlerin Vergi Usul Kanununun 189/2. maddesinde belirtilen “özel bir
amortisman defteri” veya “demirbaş defteri” nde
açıkça gösterilmiş olması zorunludur.),
-
İşletmenin sahip olduğu ve kapasite raporunda yer alan amortismana tabi
iktisadi kıymetlerin kayıtlı olduğu defterlerin, noter onayları ile numaraları,
kaç yıldır amortismana tabi tutuldukları kapasite raporlarında belirtilen,
-
İmalat işinde 20 veya daha fazla işçi çalıştıran (İşçi sayısının tespitinde
bizzat imalat işinde çalışan işçiler dikkate alınacak, bunlar dışında kalan
yönetici, büro personeli ve muhasebeci gibi personel dikkate alınmayacaktır).
Son 5 yıl içinde (5 yıldan daha az bir geçmişi olan firmalarda faaliyete
geçtikten bu yana) tahakkuk etmiş olan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve
KDV’leri ödeyen (Vergilerin tecil edilmiş olması bu şartın ihlali
sayılmayacaktır),
-
KDV iadesi amacıyla yapılan incelemeler sonunda sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı konusunda haklarında
rapor yazılmamış olan (Bu rapor uyarınca yapılan tarhiyata ait vergi, ceza, zam
ve faizler ödenirse bu şart aranılmayacaktır),
-
Birbirini izleyen son 5 vergilendirme döneminde haklarında olumlu rapor
yazılmış olanlar.(Olumlu inceleme raporundan kasıt, iadesi istenilen KDV’nin
aynen veya en az %90’ının iadesinin öngörülmesi; birbirini izleyen 5
vergilendirme döneminden kasıt da, iade hakkı doğuran işlemlerin yapıldığı birbirini
izleyen dönemlerdir. Bu dönemler arasında herhangi bir dönemde iade hakkı
doğuran işlem bulunmadığı takdirde bu dönemler, birbirini izleyen 5 dönemin
hesabında dikkate alınmayacaktır.)
-
Son beş yıl içinde adlarına tahakkuk eden gelir, kurumlar ve KDV’leri ödeyen
(Bu vergilerin tecil edilmiş olması bu şartın ihlali sayılmaz),
Yukarıda
iki grup halinde belirlenen şartları haiz mükellefler, % 8’lik teminat
kapsamına girmektedir. Buna göre yukarıdaki iki grupta yer alan mükellefler 4
milyar lirayı aşan iade taleplerinde aşan kısmın % 8’i kadar teminat vermek
suretiyle iadenin tamamının yapılmasını sağlayabileceklerdir. Örneğin 4.750
milyon liralık iade tutarı için 750 milyonun % 8’i olan 60 milyon liralık
teminatla 4.750 milyon liranın tamamı iade edilebilecektir.
B) Teminat Tutarı % 4 Olarak
Belirlenen II. Grup Mükellefler: Dış Ticaret Sermaye Şirketleri İle Sektörel Dış Ticaret Şirketleri:
Dış
Ticaret Sermaye Şirketleri ile Sektörel Dış Ticaret
Şirketlerinden:
--
Son 5 yıl içinde (5 yıldan daha az bir geçmişi olan firmalarda faaliyete
geçtikten bu yana) tahakkuk etmiş olan gelir vergisi, kurumlar vergisi ve
KDV’leri ödeyen (Vergilerin tecil edilmiş olması bu şartın ihlali
sayılmayacaktır),
-
KDV iadesi amacıyla yapılan incelemeler sonunda sahte veya muhteviyatı
itibariyle yanıltıcı belge düzenlediği veya kullandığı konusunda haklarında
rapor yazılmamış olan (Bu rapor uyarınca yapılan tarhiyata ait vergi, ceza, zam
ve faizler ödenirse bu şart aranılmayacaktır),
-
Birbirini izleyen son 5 vergilendirme döneminde haklarında olumlu rapor
yazılmış olanlar.(Olumlu inceleme raporundan kasıt, iadesi istenilen KDV’nin
aynen veya en az %90’ının iadesinin öngörülmesi; birbirini izleyen 5
vergilendirme döneminden kasıt da, iade hakkı doğuran işlemlerin yapıldığı birbirini
izleyen dönemlerdir. Bu dönemler arasında herhangi bir dönemde iade hakkı
doğuran işlem bulunmadığı takdirde bu dönemler, birbirini izleyen 5 dönemin
hesabında dikkate alınmayacaktır.)
