PARASAL AKTARIM MEKANİZMASI
Burak BABACAN
Sosyal Bilimler
Enstitüsü, Kocaeli Üniversitesi, Kocaeli
Özet
Parasal
analizlerde ya ekonomik faaliyet
düzeyindeki değişmelerle parasal değişkenlerdeki değişmeler arasındaki
sistematik ilişkiler saptanır ya da parasal güçlerin işleyiş mekanizması ve
bunların etki kanallarıyla ilgilenilir. Ekonomik faaliyet ile para politikası
ilişkisinin meydana getirdiği sistem
ancak parasal aktarım mekanizmasını oluşturan parçaların analizi ile anlaşılabilir.Bu
nedenle çalışmada özellikle bu ikinci
durum üzerinde durulacaktır.
1. Giriş
Bugün ekonomistler arasında para
politikasının uzun dönemde nötr olduğu
fakat kısa dönemde ise ekonomik aktiviteyi etkilediği konusunda fikir birliği
vardır.[1] Son
dönemde yapılan çalışmalar çıktı üzerindeki bu etkinin bazı durumlarda iki
yılın üzerinde devam edebileceğini göstermiştir.[2] Fakat bu gün hala para politikasının reel
ekonomiyi nasıl etkilediği ile ilgili tam bir konsensüs bulunmamaktadır.[3]
Para arz ve talebindeki değişmelerin toplam talebi
etkilemesine yol açan mekanizmaya aktarma mekanizması denmektedir.[4] Para
ile reel değişkenler arasındaki aktarım belli başlı üç faktör aracılığı ile
gerçekleşmektedir. Bu faktörler faiz oranı, servet , kredi kısıtlamasıdır .
2.Faiz Oranı Yolu
Yurt içi faiz oranları bir itici
güç olarak para politikası yaratılırken döviz kuru stratejisi de dahil olmak
üzere farklı para politikası stratejileri ile uyumludur. Çek Cumhuriyeti,
Macaristan ve Polonya’ daki deneyimler bu uyumun iyi bir örneğidir. Bu
ülkelerde hüküm süren para politikasını karakteristik özelliğine bakıldığında
faiz oranlarının toplam talep üzerinde etkisi olduğu görülmektedir.[5]
Para arzındaki bir değişme
durumunda , faiz oranına duyarlılık gösteren istikrarlı bir para talebi söz
konusuysa, faiz oranın etkilenmesi sonucu para arzı- para talebi eşitliği
sağlanacaktır.[6] Faiz oranındaki söz konusu değişme ise çıktı
üzerinde etkiye sahip olabilmektedir.
Para arzındaki değişmelerin faiz oranı yoluyla toplam talebi etkilediği
süreçte iki aşama önem taşımaktadır. İlk
olarak reel balanslardaki bir artış portföy dengesizliği yaratmakta yani mevcut
faiz oranı ve gelir düzeyinde insanlar arzu ettiklerinden daha fazla para
tutmaktadırlar. Bu portföy sahiplerini diğer varlıkları alarak para tutumlarını
düşürmeye yöneltir ve böylelikle varlık fiyatları ve getirileri değişir. Yani
para arzındaki bir değişme faiz oranlarını değiştirir.Firmaların ve hane
halklarının istediklerinden fazla para tuttukları bu durumda tek bir hane halkı
ya da firma fazla parası ile tahvil alarak, tuttuğu parayı azaltmak ve
tahvillerini arttırmak suretiyle parasal dengeye ulaşabilir. Ama, tek bir firma
ya da hane halkını yaptığını herkes bir den yapamaz. Belli bir andaki toplam
tahvil miktarı sabittir ve bu nedenle herkes birden tahvil miktarını artıramaz.Herkes
tahvil piyasasına girer ve istemediği paralarıyla tahvil almaya çalışırsa
mevcut tahvillerin fiyatı yükselir ve faiz oranı düşer.Faiz oranının bu belirleniş sürecine genellikle faizin
likidite tercihi teorisi ya da bazen portföy miktarı teorisi denir[7].Özetle
para arz ya da talebinden biri kayarsa faiz oranı değişir.Bununla birlikte
arzulanan toplam harcama faiz oranı değişmelerine karşı duyarlıdır. İşte
parasal unsurlarla gerçek harcama akımları arasındaki bağlantı bu noktada oluşmaktadır. Yani parasal
aktarım mekanizmasında ikinci aşama faiz
oranlarındaki değişmenin toplam talebi etkilemesiyle ortaya çıkar[8]. Faiz oranındaki değişme, ürün piyasalarında
yatırımları , yatırımlardaki artış ise gelir çoğaltanı yoluyla denge gelirini
etkilemektedir.[9]
|
1) Reel para arzında değişme |
2)Portföy uyarlamaları sonucu
faiz oranlarında değişme |
3)Harcamaların faiz oranındaki
değişmeye uyum sağlaması |
4)Çıktının toplam talepteki
değişmeye uyum sağlaması |
Parasal aktarım mekanizmasını
işleyişinde iki nokta önemlidir. İlk olarak reel balanslardaki bir artış
portföy dengesizliği yaratarak faiz oranlarının değişmesine yol açmak
zorundadır. Para talebinin faiz oranı esnekliği düşük olmalıdır. İkinci olarak
Faiz oranındaki bir değişme toplam talebi değiştirmek zorundadır. Yani sermaye
talebinin faiz esnekliği yüksek olmalıdır.Faiz oranını azalması borçlanmayı
ucuzlatmak suretiyle yeni yatırım harcamaları yaratılır. Yatırımla faiz
arasındaki bu negatif ilişkiye yatırımın marjinal etkinliği fonksiyonu denir[10].
