BEŞERİ SERMAYE MUHASEBESİ

 

Burak BABACAN

Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, İşletme Fakültesi, Kocael,2005

 

1.GİRİŞ

 

 

Muhasebe sistemi bu gün gelinen noktada bir işletmenin fiziki  sermaye stokunu tam ve doğru bir biçimde göstermektedir. Sistemin bu başarısının arkasında, sanayi devrinin başlangıcından beri üretim faktörlerine olan bakış açısı yer alır. Sanayi devrinin  başlarında teknolojik değişmenin yavaş olduğu düşünüldüğünde mühendislerin problemi mevcut teknoloji düzeyinde kişi başına fiziki sermaye stokunu arttırmaktı. Bu anlayışın sonucu olarak işletme yöneticileri sermaye stokunu  en iyi şekilde sunan finansal tablolara ihtiyaç duydular ve muhasebe sistemi onların bu ihtiyacına cevap verdi. Ancak zaman içinde önemli bir noktanın gözden kaçırıldığının farkına varıldı. Uzun dönemde kişi başına çıktı artışının sağlanabilmesi için kişi başına fiziki sermaye stokunu arttırmak yeterli değildi; fiziki sermaye stokunun arttırılmasının   yanı sıra beceri, bilgi ve deneyim gibi özel girdilerin yatırım oranı ve verimliliği arttırılmalıydı.[1]

 

 

Kişisel  bilgi, beceri  ve deneyim  birikimi beşeri sermaye stoku olarak adlandırılır. Mal ve hizmet üretiminde faktörlerin nispi kullanımlarında  ya da üretim faktörlerine bakış açısında bilgi , beceri ve deneyim yani beşeri sermaye lehine bir  değişimin ortaya çıkması, bu üretim faktörünün finansal tablolarda varlık  olarak raporlanabilmesi gerekliliğini otaya çıkarmıştır. Ancak beşeri sermayenin finansal tablolarda varlık olarak sunulması ile ilgili bazı sıkıntılar   söz konusudur.

 

 

Bu sıkıntılardan ilki      beşeri sermayeye yapılan yatırımların   varlık  değil gider  olarak  görülmesidir. Bu gün geçerli olan  geleneksel muhasebe sisteminde fiziki sermaye bilançoda bir varlık unsuru olarak gösterilmekte, beşeri sermaye ise çağdaş ekonomilerde bir üretim faktörü olarak önemi artmış olmasına ve fiziki sermaye gibi gelecek dönemlerde de fayda yaratma becerisi olmasına rağmen bir gider olarak görülmektedir.  Ve buna bağlı olarak beşeri sermayeye  yapılan yatırımlar da gider kalemi olarak finansal tablolarda sunulmaktadır. Bu çalışmanın birinci  bölümde beşeri sermayenin varlık olup olmadığı tartışmalarına yer verilmektedir.

 

 

Beşeri sermaye bir varlık olarak kabul edilip bilançoda sunulmaya karar verildikten sonra   çözülmesi gereken problem  insanların organizasyon için değerinin nasıl belirleneceğidir. Beşeri sermayenin organizasyon için değeri;  bireylerin organizasyona olan katkılarının belirlenmesidir. Çalışmanı ikinci bölümü beşeri sermayenin değerinin belirlenmesi problemine odaklanmaktadır. Bu doğrultuda beşeri sermaye değer teorisi ve çeşitli beşeri sermaye değeri ölçüm metotlarına bölüm ikide yer verilmiştir.

 

 

Beşeri sermaye muhasebesinin cevabını aradığı son soru ise ölçülen beşeri sermayenin bilançoda hangi hesap gruplarında gösterileceğidir. Beşeri sermaye maddi olamayan duran varlıklar grubu altındaki şerefiye hesabında veya başka bir hesapta mı gösterilmeli yoksa Tekdüzen Hesap Planında yeni  hesaplar mı   açılmalıdır? Bu çalışma bu problemin  çözümü için öneriler getirmemektedir.