Yukarıdaki
şartları haiz dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel
dış ticaret şirketleri, 4 milyar lirayı aşan iade taleplerinde aşan kısmın %
4’ü kadar teminat vermek suretiyle, iadenin tamamının yapılmasını
sağlayabileceklerdir. Örneğin 4.750 milyon liralık iade tutarı için 750
milyonun % 4’ü olan 30 milyon liralık teminatla 4.750 milyon liranın tamamı
iade edilebilecektir.
ii. Teminat
Aranılmayan Kuruluşlar
Sermayelerinin
% 51 veya daha fazlası kamuya ait olan kurum ve kuruluşların KDV iadeleri
teminat (veya inceleme raporu, tasdik raporu) aranılmaksızın yerine
getirilecektir. Bu mükellefler, sermayelerinin % 51 veya daha fazlasının kamuya
ait olduğunu, ortakları olan kamu kuruluşlarından alacakları bir yazı ile ve
bir defaya mahsus olmak üzere tevsik edeceklerdir. Sermaye ve ortaklık
yapısında herhangi bir değişiklik olmadığı sürece, her dönem için bu
konumlarını tevsik etmelerine gerek yoktur. Ancak böyle bir değişiklik halinde
durum, 15 gün içinde bağlı bulunulan vergi dairesine bildirilecektir.
3. Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporuyla İade
3568
sayılı Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli
Mali Müşavirlik Kanununun 12. maddesinin Maliye Bakanlığına verdiği yetkiye
istinaden 2.1.1990 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Yeminli Mali
Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları ve Tasdike İlişkin
Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre yayımlanan Genel
Tebliğlerle, yeminli mali müşavir tasdik raporları ile KDV iadesi yapılmasının
usul ve esasları belirlenmektedir.
İhracattan
ve ihraç kaydıyla teslimlerden doğan KDV iadelerinin yeminli mali müşavir (YMM)
tasdik raporlarına göre yapılmasının esasları aşağıdadır.
Yeminli
mali müşavirlerle yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamesini tasdik
ettirmek üzere tam tasdik sözleşmesi yapan mükelleflerin, mal ihracatı ve ihraç
kaydıyla teslimlerinden (yolcu beraberi eşya ile bavul ticareti kapsamındaki
ihracat hariç) doğan KDV iadeleri, herhangi bir üst sınır olmaksızın yerine
getirilecektir. Tam tasdik sözleşmesi olmayanların iadelerinde ise 60 milyar
(yolcu beraberi eşya ile bavul ticareti kapsamındaki ihracatta 15 milyar)
liralık üst sınıra kadar YMM raporu ile iade yapılabilecektir.
İadesini
YMM raporuyla almak isteyenler, bu konuda bir talep dilekçesini vergi dairesine
verecektir.
Hakkında
gerçek dışı belge düzenlediği veya kullandığı konusunda rapor veya tespit
bulunanların ve bunların ortak olduğu şirketler ile ortaklarının YMM raporu ile
iade almaları mümkün değildir. Ancak, rapor uyarınca tarhedilen
vergi ile kesilen ceza, zam ve faizlerin ödenmesi ya da olumlu raporların vergi
dairesine ulaşması üzerine normal uygulamaya dönenler için YMM raporuyla iade
alınabileceği tabiidir.
4. Maliye Bakanlığı İnceleme Elemanı
Raporuyla İade
İhracat
istisnası uygulamasından doğan ve yukarıdaki yollarla gerçekleştirilemeyen KDV
iadeleri, Maliye Bakanlığı’nın merkezi denetim elemanları (hesap uzmanı, maliye
müfettişi, gelirler kontrolörü) ile vergi denetmenleri
tarafından düzenlenecek inceleme raporu sonucuna göre yerine getirilecektir.
Hakkında
gerçek dışı belge düzenlediği veya kullandığı yolunda rapor veya tespit bulunan
mükelleflerin iade talepleri de kural olarak Maliye Bakanlığı inceleme
elemanlarının düzenlediği raporlara göre yerine getirilmektedir. Ancak KDV
iadelerinin yapılması konusunda Maliye Bakanlığınca rezerv uygulanan
mükelleflere bazı koşullarda 4 kat teminatla da iade yapılmaktadır. Rezerv
uygulaması ve rezervin kaldırılmasına ilişkin usul ve esaslar, 84 Seri No.lu
KDV Genel Tebliğinin “Özel Esaslar” la ilgili (II.) bölümünde açıklanmıştır.