Sonuç olarak portföy dengesizliği faiz oranlarında önemli bir değişikliğe yol
açmıyorsa ve harcamalar faiz oranlarındaki
değişikliğe tepki göstermiyorsa para ile çıktı arasında bir bağlantı
yoktur.[11] Bazı
merkez bankalarının son on yıldaki resmi politika raporlarına bakıldığında para
politikası ile toplam talep ilişkisizliği görülebilir. Bu raporlarda şu ortak
özeklerin varlığı söz konusudur.[12]
2.1. Likidite Tuzağı
Likidite Tuzağı veri bir faiz
oranında halkın arz edilen tüm para miktarının tutmaya hazır olduğu bir durumu
gösterir. Açık piyasa işlemleri yolu ile
yürütülen para politikasını ne faiz oranları ne de gelir düzeyi üzerinde hiçbir
etkisi yoktur.
Sıfır faiz oranında bir likidite
tuzağı söz konusudur. Faiz oranı herhangi bir nedenle herhangi bir zamanda sıfır oluyorsa para miktarındaki artışlar
kimseyi tahvil satın almaya ikna edemez. Ve dolaysı ile tahvillerin üzerindeki faiz oranı sıfırın
altına düşemez. Bu durumda para arzı üzerindeki bir artışın faiz oranı yada gelir
üzerinde hiçbir etkisi olmayacak, ekonomi para politikasını işlemediği bir
likidite tuzağında bulunacaktır.[13]
Bu uç durum para talebinin faiz
esnekliği sonsuza yaklaştığında meydana gelir. [14] Para
arzını artışı LM eğrisini sağa kaydırır. Bu durumda yeni denge LM 1 ile IS
eğrilerinin kesiştiği B noktasında sağlanmakta, spekülatif güdü ile tutulan para talebi faizdeki değişikliğe duyarlı
olmadığından para arzı artışı denge gelirini önemli ölçüde yükseltmektedir.
Spekülatif güdü ile tutulan para talebinin faizdeki değişikliğe duyarlılığının büyük
olduğu durum şeklide para arzı artışının LM üzerinde etkisinin görülmediği,
eğrinin yatay olduğu bölgede, C gibi bir noktaya işaret etmektedir[15].

Para piyasasını dengeye
ulaştırmada faiz oranın rolü, gelişmiş mali piyasaları olan ülkelerde, mali
piyasaları derin ve etkin olmayan gelişmekte olan ülkelere oranla daha
büyüktür. Para talebi ile ilgili olarak gelişmiş ülkelerde faiz oranına
duyarlılık saptanırken, ikinci grupta yer alan ülkelerde bu duyarlılığa
rastlanmamaktadır.[16]
2.2. Bankaların Kredi Verme İsteksizliği
Parasal aktarım mekanizması
içersinde düşük faiz oranlarına tepki olarak yatırım harcamaları bir artış
göstermelidir. Yatırım harcamalarını arttırmayı planlayan firmalar bunu finanse
etmek için genellikle bankalardan borç alırlar. Ancak düşük faiz oranlarında
bankalar kredilerini arttırmada isteksiz davranabilirler. Hazine bonosu alıp
hükümete borç vermek isteyebilirler[17]. Bu
durumda faiz oranlarındaki düşüş toplam talebi arttırarak çıktıyı üzerinde
etkili olamaz.