 

 

2. BEŞERİ SERMAYENİN MAHİYETİ

 

 

ABD ekonomisi 1929-69 döneminde  ortalama %2,93 yıllık büyüme hızı elde etti .  Bu büyüme hızının kaynağı incelendiğinde  hayli şaşırtıcı bir sonuç  ortaya çıkmaktadır. Bu büyümenin ancak %0,92 lik kısmı emek ve sermaye girdileri ile açıklanabilmekte, diğer %  2 lik kısım ise beşeri sermaye ye bağlanmaktadır. [2]  Bu veriler başka bir açıdan bakıldığında  diğer önemli bir  sonucu  ortaya çıkarır. Söz konusu büyüme performansı firmalar tarafından gerçekleştirilmiştir.Ancak bu firmaların finansal tablolarında beşeri sermaye raporlanmamaktadır.   Yani  hemen hemen hiçbir firma sahip olduğu  beşeri sermaye stoku hakkında herhangi bir veriye sahip değildir. Bu durumun önemli bir sebebi geleneksel muhasebe sistemince  beşeri sermayenin bir varlık olarak görülmemesidir.  Geleneksel muhasebe sisteminin bu görüşü güçlü bir iddiaya dayanır. Buna göre  beşeri sermayenin varlık olarak kabul edilebilmesi için bazı özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikler gelecekte kullanılabilme potansiyeli, parasal birimle ifade edilebilme ve işletme sahibinin  beşeri sermaye üzerindeki kontrol gücüdür.[3] Birinci kritere göre;  eğer bir nesneden gelecek dönemlerde fayda beklenmiyorsa  o nesne  varlık değildir.  İkinci kritere göre söz konusu nesne gelecekte fayda yaratma potansiyeline sahip olsa bile o nesnenin sağlayacağı fayda parasal birimle ölçülebilmelidir .Üçüncü kritere göre ise   bu nesne firma sahibinin kontrolünde olmalıdır. Beşeri sermaye bu kriterler ölçüsünde düşünüldüğünde; her zaman beşeri sermayenin gelecek dönemlerde  işletmeye fayda sağlama  potansiyeli ve işletmenin beşeri sermaye üzerindeki kontrolü açısından bir belirsizlik vardır.[4] Ancak beşeri sermaye sahibinin gerek ücret, gerekse   sınırsız sağlık sigortası gibi ek   sosyal yardımlar açısından  memnun edilmesi,  uzun bir dönem boyunca kişinin sahip olduğu beşeri sermayeyi  o firma için arz etmesine neden olacaktır. [5]  Özet olarak günümüzde  beşeri sermayenin öneminin farkında olan firmalar, bu kaynak için gerekli yatırımları gerçekleştirdiklerinden insanların uzunca süre işlerinde kalmaları beşeri sermayeye sahip olunmadığı görüşünü zayıflatmaktadır. [6]

 

 

3. BEŞERİ SERMAYE DEĞER TEORİSİ

 

 

“İlk ateş tulumbalarında, pistonun iniş çıkışlarına göre kazanla silindir arasındaki bağlantıyı açıp kapamak için sürekli olarak bir erkek çocuk çalıştırılırdı. Bu çocuklardan arkadaşlarıyla oynamayı seven biri, bu bağlantıyı açan kapakçığa bir ip takıp bu makinenin  bir başka yanına bağlandığında kendisinin başında beklemesine gerek kalmadan kapakçığın açılıp kapandığını ve böylece arkadaşlarıyla oynayabilmek için serbest kalabildiğini fark etmişti. İlk bulunuşundan beri  bu makinede sağlanan en büyük gelişmelerden biri, böylece kendi emeğinden tasarruf etmek isteyen bir çocuğun katkısı sonucudur. “[7]

 

Smith’ in örneği  eskiden beri  insan  zekasının  , yeteneğinin ve deneyiminin    firma için  ne kadar “değerli”  bir girdi  olduğunu   göstermesi  açısından önemlidir.Buradaki   değer kavramı bir kaynağın yararlılığını veya faydasını ifade eder.[8]Her çalışanın gelecekte hizmet sağlama kabiliyeti olduğundan organizasyon için bir değeri vardır. Bu değer, insanların değeri,  insanların gelecekte sağlayacağı beklenen hizmetlerinin bu günkü değeridir.[9] Beşeri sermaye değer teorisi çalışanların   bu değerini belirleyen etkenleri tanımlayan ve ölçen bir model kurmaya  çalışır.[10] Bu model kurma çabası  Likert Bowers Yaklaşımı  ve Flamholtz Yaklaşımı olmak üzere iki kolda ilerlemektedir.