İhracatçıların
talebi üzerine KDV iadelerinin, kendisinin, ortaklarının veya mal ya da hizmet
satın aldığı diğer mükelleflerin KDV, gelir, kurumlar, stopaj ... gibi vergi
daireleri ve malmüdürlüklerine olan vergi borçları ile ithalatta gümrük
idarelerince alınan vergilere de mahsubu yapılabilmektedir. İhracattan doğan
KDV iadesinin (bavul ticareti yoluyla ihracat yapanlara tecil-terkin kapsamında
mal satan imalatçılar hariç) vergi borçlarına mahsubu işleminde herhangi bir
alt ya da üst sınır yoktur.
Mahsup
talebinin, ihracatçının ihraç ettiği malların alımında ödenen KDV ile ilgili
olması şart değildir. Yani ihracatçı hak ettiği iadeden, ihraç etmediği
(örneğin demirbaş olarak alınan) mal ve hizmetleri satın aldığı satıcıların
vergi borçlarına mahsup talebinde de bulunabilecektir.
Mahsup talebinin, vergi borcunun vadesinden önce yapılmış olması
koşuluyla, vergi dairesince herhangi bir sebeple mahsup işleminin vergi
borcunun vadesinden sonra gerçekleştirilmesi halinde, zamanında mahsubu yapılmayan
vergi için gecikme zammı uygulanmayacaktır. Ancak bunun için, aranılan
belgelerin zamanında vergi dairesine verilmiş olması şarttır. Bu şartın yerine
getirilmemesi halinde, vergi borcunun vadesi tarihi ile ihracatın gerçekleştiği
tarih arasındaki süre için gecikme zammı uygulanacaktır. Örneğin ihracatçının,
25 Ocak’ta verdiği KDV beyannamesinde yer alan 10.000.000.000 lira KDV
iadesini, 20 Şubat’ta ödeyeceği gelir vergisi stopajına mahsup edilmesini talep
ettiğini, ancak ihracatın gerçekleştiği döneme ait yüklenilen KDV listesini 10
Mart’ta vergi dairesine ibraz ettiğini düşünelim. Bu durumda muhtasar beyanname
ile ödenecek verginin vade tarihi olan 20 Şubat tarihinden, 10 Mart tarihine
kadar gelir vergisi stopajı tutarı üzerinden gecikme zammı hesaplanacaktır.
Mahsup
talebinde bulunan ihracatçı, bununla ilgili olarak vergi dairesine vereceği
dilekçede, lehine mahsup talebinde bulunduğu firmaların adı, soyadı, unvanı,
adresi, vergi dairesi, sicil numarası, mahsubu istenen vergi borcunun cinsi,
tutarı, vade tarihini bildirecektir. Ayrıca bu dilekçeye, bu mükelleflerden
satın alınan mal veya hizmetlere ilişkin faturaların tarihi, sayısı, tutarı,
hesaplanan KDV miktarını içeren bir liste ekleyeceklerdir.
İhracatçının
veya ihraç kaydıyla mal tesliminde bulunan imalatçıların bu kapsamdaki KDV
iadelerin vergi borçlarına mahsubu isteminde, herhangi bir sınıra bağlı
olmaksızın inceleme veya teminat aranılmayacaktır. Yani iade tutarlarının,
inceleme raporu, yeminli mali müşavir raporu veya teminat aranılmaksızın,
gerekli belgelerin ibrazı suretiyle vergi borçlarına mahsubu yapılacaktır.
Sahte
veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma konusunda
hakkında rapor bulunan mükelleflerin mahsup işlemleri ise bu kolaylıkla
yapılmayacaktır.
ii. SSK Prim Borçlarına Mahsup
81
Seri No.lu KDV Genel Tebliğiyle getirilen düzenleme ile ihracat istisnasından
doğan KDV iadesinin Sosyal Sigortalar Kurumu’na olan prim borcuna mahsup
edilmesi imkanı sağlanmıştır.
A) Prim Borçlarının Mahsubu
İmkanından Kimler Yararlanacak?
İhracat
istisnası veya ihraç kaydıyla teslimlerden doğan KDV iadesinden:
SSK’ya olan prim borçları mahsup edebilecektir.
B) Mahsup Talebi Nasıl Yapılacak ?
İhracat
veya ihraç kaydıyla teslimlerinden doğan KDV iadesini SSK prim borcuna
mahsubunu talep edenler, vergi dairesine vereceği bir dilekçe ile iadenin
doğduğu dönemi, mahsubu istenilen iade tutarını, kendisinden başkasının prim
borcunun mahsubunun talep edilmesi halinde onun adı, soyadı, unvanı, vergi
dairesi, sicil numarası, SSK şubesi ve prim borcu tutarını bildirecektir.