3.Servet Etkisi Yolu
Servet miktarındaki –bunun bir kısmı paradan oluşur- bir değişim,
doğrudan kişilerin harcamalarını, böylece de faiz oranlarında bir değişme
gerekmeden ekonomik faaliyeti etkileyebilmektedir. Servet miktarı para
arzındaki dalgalanmalar sonucu iki şekilde etkilenmektedir.
·
Fiyat düzeyindeki dalgalanmalar, kişilerin
servetinin reel nakit (ankes) bölümünü etkilemektedir.
·
Para arzındaki dalgalanmalar sonucu meydana
gelen faiz oranı oynamaları, ikincil piyasadaki
menkul kıymetlerin piyasa değerlerini ve böylece de, elde bulunan
servetin piyasa değerini etkileyebilmektedir. Bu durum literatürde tahvil
servet etkisi olarak anılmaktadır.[18]
Toplam para arzı arttırıldığında,
toplum kendini daha iyi hissederse, bazı birimler para arzındaki artışın bir
kısmını gömüleyerek daha yüksek bir likidite düzeyinde kalmaya karar verebilir.
Böylece para piyasasındaki servet etkisi dolaşımdaki artan para, aylak nakit
ankesler şeklinde emildiğinden mal, hizmet, ve aktiflerin dağılımına hiçbir
şekilde müdahalede bulunmaz. Böylece para nihai harcama birimlerine ulaşmaz.
Aşırı bir davranış şekli olarak toplum dolaşımdaki ek nakitin tümünü gömülemeye karar verirse sonuçta ekonomide
hiçbir etki hasıl olmayacaktır. Bu durumda servet etkisinin para piyasasında
varlığına karşın servet ve toplam harcamalar arsındaki ilişki sıfır olabilir.[19]
4. Kredi Kısıtlaması Yolu
Aktarım mekanizması içinde faiz
oranı kanalı ve servet kanalını parasal kanal olarak adlandırırsak bu yolla
merkez bankaları açık piyasa işlemleriyle direkt olarak reel faiz oranlarını ve
dolayısıyla sermayenin maliyetini kısa
dönemde direkt olarak etkileyebilir. Para iktisadı aktarım mekanizmasında para
kanalından başka kredi kanalına da vurgu yapar. Kredi kanalında açık piyasa
işlemleri veya karşılıklar direkt olarak bankaların kredi arzlarını etkiler[20].
Parasal aktarımını kredi kanalı
diye adlandırılan bu mekanizma para otoritelerinin özellikle karşılıkları
kullanarak toplam kredi arzını nasıl
etkilediğini ve kredi arzındaki değişimin de başta milli gelir ve enflasyon
olmak üzere diğer makro büyüklükleri
nasıl etkilediğini inceler.
Kredi kanalı iki
ana mekanizma üzerinden işler. Bu mekanizmalardan biri banka kredisi kanalı,
diğeri ise bilanço kanalıdır. Banka kredisi kanalı; genişletici/daraltıcı bir
para politikası sonucu bankacılık sisteminin firmalar kesimine toplam kredi
verme yeteneğinin artması/azalması
şeklinde işler. Buna karşılık, bilanço kanalı ise, bankalardan kredi almış olan
firmalar kesiminin uygulanan para politikası sonucu bilançolarının değişiminden
dolayı kredi alma yeteneklerinin değişmesi yoluyla işler. Mesela faiz
oranlarındaki bir yükselmenin hisse senetlerinin değerini düşürdüğünü
varsayalım. Bu hem firmanın net değerini, hem de aldığı kredi karşılığı hisse
senedi teminat göstermiş ise, teminatlarının değerini düşürecektir. Böylece
alabileceği kredi miktarı azalacaktır[21].
5. Farklı Yaklaşımların Öngördükleri Parasal
Aktarım Mekanizması
Değişik yaklaşımların
öngördükleri parasal aktarım mekanizması farklıdır.
5.1 Keynesgil Yaklaşım
Bu yaklaşımda
alternatif yatırım araçlarının göreli getirileri, portföy seçimini etkileyen
tek faktör olarak kabul edilmektedir.