 

 

3.1 Likert Bowers Modeli

 

 

Likert Bowers Modeli  bireyler yerine   insan gruplarının  değerini ölçmeye çalışır. Bu yaklaşım; gruptaki bireylerin organizasyon için ferdi değerlerinin  toplamının,  grubun değeri ile eşit olmayabileceği gerçeğine dayanmaktadır*.    Bir grubun organizasyon için değerini  şekil 1 de görüldüğü gibi üç  değişken etkilemektedir. Bu değişkenler  ; yönetimce kontrol edilebilen  bağımsız değişkenler, ara değişkenler ve yönetimin arzu edeceği çıktılardan oluşan sonuç değişkenleridir.[11]

 

 

 

 

 

3.1.1 Bağımsız Değişkenler

 

 

Bağımsız değişkenler organizasyon yapısı ve  yönetim yapısı olmak üzere işletmenin kontrolünde olan iki kurumsal yapıdan meydana gelir.  İşletmede yapılacak işleri işçilere doğrudan veren ve onların çalışmalarını değerlendiren en alt kademedeki yöneticilerin, grubun etkinliğini değiştirme gücü vardır. Doğrudan işçi başında bulunan yönetimin bu etkisi modelde “yönetim yapısı“bağımsız değişkeni olarak yer alır. Likert ve Bowers ‘a göre grubun etkinliğini değiştirdiği varsayılan yönetim yapısı dört bileşenden oluşmaktadır.[12]

 

  1. Destek:  Çalışanın  işletme için  değerinin   ne olduğuna  ilişkin düşüncesini arttıran  yönetim şeklidir.  Çalışanın problemlerinin dinlenmesi, çalışılan konu üzerinde  düşüncelerine önem verilmesi çalışanın bu düşüncesini değiştirecektir.
  2. Grubun Oluşumu: Grubu oluşturan bireylerin yakınlaşmasını sağlayan yönetim davranışıdır. Çalışanların bir takım olarak çalışmasının teşvik edilmesi veya onların karşılıklı görüşlerini paylaşabilecekleri bir yapının sunulması grubu oluşturan bireylerin yakınlaşması sağlar.
  3. Sonuç Odaklılık: Grubun hedeflerine ulaşma isteğini arttıran yönetim davranışıdır.
  4. İş Hizmetleri: Teknik bilgi, araç gereç sağlanması veya iş planı oluşturulması gibi grubun hedeflere ulaşabilmesi için ilk kademedeki yönetimce sağlanan hizmetlerdir. İşin nasıl yapılacağının gösterilesi,çalışanlara yeni fikirler verilmesi,  problemlerin çözümü için  çözüm yolları sunulması da iş hizmetlerinin  parçasıdır.   

 

 

Beşeri sermayenin daha etkin bir şeklide üretime katkıda bulunabilmesi için bu bileşenlerin kullanılması gerekir. Çalışanın sahip olduğu beşeri sermayenin ne kadarını üretime aktaracağı kendi iradesindedir.  Dolayısıyla çalışanın bu bileşenler kullanılarak  memnun edilmesi zorunludur. Aksi taktirde çalışan  sahibi olduğu beşeri sermayeyi üretime tahsis etmek yerine tasarruf edebilir.

 

 

En alt seviyedeki yönetimin bu dört bileşende gerçekleştireceği iyileştirmeler,yönetim yapısındaki değişiklikler,  grubun beşeri değerinde artışa neden olur.   Ancak “yönetim yapısı” işletmenin kontrolünde olan ve grubun değerini değiştiren tek bağımsız değişken değildir. Örgütte insanların dolduracağı çeşitli  kademeler arasındaki yapısal ilişki de grubun değerini değiştirmede etkinliğe sahiptir. Bu faktör şekil 1 ‘de de görüldüğü gibi modelde “Organizasyonel Yapı” bağımsız değişkeni olarak yer alır.    

 

 

Şekil 1: Grubun Değerini Belirleyen Faktörler

Kaynak: Likert, Rensis and Bowers, David G, “Organizational Theory and Human Resource Accounting”, American psyhological Association Adres, 30 th August 1968, p.7.

 

 

 

 

 

3.1.2 Ara Değişkenler

 

 

Bağımsız değişkenler, dört çeşit ara değişkeni etkileyerek grup değerini değiştirirler. Bu ara değişkenler çalışma grubunun kendi süreçleri, liderlik, organizasyonel kültür ve çalışanların tatminidir. Organizasyonel kültür; organizasyonun karar alma, motivasyon, iletişim gibi süreçlerini oluşturan  sosyal ve psikolojik kültürdür.[13] “Yönetim yapısı” bağımsız değişkeni organizasyonel kültürün oluşmasını sağlar. Daha sonra yönetim yapısı ve organizasyonel kültür değişkenleri grubun kendi içersinde bir lideri var eder. Bu aşamada meydana gelen liderlik yöneticiden çalışana değil, grup içersinde alt üst ilişkisi içersinde olmayan aynı seviyedeki  çalışanlar arasında ortaya çıkan liderliktir. Grubun kendi liderlerinin oluşması ile birlikte bu üç değişken ( yönetim yapısı, organizasyonel kültür, liderlik) planlama, koordinasyon, karar alma , bilgi paylaşımı gibi çalışma grubunun kendi süreçlerini oluşturur.