Dilekçeye, mahsubu istenilen prim borcu ile varsa gecikme zammı tutarını ve SSK
şubesinin banka hesap numarasını belirten SSK’dan alınan form yazı
eklenecektir.
KDV
iadelerinin SSK prim borçlarına mahsubu talepleri, miktarına bakılmaksızın
inceleme veya teminat aranmaksızın yerine getirilecektir. Ancak mahsup
işleminin yapılabilmesi için KDV iadesinin kesinleşmesi, bunun için de vergi
borçlarının mahsubunda olduğu gibi bazı belgelerin vergi dairesine ibrazı
şarttır.
C) Vergi Dairelerince Yapılacak
İşlemler
Vergi
dairesi KDV tutarından, öncelikle varsa mükellefin kendisinin vergi borcunu
mahsup edecektir. Bundan sonra kalan kısım için, herhangi bir öncelik
gözetilmeksizin mükellefin talebi üzerine kendisinin, ortaklarının, mal veya
hizmet satın aldığı firmaların SSK primi veya vergi borçları mahsup edilmek
üzere düzeltme fişi düzenlenecektir. Vergi borçlarının mahsubu saymanlıklararası işlem fişi gönderilmek, SSK prim
borçlarının mahsubu ise ilgili SSK şubesinin banka hesap numarasına havale
yapılmak suretiyle gerçekleştirilecektir.
D) SSK Şubelerince Yapılacak
İşlemler
SSK
şubeleri, vergi dairelerince gönderilen tutarlardan daha önce yazılı olarak
bildirdikleri kişilerin prim borçları ve varsa gecikme zamlarını tahsil
edeceklerdir. Bu tahsilat vergi dairesince gönderilen tutarın banka hesabına
geçtiği tarih itibariyle yapılacaktır. Mükellefin havaleden önce ödemesi veya
prim borcunun herhangi bir nedenle azalması ya da ortadan kalkması hallerinde,
vergi dairesince gönderilen ancak mahsup edilmeyen tutarlar ileride doğacak
prim borçlarına mahsup için bekletmeyecek ve vergi dairesine iade edecektir.
Mahsup işleminin yapıldığı ve varsa mahsup sonrası tutarın vergi dairesine iade
edildiği konusunda ilgili vergi dairelerine yazılı bilgi verilecektir. Mahsubu
yapılmayan tutarın mükellefe iadesi kesinlikle söz konusu değildir. Ancak vergi
dairesince gönderilen tutardan herhangi bir nedenle mahsup yapılamayan bir
kısım kalırsa, bu tutardan lehine mahsup talep edilenin daha önce bildirilen
borç tutarı dışındaki borçlarının da mahsubu yapılabilecektir. Bu durumda daha
önce bildirilmediği halde mahsubu yapılan borç tutarı için ayrıca bildirim
düzenlenerek vergi dairesine gönderilmesi gerekir.
E) Mahsubu Talep Edilen Prim Borcu
İçin Gecikme Zammı Uygulanabilecek mi ?
KDV
iadelerinin vergi borçlarına mahsubunda, vergi borcunun vadesinden önce ilgili
belgelerin vergi dairesine ibraz edilmiş olması halinde, mahsup işlemi
zamanında yapılamasa dahi gecikme zammı uygulanmamaktadır.
Ancak
SSK’nın ayrı bir kamu kuruluşu oluşu ve bu kuruluşun prim tahsilatlarında da
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre
işlem yapılması nedeniyle, KDV iadesinin, prim borcunun vadesi tarihinden sonra
ilgili SSK şubesinin hesabına havale edilmesi halinde, prim borcunun vadesinden
havalenin hesaba geçtiği tarihe kadar gecikme zammı uygulanacaktır. Örneğin KDV
iadesi için ayın 25. günü KDV beyannamesi veren ve bu tarihte mahsup talep
dilekçesi ile eklerini vergi dairesine vererek o aya ait prim borcunun
mahsubunu talep eden mükellefin iade tutarının ertesi ay SSK şubesine havale
edilmesi durumunda, prim borcu için bir aylık gecikme zammı uygulanabilecektir.
F) Haksız İadelerde Yapılacak
İşlemler
KDV
iadesinden SSK prim borcunun mahsubu yapıldıktan sonra iadenin haksız olduğunun
ortaya çıkması halinde, prim borçlarının mahsubu konusunda herhangi bir işlem
yapılmayacaktır. Yani mükellefin prim borcu mahsup edilmiş olacaktır. Bu
durumda mahsuben iade talep eden mükellef hakkında, haksız KDV iadelerine
ilişkin esaslara göre iade tutarının cezalı olarak geri alınmasına yönelik
işlem yapılacaktır.