Merkez bankası ve
toplum için tatmin edici bir portföy komposizyonunda merkez bankası özel
kişilere ait portföylerden devlet tahvillerini açık piyasa işlemleri ile satın
alarak dolaşımdaki para miktarını arttırmaya çalışması portföy dengesini nasıl etkiler? Merkez
bankasının portföy kompozisyonunu değiştirmeyi istemesi, mevcut kompozisyonun
tatmin edici olmayışından kaynaklanır. Devlet tahvillerinin açık piyasa
işlemleriyle satın alımı para stokunu
arttırırken, servet sahiplerini ellerindeki gelir getiren aktiflerle nakiti
değiştirmelerini ikna etmek için tahvillerin fiyatını yükseltirken devlet
tahvillerinin sayısını azaltacaktır. Bunun net sonucu özel sektörün finansal
servetinin komposizyonunda değişme ve değerinde bir artış şeklinde olacaktır.
Çünkü tüm devlet tahvillerinin değeri yükselmiştir.[22]
5.2 Parasalcı Yaklaşımda Aktarım Mekanizması
Parasalcı iktisatçılara göre para arzındaki
değişiklikler ilk olarak ekonomik aktivite düzeyini etkiler. Monaterist
iktisatçılar Keynesyenlerin aksine para ve para politikasının iktisadi faaliyet
düzeyinin belirlenmesinde önemli bir
işleve sahip oluğunu iddia etmektedirler
[23].
Parasalcı yaklaşıma göre genelde para arzındaki bir değişme sonucu faiz
oranları yanında pek çok nispi fiyatta değişiklik olmaktadır. Yani yatırım
harcamalarının yanı sıra diğer tür
harcamalar örneğin tüketim harcamaları da
para politikası sonucu etkilenmektedir.
5.3 Yeni Klasik Parasalcı Okul
Rober Lucas ve
Thomas Sargent’in öncülüğünü yaptığı Yeni Klasik Parasalcı Yaklaşımda analiz
göreli fiyatlar teorisi üzerine kurulmuştur. Para arzı değişmelerinin orta
dönemde gelir düzeyini etkilemesinin ancak göreli fiyat hareketlerindeki yanlış
tahmin sonucu söz konusu olabileceği iddia edilmiştir.
Örneğin para arzı
%10 arttırıldığında kişiler fazla parayı mal ve hizmet alımında kullanarak
fiyatların yükselmesine neden olurlar. Üreticiler kendi ürünlerinin fiyat
artışını genel fiyatlar artışının üzerinde olduğu yanılgısı ile üretim ve dolayısı ile istihdamı arttırırlar.
Gerçeği anladıklarında üretim tekrar düşürülür.
Daha sonra Yeni
Klasik Parasalcı Yaklaşım, bilinçli beklentiler teorisi ile takviye edilmiştir.
Burada kişilerin beklentilerini, gerçekleşen politikalar ve diğer veriler
ışığında bilinçli bir şeklide oluşturdukları, bu nedenle gerçek fiyat artışları
ile beklenen fiyat artışları arasında farkın ancak rassal olabileceği , para
politikasının sadece beklenen fiyatları
etkileyebileceği, üretim ve istihdam üzerinde her hangi bir etki yaratmayacağı
savunulmuştur.
6. Sonuç
Başarılı para politikalarının oluşturulmasında anahtar nokta para politikasının aktarım mekanizmasının anlaşılabilmesidir. Parasal aktarım mekanizmasını çalışması faiz kanalı, servet kanalı ve kredi sınırlandırması kanalı olmak üzere başlıca üç kanal üzerinde gerçekleşmektedir. Eğer bir ekonomi likidite tuzağında ise parasal aktarım mekanizmasının faiz kanalı işlemeyecektir. Bir başka tehlike ise aktarım mekanizmasının servet etkisi kanalında kendisini gösterir. Aşırı bir davranış şekli olarak toplum dolaşımdaki ek nakitin tümünü gömülemeye karar verirse sonuçta ekonomide hiçbir etki hasıl olmayacaktır[24]. Son olarak parasal aktarım mekanizmasının kredi kanalı krediler ile diğer borçlanma enstrümanlarının bankaların ve firmaları bilançolarında birbirlerinin tam ikameleri olması durumunda çalışmayacaktır[25]. Para politikası belirleyicileri parasal aktarım mekanizmasının çalışmasını engelleyen tüm bu durumları gözden geçirmelidirler.
Kaynakça
Eichenbaum, M., “Some Thoughts on Practical Stabilization Policy”, American Economic Review,87(1997).