 

 

3.1.3 Sonuç Değişkenler

 

 

Sonuç değişkenler satışlar, kar  gibi organizasyonun elde ettiği değerlerdir. Likert Bowers modeli bu sonuç değişkenlerinin bağımsız ve ara değişkenlerin etkileşimi ile meydana geldiğini ileri sürer.[14] 

 

 

3.2 Flamholtz Modeli

 

 

Likert modelinden farklı olarak, gruplar yerine bireylerin değerini belirleyen faktörleri tanımlamaya çalışan  Flamholtz modeli iki  temel görüşe dayanır.  İlk olarak  bireyin kendi becerileri ve organizasyonun  karakteristik özellikleri  çalışanın  değerini belirler.  Buna göre  birey tek başına organizasyon  için değerli değildir, çalışanın  becerileri  ile   organizasyonda sahip olacağı rollerin etkileşimi  sonucu bireyin değeri oluşur.[15]İkinci olarak  modelde iki ayrı değer tanımı vardır. Bunlar bireyin şartlı değeri ve bireyin beklenen fark edilebilir değeridir. Bireyin, çalışma hayatı süresince organizasyonu sahipleneceği varsayımı altında sağlayacağı hizmetlerin bugün ki  değeri bireyin şartlı değeri , bireyin işten ayrılma olasılığı hesaba katılarak oluşan değer ise bireyin beklenen fark edilebilir değeridir.[16]  Bu iki görüş Flamholtz’un  beşeri sermaye değer teorisinin özünü oluşturur. Bu  özden  hareketle  Flamholtz ‘un değer teorisi  şekil 2 de görüldüğü gibi  aşağıdaki biçimde  özetlenebilir. 

 

1.              Bireysel değişkenler ,kişinin becerisi ile motivasyonu, bireyin şartlı değerini belirler.

 

 

Eğitim, öğretim, deneyim ve yetenek durumuna bağlı olarak , kişinin bir işi yapabilme özelliği beceri olarak tanımlanır.[17]Beceri, kişinin değerini belirleyen bir değişkendir. Ancak  beceri tek başına  değil , motivasyon ile karşılıklı etkileşim içersinde bireyin değerini belirler. Örneğin teknik, idari ve sosyal becerileri hayli gelişmiş  biri, motivasyonunun   düşüklüğü nedeniyle kendinden beklenin çok daha altında hizmet sağlarken  bu becerileri gerekenin çok altında olan bir başkası ise,  bu eksikliğini yüksek motivasyonu ile giderebilir. 

 

 

Beceri ve motivasyon;  performans, terfi edilebilirlik ve   transfer edilebilirliği  etkileyerek bireyin şartlı değerini meydana getirir. Performans, terfi edilebilirlik ve  transfer edilebilirlik bireyin şartlı değerinin parçalarıdır. Performans; Bireyin organizasyondaki  mevcut pozisyonunda  sağlayacağı beklenen hizmetlerin toplamı, terfi edilebilirlik; bireyin mevcut pozisyonundan daha yüksek bir pozisyona geçmesi durumunda sağlayacağı beklenen hizmetlerin toplamı, transfer edilebilirlik ise  bireyin,  başka bir terfi kanalında mevcut pozisyonu ile aynı seviyede bir pozisyona yerleşmesi durumunda sağlayacağı beklenen hizmetlerin toplamıdır.[18]

 

 

Şekil 2. Bireyin Beklenen Fark Edilebilir Değerini Etkileyen Faktörler

Organizasyonun Çalışanca Sahiplenme

Olasılığı

 

Bireysel Değişkenler

 

Organizasyonel Değişkenler

 

Tatmin Düzeyi

 
 

 

 

 

 


Şekil 2. Flamholtz Beşeri Sermaye Değer Teorisi

Kaynak:Flamholtz, Eric, “Toward a Theory of Human Resource Value in Formal Organizations”, Accounting Review, Vol.47, No.4, october 1972

 

 

 

2.              Organizasyonel değişkenler -bireyin organizasyonda üstleneceği rol ve organizasyonun ödül sistemi - kişinin tatmin seviyesini belirler. Bu tatmin seviyesi  bireyin organizasyonu sahiplenme olasılığını değiştirir.

 

Tatmin, bireyin kendi işini değerlemesi sonucu elde ettiği memnuniyet veya duygusal seviyedir.[19] Flamholtz modeline göre birey iş değerleme kriteri olarak    organizasyondaki  rolünü ve organizasyonun ödül sistemini kullanır.  Rol kriteri , organizasyonda belli bir pozisyondaki bireyden beklenen davranış seti  olarak tanımlanır. Mühendislik, satış temsilciliği bunların her biri organizasyondaki bir roldür ve organizasyon esasında bu rollerin bütünüdür. Bireyin kendisine verilen rolün  beklentileri karşılaması, tatmin düzeyinin de yüksek olması sonucunu doğurur.  Diğer bir iş değerleme kriteri   organizasyonun ödül sistemi; bireyin performansını  veya bireyin organizasyonu sahiplenme derecesini arttırabilir. Bireyin performansını arttıran ödüller bireysel ödül , organizasyonun birey tarafından sahiplenme derecesini arttıran ödüller ise sistem ödülleri olarak adlandırılır.[20]   

 

 

3.              Kişisel ve organizasyonel değişkenler ancak   etkileşim halinde bireyin şartlı değerini veya beklenen fark edilebilir değerini belirler .

 

 

Bireyin şartlı değeri; beceri , rol, motivasyon ve ödül sisteminin  etkileşimi sonucu belirlenir. Bireyin becerileri ,rolün gerektirdiği becerilere yakın oldukça bireyin firma için değeri de artar. Her zaman bireyin becerileri ile rolün gerektirdiği beceriler örtüşmeyebilir.Bireyin becerileri ile  rolün gerektirdiği beceriler arasında bir boşluk olması  durumunda motivasyon düzeyinin değişmesi bu farkı kapatabilir. Modele göre bu motivasyon değişikliklerinin önemli bir nedeni de bireysel ödüllerdir.     Ödül sisteminin motivasyon düzeyi üzerindeki etkisi dışında diğer bir önemli etkisi bireysel tatmin üzerindedir. Eğer bireyler adil ödül aldıklarını düşünürlerse tatmin düzeyleri yükselir ve bu sonuç performanslarının artmasına neden olur. [21]

 

 

4.              Bireyin beklenen fark edilebilir değeri; bireyin şartlı değeri ve bireyin organizasyonu sahiplenme olasılığının bileşimi sonucu oluşur.  

 

 

Çalışanların her zaman işten ayrılma olasılığı vardır. Bu nedenle  beklenen fark edilebilir değeri belirleyebilmek için ,   bireyin  organizasyonu terk etme olasılığı göz önünde bulundurulmalıdır. Bireyin ihtiyaçları beklentileri karşılandıkça ,tatmin seviyesi yükseldikçe, çalışanın organizasyonu sahiplenme derecesi dolayısıyla beklenen fark edilebilir değer artar. [22] 

 

 

4. BEŞERİ SERMAYE DEĞERİ ÖLÇÜM METODLARI

 

 

Beşeri sermayenin değerini ölçmeye yönelik başlıca üç model geliştirilmiştir.Bunlar Stokastik Hizmet Değerleme Modeli, Tarihi Maliyet Yöntemi ve Karşılık Modelleridir.

 

 

4.1 Stokastik Hizmet Değerleme Modeli

 

 

Stokastik hizmet değerleme modeli Flamholtz’ un beşeri sermaye değer teorisi orijinlidir. Buna göre bir önceki bölümde belirtildiği gibi  bireyin şartlı değeri bireyin performansı , terfii edilebilirliği ve transfer edilebilirliğinden  oluşur.  Bir başka değişle birey bir sonraki yıl mevcut pozisyonunda kalabilir, daya yüksek bir pozisyona terfi edebilir, başka bir ofise transfer olabilir veya işten ayrılabilir.[23] Bireyin değeri gelecek yıl bu dört olasılıktan hangisini gerçekleştireceğine bağlıdır. Bunun anlamı “değer” firma içindeki stokastik bir sürece bağlıdır.  Bu stokastik süreç içersinde geçilen her bir yeni pozisyon beşeri sermaye değer teorisinde yer alan  bir role denk gelir. Bu noktadan hareketle ;  stokastik hizmet değerleme modelinde ölçüm yapabilmek için önce organizasyondaki  roller ve hiyerarşik yapı tespit edilir.      Bireyin,  hiyerarşik yapı içersindeki yeri ve rolünün  bileşimi  hizmet seviyesi olarak adlandırılır.[24] Stokastik hizmet değerleme modelinin ikinci  aşamasında her bir hizmet seviyesinin değeri ölçülür. Bu ölçüm  fiyat-miktar metodu ve gelir metodu olmak üzere iki yöntemle yapılabilir. Fiyat miktar metodunda hizmet seviyesinin değerini belirlemek için bireyin hizmetinin her bir biriminin fiyatı ile hizmet miktarı çarpılır. Gelir metodunda ise firmanın gelecek dönemler için beklenen gelirleri tahmin edilir ve tahmin edilen bu gelir,  beşeri  veya fiziki   firmadaki bütün kaynaklar ve bireyler arasında dağıtılır.[25] Bir sonraki aşamada bireyin organizasyondaki beklenen çalışma süresi ve her bir hizmet seviyesine geçme olasılığı hesaplanır.Son olarak beklenen nakit akımları  ıskonto edilir.