Bernanke, B. ve Blinder,A.,”The Federal Funds
Rate and the Channels om Monetary Transmission “, American Economic Review, 82(1992).
Fountas,S. ve Papagapitos,A.,”The Monatery
Transmission Mechanism: Evidence and Implications for European Monetary Union ”
, Economic Letters, 70(2001).
Samuelson,P.A., ve Nordhaus, W.D., Economics, 14. ed, Singapore: Mc Graw Hill,1992, s. 539.
Golinelli,R. ve Rovelli,R.,”Monetary Policy
Transmission, Interest Rate Rules and Inflation Targeting in Three Transition
Countries”, Journal of BAnking &
Finance, 29(2005).
Keyder, N., Para,
Ankara:2002.
Lipsey, R.G. ve diğerleri, İktisat,
çev. Ömer Faruk Batırel ve diğerleri, İstanbul: Bilim Teknik Kitapevi, s.228
Dornbusch.R ve Fisher,S., Macro Economics, 6.ed, Turkey: Mc Graw Hill,1994.
Froyen,R.T., Macroeconomics, 6.ed,USA: Prentice
Hall, 1998.
Osman z. Orhan, Seyfettin Erdoğan, Para Politikası, İstanbul:Avcı
Ofset,2003.
Parasız, İ., Para Politikası, Bursa:1988.
Ramirez, C.D, “Monetary Policy and Credit Channel in
an Open Economy”, International Review
of Economics and Finance, 13(2004).
İnan, E.A., “Parasal Aktarım Mekanizmasının Kredi
Kanalı ve Türkiye”, Bankacılar Dergisi,
39(2001).
Disyatat, P. ve Vongsinsirikul, P., “Monetary Policy
and the Transmission Mechanism in Thailand”, Journal of Asian Economics, 14(2003)
[1] Eichenbaum, M., “Some
Thoughts on Practical Stabilization
Policy”, American Economic Review,87(1997),236-239
[2] Bernanke, B. ve
Blinder,A.,”The Federal Funds Rate and the Channels om Monetary Transmission “,
American Economic Review, 82(1992),
901-921
[3] Fountas,S. ve
Papagapitos,A.,”The Monatery Transmission Mechanism: Evidence and Implications
for European Monetary Union ” , Economic
Letters, 70(2001), 397-404
[4] Samuelson,P.A., ve Nordhaus, W.D., Economics, 14. ed, Singapore: Mc Graw Hill,1992, s. 539.
[5] Golinelli,R. ve
Rovelli,R.,”Monetary Policy Transmission, Interest Rate Rules and Inflation
Targeting in Three Transition Countries”, Journal
of BAnking & Finance, 29(2005), 183-2001
[6] Keyder, N., Para , Ankara:2002,s. 388
[7] Lipsey, R.G. ve diğerleri, İktisat, çev. Ömer Faruk Batırel ve diğerleri, İstanbul: Bilim Teknik Kitapevi, s.228
[8] Dornbusch.R ve Fisher,S., Macro Economics, 6.ed, Turkey: Mc Graw Hill,1994, s. 126.
[9] Keyder,age, s. 388
[10] Lipsey ve Diğerleri ,age, s.229
[11] Dornbusch ve Fisher, age, s127
[12] Golinelli ve Rovelli, age,s.128
[13] Dornbusch ve Fisher, age, s127
[14] Froyen,R.T., Macroeconomics, 6.ed,USA: Prentice Hall, 1998, s.110.
[15] Keyder,age, s. 389
[16] Keyder,age, s. 390
[17] Dornbusch ve Fisher, age, s128
[18] Keyder,age, s. 390
[19] Parasız, İ., Para Politikası, Bursa:1988,s.107
[20] Ramirez, C.D, “Monetary
Policy and Credit Channel in an Open Economy”, International Review of Economics and Finance, 13(2004),363-369
[21] İnan, E.A., “Parasal
Aktarım Mekanizmasının Kredi Kanalı ve Türkiye”, Bankacılar Dergisi, 39(2001).
[22] Parasız, age, s.112
[23] Osman z. Orhan, Seyfettin Erdoğan, Para Politikası, İstanbul:Avcı Ofset,2003,s.191.
[24] Parasız, age, s.108
[25] Disyatat, P. ve
Vongsinsirikul, P., “Monetary Policy and the Transmission Mechanism in
Thailand”, Journal of Asian Economics,
14(2003), 389-418