 

 

Bu ölçüm metoduna göre bireyin şartlı değeri matematiksel olarak aşağıdaki şekilde ifade edilebilir.

 

 

  

 

 

Formüle göre beklenen şartlı değer ,  işten ayrılma olasılığı olmaması halinde bireyin  organizasyonda sağlayacağı  beklenen  hizmetlerin ıskonto edilmiş parasal değeridir.   Formülde   (İ) hizmet seviyelerini, (m) işten çıkış hizmet seviyesini,(t) aktif çalışma dönemini,(r) ıskonto oranını () hizmet seviyesini değerini,[ ] belirli bir hizmet seviyesinde çalışma olasılığını gösterir.

 

 

 

Beklenen  fark edilebilir değerin  matematiksel formülü,  bireyin aktif çalışma  dönemi boyunca firmada yer alacağı hesaba katıldığından, yukarıdaki   formülden biraz farklı olarak aşağıdaki gibidir.   

 

 

 

 

4.2 Tarihi Maliyet (Orijinal Maliyet)   Yöntemi

 

 

Şekil 3 beşeri sermayenin elde etme maliyetinin bileşenlerini göstermektedir. Şekle göre     tarihi maliyet beşeri sermayeyi  elde etmek ve geliştirmek için katlanılan maliyetlerdir.

 

 

4.2.1 Elde Etme Maliyeti

 

 

Elde etme maliyeti;  organizasyona dahil edilmek istenen  bireyin  seçimi için  katlanılan fedakarlıklardır.  Eleman arama maliyetleri , seçme maliyetleri , işe alma maliyetleri , yerleştirme maliyetleri elde etme maliyetinin bileşenlerdir. [26]

 

 

Eleman arama maliyetlerine örnek  olarak  reklam harcamaları , işçi buma acentelerine yapılan harcamalar verilebilir. Seçme maliyetleri iş için başvuran adaylara uygulanan  testlerin maliyetleri gibi kimin istihdam edileceğine dair kararı vermek için katlanılan fedakarlıklardır. İşe alma ve yerleştirme maliyetleri ise kişiyi organizasyona getirmek ve işe yerleştirmek için katlanılan fedakarlıklardır. [27]

 

 

4.2.2 Öğrenme Maliyeti

 

 

Öğrenme maliyeleri; işletmeye dahil edilen bireyin, belirli bir rolün gereklerini tam anlamıyla  yerine getirebilmesi için  aldığı  eğitimin neden olduğu fedakarlıklardır.  Bu fedakarlıklar biçimsel eğitim maliyetleri, oryantasyon maliyetleri, iş başı eğitimi maliyetleri, eğitimcinin  zaman maliyeti ve eğitim esnasında kaybedilen verimliğin neden olduğu maliyetler şeklinde sıralanabilir.

 

 

Biçimsel maliyet ;bireyin işin nasıl yapılacağına ilişkin aldığı teknik eğitimin maliyetidir. Ancak firmalar işe aldıkları personele sadece teknik eğitim vermezler. Her firmanın bir organizasyonel kültürü vardır. Ve firmalar bu organizasyonel kültürün çalışanlarınca öğrenilmesini bekler. Personel politikaları, karar alma süreçleri gibi  organizasyonel kültürün parçaları olan konuları eğitimi için katlanılan maliyetler oryantasyon maliyetleridir.

 

 

İşe alınan bireyin  sadece biçimsel eğitim ve oryantasyon ile kendisinden beklenen performansı sağlaması beklenemez. Bazı beceriler ancak birey  bizzat o işte  çalışanca  kazanılabilir. İş başı eğitim maliyetleri;  işe yeni alınan bireyin kendisinden beklenen maksimum performansı sağlayıncaya kadar işinin başında beklenenden daha az performansla geçirdiği zamanın  neden olduğu fedakarlıklardır.   Bu fedakarlıklar genel olarak işe yeni alınan bireyin belirli bir beceriyi kazanabilmesi için yapılan direkt maliyetlerdir. Söz konusu eğitim nedeniyle  mevcut personelin performansında da bir düşüş olabilir. Bu düşüşün önemli bir nedeni mevcut çalışanların bir çok işi yeni personele aktarabilmek için işlerini daha yavaş yapmalarıdır. Bu şeklide ortaya çıkan bir performans düşüklüğü,  eğitim sürecindeki performans düşüklüğü maliyeti olarak adlandırılır.[28]    

 

 

Şekil 3: Beşeri Sermayenin Tarihi Maliyeti

 

Kaynak: Flamholtz, Eric G , Human Resource Accounting,Jossey-Bass Publishers: San Francisco:1989 ,s.37.

 

4.3 Karşılık Modelleri

 

 

Karşılık modelleri,  paranın miktar teorisini geliştiren iktisatçı Irving Fisher’in sermayenin  değerinin ne olduğuna dair düşüncesine dayanır. Fisher’e göre sermayenin değeri; sermayenin sağlayacağı tahmin edilen gelirlerden hesaplanmalıdır.[29] Karşılık modelleri bu düşünceden hareketle bireyin gelecekte alacağı ücretleri tahmin eden ve bu beklenen ücretleri bu günkü değerine ıskonto eden  modellerdir.[30]

 

 

 

 

4.3.1 Düzeltilmiş  Bu Günkü Değer Metodu

 

Roger Hermanson tarafından geliştirilen düzeltilmiş bu günkü değer metodu üç aşamalı bir yöntemdir. İlk aşamada gelecek beş yıllık dönem içinde çalışanlara ödeneceği tahmin edilen ücretlerin bu günkü değeri hesaplanır. İkinci aşamada etkinlik faktörü hesaplanır. Hermanson endüstrideki firmalar arasındaki gelir farklılıklarının sahip olunan insan becerilerince açıklanabileceğini savunur.[31]  Bu yargıdan hareketle Hermanson’ un geliştirdiği etkinlik faktörü ;firmanın çalışanlarının endüstrideki diğer firmalardaki çalışanlara göre performans farklılıklarını temsil eden bir kat sayıdır. Hesaplanan etkinlik faktörü ile ilk aşamada belirlenen ücretlerin bu günkü  değerinin çarpımı Hermanson’ un beşeri sermayenin değeri ölçüm metodunun son aşaması yani beşeri sermayenin değerinin belirlenme aşamasıdır.

 

4.3.2 Lev - Schwartz Karşılık Modeli

 

Lev ve Schwartz beşeri sermayenin değerini ölçmek için aşağıdaki oldukça karmaşık gözüken matematiksel ifadeyi geliştirmişlerdir. Bu ifade iki farklı bileşenden oluşmaktadır.  

 

 

İfadenin sağ tarafında kalan kısım ( )    T yaşındaki çalışanın gelecekte alacağı ücretlerin bu günkü değerini hesaplamaktadır. () Emekli olana kadar kişinin alacağı yıllık ücretlerin tahminidir. Lew ve Schwartz’ a göre 25 yaşındaki bir mühendisin bir sonraki yıl  alacağı ücretin tahmini için, cari yıldaki 26 yaşındaki mühendisin aldığı ücretten yararlanılabilir.[32]

 

Matematiksel ifadede yer alan diğer değişkenlerden   (T)emeklilik taşı, (t) kişinin yaşı ve son olarak (r) ise ıskonto oranıdır. 

 

Matematiksel ifadenin sağ tarafında kalan kısım [] kişinin emeklik yaşına kadar ölmesi olasılığını modele katmaktadır.Bu ifadede yer alan   çalışanın t yaşında ölme olasılığıdır.

 

 

5. SONUÇ

 

Bir mal veya hizmetin üretimi için gerekli olan ana girdiler yani üretim faktörleri geleneksel olarak; doğal kaynaklar, emek ve sermayedir. Bu üretim faktörlerinden emek kendi içinde üretim için gerekli olan beden ve beyin gücünden oluşur. İktisat beyin gücü üretim faktörünün -özellikle son 50 yıldaki çalışmalarla-    iktisadi büyümenin ve dolayısıyla  ülkeler arasındaki zenginlik farkının temel kaynağı olduğunu ortaya çıkarmıştır .Bu belirleme ile birlikte iktisatçılar için  beyin gücü beşeri sermaye adı altında emek faktöründen ayrı olarak üretim faktörleri arasında yerini almıştır.İktisatçılarla paralel olarak beşeri sermayenin öneminin farkına varan muhasebe teorisyenleri  1960 yıllarla birlikte   beşeri sermayenin değerinin belirleyen faktörlerin tanımlanmasına ,  ölçülmesine ve finansal tablolarda raporlanmasına  ilişkin çeşitli akademik çalışmalar yapmaya başladılar[33].

 

Beşeri sermaye değer teorisi, beşeri sermayenin değerinin belirleyen faktörleri tanımlanmaya çalışan modellerden meydana gelir. . Likert-Bowers modeli ve Flamholtz modeli beşeri sermaye değer teorisinin iki önemli çıktısıdır. Değer teorisinin bu modelleri esasında geçerli bir beşeri sermaye  ölçüm metodu geliştirebilmek için gereklidir.  Çünkü beşeri sermayenin değeri; birbiri ile etkileşim halinde olan bir çok faktöre bağlıdır.

 

Beşeri sermayenin ölçümü biçin başlıca üç yöntem geliştirilmiştir. Bu yöntemler, Flamholtz’un stokastik değerleme modeli, tarihi maliyet yöntemi ve karşılık modelleridir. Bu üç farklı model bireyin gelecekte sağlayacağı hizmetlerin bu günkü değerini tespit etmeye çalışır.

 

6. KAYNAKÇA

 

Brummet,R.L., Flamholtz,E.G.,and Pyle,W.C.”Human Resource Measurement: A Challenge for Accountants”, Accounting Review, April 1968,

 

Denison , Edward F,”The Sorces of Economic Growth in The USA and Alternatives Before Us”, Committee for Economic Development, NewYork, 1962

 

Fısher, Irving, The Theory of Interest, A.M:Kelley, Reprint of Econimc Classics, 1961

 

Flamholtz, Eric G .”A Model for Human Resource Valuation: A Stochastic Process With Service Rewards”, Accounting Review,April 1971,

 

Flamholtz, Eric G ,” Human Resource Accounting: A Rewiev of Theory and Research”, Academy of Management Proceedings, August,1972,

 

Flamholtz, G.Eric, “Toward a Theory of Human Resource Value in Fomal Organizations”, Accounting Review, October 1972,  

 

 

Flamholtz, Eric G , Human Resource Accounting,Jossey-Bass Publishers: San Francisco,1989 ,

 

Flamholtz, G Eric ,Maria, L. Bullen, Wei Hua”Human Resources Accounting: A Historical Perspective and Future Implications” , Management Decision, 2002;40,10.

 

Hermanson, H., Roger, “Accounting For Human Assets”, Bureau of Business and Economic Research, ,1964,

 

Jones ,Charles I, İktisadi Büyümeye Giriş, İstanbul:Literatür Yayıncılık,  Nisan 2001,

 

Karagül, Mehmet , “Beşeri Sermayenin Ekonomik Büyüme ile İlişkisi ve Etkin Kullanımı”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, (5)2003,79-90

 

Lev,B.,Schwartz,A.”On the Use of the Economic Concept of Human Capital in Financial Statements”, Accounting Review,January1971,

 

Luthans, Fred, Organizational Behaviour, Litaratür Yayıncılık:İstanbul, 1995,

 

Selimoğlu,K, Seval, İşletmelerin Etkinliğini ve Verimliliğini Arttırmada İnsan Kaynağı Muhasebesinin Rolü, TC Anadolu Üniversitesi Yayınları:Eskişehir,2001.

 

Seyidoğlu, Halil.Ekonomik Terimler Sözlüğü, İstanbul:Güzem Can yayınları.1992.

 

Smith, Adam, Ulusların Zenginliği, çev. A.Yunus ve M. Bakırcı,İstanbul: Alan Yayıncılık,

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



[1] Jones ,Charles I, İktisadi Büyümeye Giriş, İstanbul:Literatür Yayıncılık,  Nisan 2001, s.163.

[2] Denison , Edward F,”The Sorces of Economic Growth in The USA and Alternatives Before Us”, Committee for Economic Development, NewYork, 1962

[3] Flamholtz, Eric G ,” Human Resource Accounting: A Rewiev of Theory and Research”, Academy of Management Proceedings, August,1972,ps.174-177 

[4] Flamholtz, Eric G , Human Resource Accounting,Jossey-Bass Publishers: San Francisco,1989 ,p..37.

[5] Karagül, Mehmet , “Beşeri Sermayenin Ekonomik Büyüme ile İlişkisi ve Etkin Kullanımı”, Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, (5)2003,79-90

[6] Selimoğlu,K, Seval, İşletmelerin Etkinliğini ve Verimliliğini Arttırmada İnsan Kaynağı Muhasebesinin Rolü, TC Anadolu Üniversitesi Yayınları:Eskişehir,2001. s.14.